Fırat: Yazılacak ortak rapor, soyut temennileri değil, hukuki dönüşümü tarif etmelidir

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis’te Kürt sorununun çözümü için kurulan komisyonun hazırlayacağı ortak raporun, güvenlikçi anlayıştan koparak hukuki ve siyasal dönüşümü esas alan bağlayıcı düzenlemeler içermesi gerektiğini vurguladı.

DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Kürt sorununun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyonun üyesi Celal Fırat, komisyonun hazırlayacağı ortak rapora ilişkin DEM Parti’nin yaklaşımını değerlendirdi.

Fırat, raporun tek taraflı devlet perspektifine sıkışmaması, güvenlikçi ve idari tedbirlerle sınırlı bir çerçeveye hapsedilmemesi gerektiğini belirterek, çatışmanın siyasal, toplumsal ve tarihsel boyutlarını dikkate alan kapsayıcı bir anlayışla kaleme alınmasının zorunlu olduğunu söyledi.

DEM Parti’nin bu sürece demokratik siyaset, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barış ilkeleri temelinde yaklaştığını ifade eden Fırat, hazırlanacak ortak raporun soyut temennilerden ibaret kalmaması; Ürk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve infaz yasası başta olmak üzere mevcut yasal düzenlemelerde köklü değişiklikler içeren, kayyım uygulamalarına son verilmesini ve demokratik siyasetin önünü açacak somut ve bağlayıcı bir yol haritası ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

Henüz ortak rapor yazımına geçilmemişken, DEM Parti açısından komisyonunun hazırlayacağı raporun olmazsa olmaz başlıkları nelerdir?

Partimiz, bu sürece demokratik siyaset, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barış ilkeleri temelinde yaklaşmaktadır. Komisyon raporunun, tek taraflı devlet perspektifine hapsolmadan; çatışmanın toplumsal, siyasal ve tarihsel boyutlarını dikkate alan kapsayıcı bir anlayışla yazılması gerektiğini ifade ediyoruz.

DEM Parti olarak, komisyonun ortak raporunun temel çerçevesinin eski ezberlere takılı kalmadan, sorunu sadece güvenlikçi ve idari tedbirlerle sınırlı tutan bir anlayıştan uzaklaşılarak açık biçimde ortaya konulması gerektiğini düşünüyoruz. Öncelikle hukuki ve siyasal çözüm iradesinin açığa çıkmasını; mevcut kanunlarda -özellikle TCK, TMK ve infaz yasasında- değişiklikler yapılmasını, kayyım politikalarına son verilmesini, cezaevlerindeki hukuksuzlukların giderilmesini, özgürlüklerin önünün açılmasını ve demokrasinin toplum üzerinde yarattığı yapısal sorunları ortadan kaldıracak düzenlemelerin net biçimde ortaya konulmasını olmazsa olmaz görüyoruz.

‘YASA DEĞİŞİKLİĞİNİN NİTELİĞİ, SÜRECİN NASIL ŞEKİLLENECEĞİNE DAİR YOL GÖSTERECEK’

Yazılacak ortak rapor, soyut temennilerden ziyade barış ve demokratikleşme sürecinin nasıl bir hukuki zemin üzerinde ilerleyeceğini tarif eden somut başlıklar içermelidir; çünkü hazırlanacak yasa değişikliklerinin niteliği, sürecin bundan sonraki yönünün nasıl şekilleneceğine yol gösterici olacaktır.

Partimiz, raporda demokratik katılımın, ifade özgürlüğünün, örgütlenme hakkının ve siyasal alanın genişletilmesine yönelik açık tespit ve önerilerin yer almasını; cezasızlık, keyfilik ve istisna rejimi üreten uygulamaların son bulmasını temel bir ilke olarak görmektedir. Bu yaklaşım, komisyonun hazırlayacağı raporun yalnızca bir değerlendirme metni değil, yeni bir yasal ve siyasal dönemin önünü açabilecek nitelikte bağlayıcı bir yol haritası olması gerektiği anlayışına dayanmaktadır.

İktidarın ve diğer partilerin şimdiye kadar açıkladığı ya da komisyonda dile getirdiği demokrasi, toplumsal barış ve kardeşlik yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? DEM Parti’nin bu metinlerle örtüşen ve ayrışan temel noktaları neler?

İktidarın ve komisyonda yer alan diğer partilerin bugüne kadar dile getirdiği demokrasi, toplumsal barış ve kardeşlik yaklaşımlarının büyük ölçüde temenniler düzeyinde kaldığını, sorunun siyasal ve hukuki boyutuyla yüzleşmekten kaçındıklarını söyleyebilirim. Bize göre bu yaklaşım, yine çoğunlukla güvenlik eksenli çerçeveden bakan, mevcut hukuksuzlukları sorgulamayan ve devlet merkezli bakış açısını aşmayan bir sınırda tutulmaktadır.

Demokrasi ve kardeşlik vurguları sadece “Terörsüz Türkiye” sığlığına hapsedilerek; silahların susmasını ve örgütün feshine endekslenmiş bir hatta, palyatif birkaç düzenleme ile sürecin tamamlanması niyetinde olan gaflet bir anlayışı özellikle yandaş basında örmeye çalışan sözcüler ve kalemler olduğunu açıkça görüyoruz.

‘DİĞER PARTİLERİN RAPORLARI DERİNLİKTEN VE CESARETTEN UZAK’

En basitinden, demokrasi ve kardeşlik kavramlarının hangi haklar, hangi özgürlükler veya hangi hukuki düzenlemeler üzerinden hayata geçirileceğine dair somut ve bağlayıcı bir yaklaşım ortaya konulmamaktadır. Bu yönüyle, diğer partilerin komisyona sunduğu raporların gerçek bir toplumsal barış sürecini inşa edecek derinlikten ve cesaretten uzak olduğunu ifade etmek gerekiyor.

Partimizin diğer partilerle asgari düzeyde örtüştüğü nokta, çatışma döneminin sona ermesi ve bir arada yaşama iradelerinin güçlendirilmesidir. Ancak temel ayrıştığımız noktalar oldukça fazladır; düşünün ki “barış” demekten bile imtina eden bir yaklaşımla karşı karşıyayız.

Sürecin hukuki ve siyasal dönüşüm gerektirdiği konusunda diğer partilerin net bir duruşu ortaya çıkmamıştır. İktidar ve diğer partilerin yaklaşımlarında mevcut TCK, TMK ve 5275 sayılı infaz yasasında zorlama ifadelerle kısmi değişiklikler yapılabileceği ifade edilirken; partimiz, bu yasaların bizzat sorunun parçası olduğunu ortaya koyuyor ve bunlar kaldırılmadan veya esaslı değişiklikler yapılmadan, ayrıca yeni bir çerçeve yasa yapılmadan gerçek bir demokratikleşmenin mümkün olamayacağını savunmaktadır.

Farklı siyasi aktörlerin bakış açıları bir araya geldiğinde, sizce ortaya çıkabilecek gerçekçi ortak zemin neresi? DEM Parti, bu ortak raporun sadece temennilerden ibaret kalmaması için hangi somut adımların ve bağlayıcı mekanizmaların yer almasını savunuyor?

Farklı siyasi aktörlerin bakış açıları bir araya geldiğinde ortaya çıkabilecek gerçekçi ortak zeminin, soyut “kardeşlik” ve “birlik” söylemlerinin ötesine geçerek hukuki ve siyasal bir çerçevede asgari uzlaşı noktalarının somut olarak ete kemiğe bürünmesi gerektiğini ifade edebilirim.

Şunu açıkça söylüyoruz: Gerçekçi bir zemine ulaşmanın ilk adımı, herkesin kendi pozisyonunu koruduğu ve sorunun güvenlikçi yöntemlerle çözülemeyeceği gerçeğini kabul etmekle başlar. Komisyon çalışmalarında her ne kadar farklı yaklaşımlar dile getirilse de çatışmasızlık, demokratik siyaset alanının güçlendirilmesi ve toplumsal barış ihtiyacının kabul edilmesi, sınırlı da olsa ortak bir başlangıç zemini imkanı sunuyor bize.

DEM Parti olarak, ortak raporun yalnızca iyi niyet beyanlarıyla sınırlı kalmaması için somut ve bağlayıcı adımların açık biçimde tarif edilmesini savunuyoruz. Bu kapsamda raporda, başta TCK, TMK ve infaz yasası olmak üzere kapsamlı değişiklikler ile yeni bir entegrasyon yasası ihtiyacının açıkça ifade edilmesi; hasta ve infazı yakılan tutukluların bırakılması, kayyım uygulamalarına son verilmesi gerektiği açıkça yer almalıdır. Partimiz, hazırlanacak raporun direkt olarak ihtisas komisyonlarında ele alınmasını ve bunun Meclis süreciyle birlikte bir takvime bağlanması gerektiğini zorunlu görüyor.

Ayrıca raporun, demokratik katılımı ve siyasal hakları genişletecek güvenceler içermesini ve keyfi uygulamalara son verecek bağlayıcı ilkelere yer verilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

Partimiz açısından bu yaklaşım, komisyon raporunun sembolik bir metin olmaktan çıkarak toplumsal barış ve demokratikleşme sürecini gerçekten ilerletecek bir yol haritasına dönüşmesinin temel koşulu olarak değerlendirilmektedir.

2026 yılı halklarımıza barış getirmesini diliyoruz; ama bunu temenninin ötesine geçerek, birbirimizin elinden tutarak, empati kurarak, inkar yerine birbirini anlayarak ve sorunu nesnel, çözüm odaklı bir biçimde ele alarak sağlayabiliriz.