GÖRÜNTÜLÜ

Hafıza ve raporlama şart: Tahrip edilen mezarlıklar kitlesel ziyaret edilmeli!

Ölüye Saygı İnisiyatifi Aktivisti Avukat Muhittin Muğuç, bombalanan ve cenazelerin akıbetinin bilinmediği mezarlıkların hafıza oluşturma ve suçları belgeleme açısından kitlesel bir şekilde ziyaret edilmesi çağrısında bulundu.

MUHİTTİN MUĞUÇ

Geçtiğimiz yıllarda tahrip edilen ve aradan geçen on yılın sonunda yasakların gevşemesi ile açığa çıkan mezarlık tahribatları hala etkili bir şekilde ele alınmıyor.

Kürdistan'ın birçok kentinde, dağında bulunan ve HPG ile YJA Star gerillalarının gömülü olduğu mezarlıklar 2016 ile 2017 yılları arasında bombalandı. Bombalandıktan sonra kepçelerle tahrip edilen mezarlıklar on yıldır sivil girişlere yasak. On yılın ardından mezarlıklara gidebilen aileler özellikle Besta ve Herekol şehitliğinde cenazelerini dahi bulamadı. Akıbeti belli olmayan cenazeler ve savaş suçu olarak tarihe geçen mezarlıkların ziyaret edilmesi ve incelenmesi konusunda konuşan Ölüye Saygı İnisiyatifi Aktivisti Avukat Muhittin Muğuç, "Mezarlıklara kitlesel bir ziyaret yapılmalı. İnceleme ve raporlama ile bir hafıza oluşturulmalı" dedi.


'HEM HUKUK HEM DE İNANCA AYKIRI GİRİŞİMLER'

İlk olarak inisiyatifin edindiği temel ilke ve misyonunu anlatarak sözlerine başlayan Muhittin Muğuç, “Ölüye Saygı İnisiyatifi, bir kişinin hayatını kaybettiği andan itibaren artık tüm dünyevi tartışmalardan azade olduğunu kabul eden ve bu anlayışla hareket eden bir platformdur. Yani kimliği, politik duruşu, hayattaki konumu ne olursa olsun; hayatını kaybeden bir kişinin artık bu dünya ile ilişkisi kesilmiş olduğundan, dünyevi tartışmaların konusu haline getirilemeyeceğini savunuyoruz" dedi.

Muğuç, Türkiye ve Ortadoğu genelinde ölüye ve ölünün yakınlarına yönelik kötü muamele ve gayri insani yaklaşımların yaygın olduğunu belirterek, “Bunu özellikle Kürt halkının evlatları olan ve PKK’ya katılım sağlamış kişilerin cenazeleri üzerinde çokça görüyoruz. Devletin ilgili temsilcileri veya bu konuda kendine rol biçen kişiler, ölüye ve ölünün hatırasına dönük ciddi anlamda saygısızlık içeren, hukuka ve inançlara aykırı girişimlerde bulunuyor” dedi.

'SALDIRILAR SİSTEMATİK HALE GELDİ'

Muğuç, 1990’lı yıllardan itibaren aktarılan örneklerin yanı sıra kendi tanıklık ettikleri olayları da anlattı: “2013–2016 şehir çatışmalarında Hacı Lokman Birlik’in cenazesinin zırhlı araçla sürüklenmesi, Taybet Ana’nın cenazesinin günlerce sokakta kalması, Cemile Çağırgan’ın cenazesinin sokağa çıkma yasağı nedeniyle evde buzlukta bekletilmesi gibi olaylar hâlâ hafızalarımızda. Bunlar sivildi. Bir de politik kimliği olan PKK gerillalarının cenazeleri vardı. Onların defnedilebilmesi için Kürdistan’ın bazı dağ ve ovalarında, ailelerin ziyaret edebileceği mezarlıklar halk ve o dönemin yerel yönetimleri tarafından yapıldı. Hukuki anlamda mezarlık statüsü olmasa da bu yerler halk için açıkça mezarlıktır.”

Muğuç, Türkiye’de mezarlıklar ve ölüye yönelik mevzuat eksikliğine dikkat çekerek, “2016’da Garza Mezarlığı’nda, 2017–2021 yılları arasında da farklı köylerde politik kimliği olan kişilerin mezarlarının kolluk kuvvetleri veya kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildiğini; bazen de resmi emirle yıkıldığını biliyoruz. Yakın zamanda Lice’de Önkol ailesinin hayatını kaybeden bireylerine ait mezarların hedef alınması, Cizre’de defnedilmek istenen bir cenazenin kolluk güçlerince engellenmesi bu duruma örnektir” dedi.

'ÖLÜYE SAYGIYLA DEMOKRATİK TOPLUMDAN BAHSEDEBİLİRİZ'

Muğuç, bu uygulamaların hukuka, uluslararası teamüllere ve insan vicdanına aykırı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu tutumlar, devletin Kürt halkının barış, demokratik toplum ve bir birlik içinde entegrasyon talebini anlamadığını gösteriyor. Kürtler öncelikle barışın sağlanmasını istiyor ve bunun da temel hak ve özgürlüklerin tanınmasıyla mümkün olduğunu söylüyor. Hayatta olanların hakları olduğu gibi, hayatını kaybedenlerin de anısına ve hatırasına dönük hakları vardır. Bu sağlandığında demokratik bir toplum inşa edilebilir.”

'MEZARLIKLAR KİTLESEL BİR ŞEKİLDE ZİYARET EDİLMELİ'

Muğuç, hafıza oluşturma ve belgelemeye yönelik ciddi bir eksiklik olduğuna dikkat çekerek şu çağrıyı yaptı: “Maalesef arşivleme, kayıt tutma, hafıza edinme konusunda siyasi partiler, demokratik mücadele yürüten sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri ciddi anlamda eksik. Barolar, ÖHD, İHD gibi kurumlar da dahil olmak üzere, tüm bu yapıların belgelemeye daha çok önem vermesi gerekiyor. Öncelikle bu mezarlıklara gidip hasarı ve verilen zararı tespit etmeleri, hukuka ve insan haklarına aykırılığını ortaya koymaları gerekir. Bu nedenle kitlesel bir ziyaret ve inceleme çağrısı yapıyoruz.”

'MANEVİYATA DÖNÜK SALDIRILAR DURMALI'

Muğuç, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Barışın sağlanabilmesi için devletin ve devlet temsilcilerinin, hayattaki insanlara nasıl yaklaşıyorsa ölüye de aynı saygıyla yaklaşması gerekiyor. Mezarlıkların tahrip edilmesi, cenazelerin defnine ve taziyelere engel olunması gibi uygulamalar hem hukuka hem insanlığa aykırıdır. Artık herkesin maneviyatında derin izler bırakan bu meselede, ölüye de hak ettiği saygının gösterilmesini istiyoruz.”