Hatimoğulları: Demokratik İslam çizgisi, bu toprakların sorunlarının çözümüne ışık tutacaktır

Tülay Hatimoğulları, Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu 1. Olağan Kongresi’nde konuşarak, “İslam’ın kendi değerleriyle demokratik bir zeminde buluşturulması çok önemli” dedi ve 21. yüzyılın Muaviyelerine karşı birlikte mücadele çağrısı yaptı.

TÜLAY HATİMOĞULLARI

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu’nun kongresinde “demokratik İslam” vurgusuyla, sömürgeci-tekçi politikaların mezhep çatışmalarını kışkırttığını belirterek barış, eşit yurttaşlık ve hukuki düzenlemeler çağrısı yaptı.

Çand Amed’de düzenlenen Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu 1. Olağan Kongresi’ne katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kongrede yaptığı konuşmada çalışmanın “tarihi ve önemli” olduğunu belirtti. Hatimoğulları, erken İslam dönemlerinden sonra sömürgeci güçlerin Ortadoğu ve Afrika’da dinleri ve inançları karşı karşıya getirerek mezhep savaşlarını kışkırttığını, bunun yüzyıllardır coğrafyaya “kan ve acı” taşıdığını söyledi.

“SİYASAL İSLAM ADINA KATLİAM YAPAN ÖRGÜTLERLE HESAPLAŞMALIYIZ”

Tülay Hatimoğulları, bölgede son yıllarda siyasal İslamın yarattığı yıkıcı sonuçlarla karşı karşıya olunduğunu ifade ederek, IŞİD, El Nusra, El Kaide ve Boko Haram gibi örgütlerin “siyasal İslamın arkasına sığınarak kardeş kanı döktüğünü” dile getirdi. Bu tabloya karşı “demokratik İslam çizgisinde buluşmanın” önemine işaret eden Tülay Hatimoğulları, “İslam’ın en önemli değerlerinin içini boşaltan bu örgütlenmelere karşı güçlü bir şekilde demokratik İslam çizgisinde buluşulması çok önemli. İslam’ın kendi değerleriyle demokratik bir zeminde buluşturulması çok önemli” dedi.

“21. YÜZYILIN MUAVİYELERİNE KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE”

Konuşmasında adalet vurgusu yapan Tülay Hatimoğulları, Hz. Muhammed’in “Birbirinize zulmetmeyin” sözünü hatırlatarak “bu coğrafyayı zulümden kurtarma” çağrısı yaptı. “Ne yazık ki 21. yüzyılın Muaviyeleri ile karşı karşıyayız” diyen Tülay Hatimoğulları, bu dönemin mücadele hattının da “birlikte” örülmesi gerektiğini söyledi. Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın da bu ihtiyaçla buluştuğunu ifade etti.

“DEMOKRATİK TOPLUMU HER ALANDA İNŞA ETME SORUMLULUĞU”

Tülay Hatimoğulları, Önder Apo’nun çağrısıyla birlikte demokratik toplumun her alanda inşasının görev olduğunu belirterek, “Demokratik İslam çizgisinin inşasını, güçlenmesini ve toplumda zuhur etmesini sağlamak” gerektiğini kaydetti. Kürt sorununun “ülkenin kadim ve hakiki meselesi” olduğunu vurgulayan Tülay Hatimoğulları, sürecin ikinci aşamasında “hukuki adımların, barış ve demokrasi yasalarının” gündemde olduğuna dikkat çekti.

Tülay Hatimoğulları, Türkiye’de tesis edilecek bir barışın Suriye’deki barışa da kapı aralayacağını belirterek, Suriye’de Alevi ve Dürzilerin hedef alındığını söyledi. Kürtlerin Suriye’de ademimerkeziyetçi ve kadın özgürlükçü bir anlayışla, halkların ve inançların ortak yönetim modelini savunan bir çizgide varlık göstermesinin “büyük bir şans” olduğunu ifade etti.

“DİN BEZİRGANLIĞINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, uyuşturucu, açlık ve yoksulluğun hiçbir din tarafından kabul edilemeyeceğini söyleyen Tülay Hatimoğulları, “Mevcut iktidar siyasal İslamı kullanarak ‘Mümin sabreder’ diyor; açlığı kader olarak görmeyiz, mücadele ederiz” dedi. “Din bezirganları din kardeşliğini istismar ediyor” ifadelerini kullanan Tülay Hatimoğulları, bu anlayışa karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.

Tülay Hatimoğulları, Kürtlerin anadilde özgürce ibadet edebilmesi, kamusal alanda Kürtçe Kur’an okuyup vaaz verebilmesi gerektiğini vurguladı. Cenazelere ve taziyelere müdahaleleri de eleştiren Hatimoğulları, “Ölüye saygı her şeyden önce gelir” diyerek bu uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısını yaptı.

“YOKSULLUK KADER DEĞİL”

Konuşmasında Hikmet Kıvılcımlı’nın dinin egemenler tarafından yozlaştırıldığı ve “yoksulluğun kader olmadığı” yönündeki değerlendirmelerine atıf yapan Tülay Hatimoğulları, adil gelir dağılımı, eşit yurttaşlık, cinsiyet eşitliği ve “insan ve doğa için adalet” başlıklarını barışın temel zemini olarak sıraladı.

Tülay Hatimoğulları konuşmasının sonunda, zulme karşı direnmenin ve adalet-barış talep etmenin hak olduğunu vurgulayarak, “Kürt’ün anadili için verdiği mücadele haktır” dedi; kongre çalışmalarının “hakikatin meşalesini büyütmesini” dileyerek kongreyi tebrik etti.