‘Heval Rıza hem komutanım, hem öğretmenim hem de yoldaşımdı’
Şehit Rıza Altun’u "PKK’nin kütüphanesi gibiydi" diye anlatan Mücadele arkadaşlarından Gürcan Komata, “Heval Rıza hem komutanım, hem öğretmenim, hem yoldaşım hem de ruhumdu” dedi.
Şehit Rıza Altun’u "PKK’nin kütüphanesi gibiydi" diye anlatan Mücadele arkadaşlarından Gürcan Komata, “Heval Rıza hem komutanım, hem öğretmenim, hem yoldaşım hem de ruhumdu” dedi.
Mücadele arkadaşlarından Gürcan Komata, PKK’nin 12. Kogresi'nde şehit düştüğü açıklanan öncü kadrolardan Rıza Altun’u anlattı.
25 Eylül 2019 tarihinde şehit düşen Rıza Altun’un şehadetinin hem hareket, hem halk hem de Önder Apo için çok büyük bir kayıp olduğunu belirten Gürcan Komata, Rıza Altun’un bilinçli, tecrübeli ve örnek bir komutan olduğunu vurguladı.
Mücadele arkadaşlarından Gürcan Komata, şehit düştüğü güne kadar tüm yaşamını Kürdistan devrimine, PKK devrimine adayan Rıza Altun’u şu sözlerle anlattı:
Öncelikle heval Rıza Altun, heval Fuat (Ali Haydar Kaytan) ve heval Kara Ömer (Haydar Altun) şahsında tüm Kürdistan devrimi şehitlerini saygıyla anıyorum, anıları önünde eğiliyorum.
Heval Rıza’yı 1993 yılında Şam’da tanıdım. Önderliğin olduğu evde ilk gördüğümde, Önderlik her zaman zindan direnişini ve zindandaki yoldaşların nasıl bir yaşam sürdürdüğünü anlatırdı. Heval Rıza Önderlik ile hem samimiydi hem de ciddiydi. Heval Rıza’nın uzun bir süre sonra cezaevinden çıkıp Şam’a gelmesi bir coşku ve moral yaratmıştı. Heval Rıza’nın adını çok duymuştum ama o zamana kadar görmemiştim. Çok merak ediyordum kendisini. Kemal Pir, Mazlum Doğan, heval Rıza ve Mehmet Karasungur’dan çok bahsedilmişti; özellikle Hilvan, Siverek, Ankara, Dersim, Antep’teki pratikleri çok anlatılırdı. Yani arkadaşlar heval Rıza’nın yaptığı eylemlerden sürekli bahsediyordu bu da bende büyük bir merak uyandırmıştı. Bu merakım sonucunda Şam’da kendisini gördüm, daha sonra da Lübnan’da bir arada bulunduk. Önderliğe karşı çok saygılıydı, tartışmalar yürütüldüğünde Önderlik soru sorardı, o cevap verirdi. Rêber Apo zindan direnişlerinden bahsederken heval Rıza’ya, "Kin ve nefretinizi düşmana, Türk devletine karşı kullanmalısınız" diyordu.
Yaşamıyla, duruşuyla, tavırlarıyla heval Rıza’nın üzerimde etkisi çoktur. Lübnan’da birçok kez eğitim de verdi. Eğitimin arkadaşlar tarafından iyi anlaşılması ve etkili olması için çok çaba sarf ediyordu. Üslup, tarz, yöntem konusunda çok etkileyiciydi zaten. Heval Rıza Altun, Mazlum Doğan’ın, Kemal Pir’in, Mehmet Hayri Durmuş’un yanında kalmıştı; bu yüzden arkadaşlar kulaklarını dört açıp onu dinliyorlardı. Heval Rıza’yı o dönem çok iyi tanıma fırsatım olmadı ama daha sonra farklı tarihlerde, birçok alanda karşılaşıp sohbet etme imkanımız oldu. Hani derler ya;
yaşam çeşmesi ya da hayatın romanı diye... Heval Rıza için bunu söyleyebilirim. 1994-95 yılları arasında 5. Kongre'de Heftanîn’de birlikte kaldık. Kongrede görüşlerini dile getirdiği zaman tüm arkadaşların dikkatini çekerdi. Ortadoğu’ya, Avrupa’ya, tarihe, topluma ya da Türk devletine dair görüşleri tüm arkadaşlar üzerinde bir etki yaratıyordu. Çünkü heval Rıza, hem zindanda hem Önderliğin yanında kalmıştı, hem de artık gerillaydı. O dönem heval Rıza’yı daha yakından tanıdım, arkadaşlarla iletişimini, kadın arkadaşlarla iletişimini gördüm.
İMKANSIZLIKLAR İÇİNDE PKK’Yİ YARATTILAR
Heval Rıza şehit düştüğü güne kadar ömrünü, yaşamını Kürdistan devrimine, PKK devrimine adadı. Yaşamı zindanda, dağda geçti. 5., 6. ve 7. Kongre'de birlikte kaldık. Daha sonra Xinêre, Garê ve Qendîl’de birlikte kaldık. Heval Rıza PKK’nin kütüphanesi gibiydi. Rêber Apo, birçok kez Kemal Pir ve Mazlum Doğan için, "Kütüphane gibilerdi" demişti; heval Rıza Altun da öyle biriydi. Heval Rıza imkansız koşullarda bile yeni bir yaşam yaratabilirdi. Özelliklerinden biri buydu.
İkincisi; çok sistemli ve düzenli yaşıyordu. Rêber Apo, Mazlum Doğan, Kemal Pir ve Mehmet Hayri Durmuş gerçekliğini hem kendi şahsında, hem yoldaşlarında hem de halkta yaşatmak istiyordu. Toprakla, ekip biçmeyle uğraşırdı, diplomasi çalışmaları, siyasi çalışmalar yürütürdü.
Elbette her insanın iyi yönleri olduğu kadar eksik ve yanlış yönleri de var. Fakat yaşamda, sohbette hatta yemekte bile anılarını anlatırdı heval Rıza. Zindan anılarını, devrim anılarını, gerilla anılarını anlatırdı. İmkansızlıklar içerisinde PKK’yi nasıl yarattıklarını anlatırdı, bir kitap bile elde edene kadar birçok zorluk çekmişler. Bir gün bana; ‘Kemal Pir benim dünyamdır. Sana bakıyorum, duruşuna, tavrına; eğer heval Egîd senin dünyan ise Kemal Pir de benim dünyam’ dedi. Heval Rıza da bizim için öyle. Hem dünyam hem ruhum.
Heval Rıza’ya baktığında acaba sert mi görünüyor diye düşürdü insan ama bir gün ona, "Heval Rıza sen aslında çok duygusalsın, fakat dışarıdan bakınca öyle görünmüyorsun’ dedim. "Mağlup olmak ölümdür" diyordu, Önderlik de böyle söylerdi. Çünkü Önderlik voleybol veya futbol oynarken onu izlediğimizde, "Mağlup olmak ölümdür, mağlup olmamamız lazım" derdi bize.
Heval Rıza bizim için bir romandır, bir bilim insanıdır. Biz soğanı doğradığımızda bazen katmanlarını fazla atardık ama o sadece üstündeki kabuklarını atardı, bu şekilde değerleri savunurdu. Bu şekilde değerlere sahip çıkardı. Yani gözü gibi sahip çıkardı değerlere.
Arkadaşlara karşı yaklaşımını, duruşunu, tavrını görünce komutan ya da yetkili olduğunu anlamazdınız. Pratiklerinde yetki ve etkiyi bir yapardı. Herkese hizmet ederdi. O kadar bilinçli, tecrübeli ve örnek bir yoldaştı.
Ortadoğu’da en üst düzeyde diplomasi çalışması yürütürdü. Hem devletlerle, hem partilerle, hem toplumla, hem aşiretlerle... Diplomasi çalışması dediğiniz zaman düşüncede, siyasette, felsefede, politika yürütmede güçlü olmalısınız ki bu çalışmayı yürütebilesiniz. Heval Rıza da şehit düşmeden önce diplomasi çalışması yürütüyordu. Önderlik, heval Mazlum Doğan, Kemal Pir, Egîd nasıl yaşadıysa heval Rıza da öyle yaşıyordu; çünkü bu arkadaşlarla birlikte kalmıştı. Her dakikasını, saatini, gününü, ayını, yılını çok sistemli, programlı, bilinçli yaşardı. Asla zamanını boşa harcamazdı. Ne zaman okuyacağı, ne zaman bilgisayara bakacağı, ne zaman yemek yapacağı, ne zaman arkadaşlarla, halkla ya da gazetecilerle konuşacağı belliydi. Hepsi düzenli ve sistemliydi. Çünkü yaşam sistemini Önderlikten, Kemal Pir’den almıştı.
Önderliği, heval Mazlum Doğan’ı, Kemal Pir’i yaşatmak, herkese anlatmak için çok çabalardı. Eski paradigmada Kürdistan Devriminin Yolu kitabını ezberlemişti; yeni paradigmayı da en fazla okuyan, en iyi anlayan, en iyi yaşatan ve yürüten yine oydu. Hepsini ezberlemişti. Örneğin; 2009 yılında heval Rıza bize iki devre eğitim verdi. Verdiği eğitim ile de PKK’de yeni paradigmaya, Savunmalara en fazla hakim olan kişilerden biriydi. Beni çok etkilemişti. Çünkü saatlerce fikir üretirdi, arkadaşlarla tartışmalar yürütürdü, sohbet ederdi. Heval Rıza’nın eğitimlerde bir gün bile bir arkadaşa sert üslupla yaklaştığını görmedim. Kadın arkadaşlar da ona soru sorardı, görüşlerini bildirirlerdi. O arkadaşlardan bazıları şehit düştü, bazıları hala yaşıyor. Mesela onlardan biri Jîn’di, Rojhilatlıydı. Altı ay boyunca eğitimde kaldı bir gün ne bir soru sordu, ne bir şey konuştu fakat en son Zagros’ta bombasını kendisinde patlatarak fedai eylem yaptı.
ÇOK BÜYÜK BİR KAYIP
Heval Rıza’nın özelliklerinden biri de insanları çok sevmesiydi. Belki uzaktan tanıyanlar "sert görünüyordu" diyebilirler ama ben öyle bir şeyini görmedim. Çünkü onunla çok kaldım. Heval Rıza PKK devriminin öncü kadrolarıyla yaşadı, heval Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Ferhat Kurtay, Akif Yılmaz, Ali Çiçek, Haki Karer, Sakine Cansız, Besê Anuş, Azime Demirtaş, Bêrîvan ve Zîlan’a kadar. Ben bir gün bile heval Rıza’nın bir kadın arkadaşı kırdığını görmedim. Sadece arkadaşlara karşı değil halka karşı da öyleydi.
2008 yılında bir gün bana, "Şekîf Dağı'na gideceğiz" dedi. Akşam 6’da yola çıktık, sabah 5’te Şekîf’teydik. Kürdistan dağlarını ve şehirlerini çok merak ediyordu, görmek istiyordu. Şekîf’te fotoğraf çektik.
Heval Rıza fikirleri dile getirmenin, tartışmanın usul ve yöntemini çok iyi biliyordu. Mesela 6. Kongre'de Önderliğin de heval Rıza’dan beklentileri çok fazlaydı. Halkın da, partinin de, arkadaşların da beklentileri çoktu. Çünkü Önderlik esir alınmıştı. Heval Rıza Önderliğin, şehitlerin, PKK’nin savunucusuydu; üzerine düşen hiç bir görevi "yapmam" ya da "yapamam" dememiştir.
Kadın arkadaşlara çok büyük değer verirdi. Kadın hareketinin ortaya çıkışı, bu şekilde gelişmesi, bu noktaya gelmesi, bu kadar büyümesi, bu kadar gelişmesi, bu kadar sahiplenilmesi Rêber Apo ve şehitler sayesindedir. Heval Rıza gibi yoldaşlar da kadın hareketine bu denli sahip çıktı. Heval Egîd’in halkla, arkadaşlarla iletişimi, üslubu, hareketleri, hatta ahlak ve terbiyesi Önderlik çizgisi üzerindeydi. Heval Egîd, Rêber Apo çizgisini, felsefesini hem şahsında hem de pratiğinde yaşatıyordu. Bu şekilde arkadaşlar üzerinde büyük bir etki bırakıyordu. Bu yüzden heval Egîd dünyamdır, bir diğeri de heval Rıza’dır.
Heval Rıza hem ruhum, hem dünyamdır. Akıl, tecrübe, bilinç, yaşam tarzı konusunda ondan birçok şey aldım. Benim üzerimde çok büyük bir etkisi var. Hem komutanım, hem öğretmenim, hem yoldaşım, hem de ruhumdu. Şehadeti heval Egîd’in şehadeti kadar etkiledi beni. Heval Egîd şehit düştüğünde çok zorlandık gerçekten. Heval Rıza gerçekliğini, yaşam gerçekliğini, duruşunu, tavrını, bilgeliğini, emeklerini, çalışmalarını dile getirmek çok zor, etkisinden çıkamıyorum.
Bizim için, halkımız için, partimiz için, Önderliğimiz için gerçekten büyük bir kayıp oldu. Heval Fuat’ı 1985 yılında Heftanîn’de, heval Kara Ömer’i de 1989 yılında Cûdî'de görmüştüm. Bu yüzden yaşamlarıyla, duruşlarıyla, tartışmalarıyla, sohbetleriyle üzerimde çok büyük bir etki yaratmışlardı. Bizim için en doğru olan şey, heval Rıza’yı beynimizde, ruhumuzda, yaşamımızda, pratiklerimizde yaşatmaktır.
Çoğu arkadaş belki yenidir, heval Rıza’yı tanımamışlardır, onunla kalmamışlardır. Belki kim olduğunu bile bilmiyorlardır ama inanıyorum ki heval Rıza ile kalan her arkadaş hem Hareket'te, hem de halk arasında onu anlatacak, onu yaşatacaktır.
Heval Rıza gibi yoldaşlar bizim için şehit düşmediler, yaşıyorlar, ölümsüzlerdir. Onları her zaman yaşatacağız. Heval Rıza, heval Fuat, heval Kara Ömer ve diğer şehitlerimizi yazılarla, çekimlerle, röportajlarıyla yaşatmamız lazım ki, herkes nasıl bir savaş verildiğini, nasıl bir direniş sergilendiğini bilsin. Sadece Kürt halkına değil tüm insanlığa onları anlatmalıyız. Ancak bu şekilde şehitlerimizi yaşatabiliriz, onlara sahip çıkabiliriz. Çünkü en büyük değerlerimiz, kırmızı çizgimiz şehitlerimiz ve Rêber Apo’dur. Bu vesileyle tüm Kürdistan devrim şehitleri önünde saygıyla eğiliyorum.”