Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, “Gurban Grubu” kararlarına dair CM/ResDH (2025)264 sayılı ara kararını açıkladı.
Bakanlar Komitesi’nin “umut hakkı” ile ilgili kararını, Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (Turkey Human Rights Litigation Support Project- TLSP) Türkiye Direktörü Avukat Ayşe Bingöl Demir ajansımız için değerlendirdi.
‘KOMİTE YAPISAL SORUNLARA DİKKAT ÇEKİYOR’
Bakanlar Komitesi kararının, ulusal ve uluslararası hukuk örgütlerinin ve baroların yaptığı 9.2 Kural bildirimindeki yapısal sorunlara işaret ettiğini belirten Ayşe Bingöl Demir, şunları söyledi:
“17 Eylül 2025 tarihli CM/ResDH (2025) 264 sayılı ara karar, TLSP, ELDH, MAF-DAD ve LLG tarafından; ayrıca ÖHD, İHD, TİHV, TOHAV, ÇHD, CİSST, Diyarbakır Barosu, Van Barosu, Şırnak Barosu, Hakkari Barosu ve Urfa Barosu tarafından sunulan Kural 9.2 bildirimlerin altını çizdiği gibi, aralarında AİHM’in Öcalan (2) kararının da bulunduğu Gurban Grubu kararlarının Türkiye tarafından uygulanması kapsamında, ‘Terörle Mücadele Kanunu’ ve ‘Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar’ çerçevesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen mahpusların herhangi bir ceza gözden geçirme mekanizmasına erişiminin olmamasından kaynaklanan ve hâlâ devam eden yapısal soruna dikkat çekiyor.”
‘DEĞİŞİM İRADESİNİ TEŞVİK EDİYOR’
Türk devletinin yasal değişiklikler ve reformlar yapması gerektiğinin Komite tarafından eleştiri konusu edildiğini hatırlatan Ayşe Bingöl, “Komite, Türkiye’nin bugüne kadar gerekli yasal veya diğer önlemleri almamış olmasını eleştiriyor ve bu konuda acil olarak adım atılması çağrısında bulunuyor. Mevcut eylem planlarına ve devam eden diyalog sürecine de işaret eden Komite, bu konuda bir değişim iradesini teşvik ediyor ve reform gerekliliğine ilişkin siyasi baskıyı sürdürüyor” diye belirtti.
Ayşe Bingöl, Kural 9.2 kapsamında hukuk örgütlerinin yaptığı bildirimlerin, Komite ara kararında TLSP, ELDH, MAF-DAD ve LLG gibi uluslararası hukuk örgütlerinin bildirimindeki analizlerle bağlantılı olduğunu ekleyerek şöyle devam etti:
“Komite, ara kararda Sözleşme’ye, AİHM içtihadına ve Avrupa Konseyi üye ülkelerindeki olumlu uygulamalara açıkça atıf yaparak, bunlarla uyumlu bir reform gerekliliğine işaret ediyor ve cezanın infazından itibaren en geç 25 yıl içinde gözden geçirme yapılmasını öngören uluslararası eğilime dikkat çekiyor. Diğer Avrupa Konseyi üyesi devletlerin örneklerinden ilham alınması çağrısı, TLSP, ELDH, MAF-DAD ve LLG tarafından sunulan 9.2 bildirimlerinde yer alan örnek uygulama analizleriyle de bağlantılı.
Mahkeme standartları aynı zamanda, 9.2 bildirimlerinde tartışılan zamanında ve periyodik gözden geçirme, yargısal denetim, bireysel değerlendirme ve usuli güvenceleri içeren nitelikli bir mekanizmaya yönelik asgari standartların gerekliliğini de beraberinde getiriyor.
Karar kapsamında Komite, Türkiye’den Haziran 2026’ya kadar bu konuda atılan adımlara dair bilgi vermesini talep ediyor. Bu da Komite tarafından bu grubun Haziran’dan sonraki bir tarihte- Eylül ya da Aralık 2026 olabilir- yeniden Komite gündemine alınacağına işaret ediyor.”