GÖRÜNTÜLÜ

Hukuki düzenlemeler ikinci aşamanın anahtarı

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ikinci aşamasının yasal düzenlemelerle ilerleyebileceğini vurgulayarak, siyasi zeminin hukukla desteklenmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

AYŞEGÜL DOĞAN

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ikinci aşamasına girildiğini belirterek, bu aşamanın temelini hukuki düzenlemelerin oluşturduğunu ifade etti.

Ayşegül Doğan, Türkiye’de derinleşen yoksulluğun eşitsizlik ve adalet eksikliğinin sonucu olduğunu belirterek, açıklanan asgari ücrete tepki gösterdi. Asgari ücretin en az 46 bin lira olması gerektiğini söyleyen Doğan, 2026 bütçesinin emekçilerin, yoksulların ve dezavantajlı kesimlerin bütçesi olmadığını vurguladı.


‘İKİNCİ AŞAMA YASAL DÜZENLEMELERDİR’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ayşegül Doğan, sürecin birinci aşamasının geride bırakıldığını belirterek, “İkinci aşamanın eşiğindeyiz. Bu aşama, DEM Parti açısından yasal düzenlemeleri ifade ediyor. Siyasi zeminin hukukla desteklenmesi ve bununla tescillenmesi gerekiyor” dedi.

Sürecin tıkandığı yönündeki tartışmalara da değinen Ayşegül Doğan, “Her şeye rağmen süreç ilerliyor. Olması gereken hızda olmasa da ilerliyor. Toplumsal beklenti, bu hukuki düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesidir. Demokratikleşmenin sağlanması ve geciken adaletin tesis edilmesi için adım atılmalıdır” diye konuştu.

‘İHTİYAÇ DUYULAN YASALAR ÇIKARILMALI’

Meclis’te partilerin komisyona sunduğu raporlara da değinen Ayşegül Doğan, bazı raporların yetersiz olduğunu belirterek, bu eksikliklerin ortak rapor sürecinde giderilmesi gerektiğini söyledi. Ayşegül Doğan, “Siyasi partiler şartlarla ve olmazlarla değil, olurlarla masaya gelmeli. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yasal düzenlemeler ortaklaşma zemini olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Komisyonun tek başına Kürt sorunu ve demokrasi sorununu çözemeyeceğini ancak çözüm yolunu açabileceğini belirten Ayşegül Doğan, silahların tümden devre dışı bırakılmasını kalıcı hale getirecek yasal düzenlemelerin oluşturulması gerektiğini vurguladı. “Sorunu doğru tanımladığımızda, gerçekçi yöntemlerle ilerlemek daha kolay olacaktır” dedi.

‘CİDDİYET VE SORUMLULUK GEREKİYOR’

Toplumsal güvenin ancak kolektif sorumlulukla sağlanabileceğini ifade eden Ayşegül Doğan, sürecin yalnızca DEM Parti’nin değil, tüm siyasi partilerin sorumluluğu olduğunu belirtti. “Bu fırsat, belki de yüzyılda bir karşılaşabileceğimiz büyüklükte bir fırsattır. Ciddiyetle, samimiyetle ve rasyonel biçimde yaklaşılmalıdır” diye konuştu.

‘TÜRKİYE SURİYE’DE YAPICI ROL OYNAMALI’

Suriye’deki gelişmelere de değinen Ayşegül Doğan, Türkiye’nin diyalog ve müzakereyi esas alarak yapıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Demokratik bir Suriye’nin hem bölgeye hem de Türkiye’ye olumlu katkılar sunacağını belirten Doğan, sorunların tehdit diliyle değil, diyalogla çözülebileceğini vurguladı.

Ayşegül Doğan, konuşmasının sonunda Leyla Zana’ya yönelik tribünlerde dile getirilen cinsiyetçi ve ırkçı saldırılara da değinerek, bunun tesadüf olmadığını ve açık bir ayrımcılık örneği olduğunu ifade etti. Doğan, “Hamastten, kandan ve çatışmadan beslenenler kaybedecek. Barıştan yana olanlar ise birlikte mücadele ederek kazanacak” dedi.