GÖRÜNTÜLÜ

Hun: Sayın Öcalan’ın statüsü belirlenmeli

DEM Parti Milletvekili Yılmaz Hun, Meclis komisyonu raporuna rağmen iktidarın somut ve yasal adımlar atmamasını eleştirerek, Önder Apo’nun statüsünün netleştirilmesinin çözüm için hayati olduğunu vurguladı.

YILMAZ HUN

Kürt sorununun çözümüne ilişkin olarak Meclis bünyesinde kurulan komisyonun hazırladığı rapor, siyasal alanda önemli bir tartışma zemini yaratmış durumda. Ancak bu tartışmaların somut adımlara dönüşmemesi, özellikle iktidarın yasal düzenlemeler konusunda geri durması, sürecin samimiyeti ve ciddiyeti üzerine soru işaretlerini derinleştiriyor. 

Özellikle Önder Apo’nun statüsünün devlet tarafından net biçimde belirlenmesi gerektiği yönündeki çağrılar öne çıkarken, çözüm sürecine dair atılması gereken adımların gecikmesi eleştiriliyor.


Konuya ilişkin DEM Parti Milletvekili Yılmaz Hun ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

‘HALKIN BEKLENTİSİ BÜYÜK, DEVLET KATINDA SES YOK’

Sürecin ilerlemesi için Kürt tarafının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini belirten Yılmaz Hun, devletin ise hâlâ "bekle-gör" politikasında ısrar ettiğini ifade ederek şunları söyledi:

"27 Şubat'tan sonra çeşitli olaylar ve gelişmeler oldu. Kürt Özgürlük Hareketi çeşitli somut adımlar attı. Sürecin gelişebilmesi için elinden gelen her şeyi yaptı. Sayın Abdullah Öcalan da bunun ortamının hazırlanması ve gelişmesi için elinden gelen her şeyi yaptı. Tabii ki devlet katında istediğimiz somut gelişmeler yaşanmadı. Somut adımlar henüz atılmadı. Meclis'teki komisyonun dışında somut bir gelişme olmadı."

‘SAYIN ÖCALAN’IN FİKİRLERİ TOPLUMA DOĞRUDAN ULAŞMALI’

Önder Apo’nun çözümün mimarı olduğunu ve bu rolün devlet tarafından da muhataplık düzeyinde kabul edildiğini vurgulayan Hun, tecrit altındaki bir süreç yönetiminin tıkanmaya mahkum olduğunu savunarak şöyle konuştu:

"Bu süreci inşa eden, bu sürecin paradigmasını oluşturan ve Kürt halkında, dört parça Kürdistan'ın tümünde Sayın Öcalan'ın karşılığı ortada, somut. 54 yıllık mücadelesinin sonucunda bunu devlet de gördü; çünkü muhatap aldı. Kürt halkı için, Sayın Öcalan'ın tecrit ortamında ya da sınırlı görüşmelerle bu sürecin gitmeyeceği ortadadır. Sayın Öcalan’ın fikirlerini doğrudan topluma ulaştırması gerekiyor. Doğrudan toplumla tartışması; gazetecilerle, felsefecilerle, fikir insanlarıyla, devlet katındaki bütün muhataplarla tartışması gerekiyor. Üzerindeki o kısmi tecridin kalkması lazım. Sayın Öcalan’ın rahat çalışabileceği, süreci ilerletebileceği ve süreci inşa edebileceği koşullarının oluşması elzemdir, hayatidir."

‘GEÇMİŞİN HATALARI TEKRAR EDİLMEMELİ’

2013-2015 yılları arasındaki diyalog sürecinin yasal bir zemin bulamadığı için akamete uğradığını hatırlatan Hun, çözümün ancak kalıcı bir hukuki çerçeveyle sağlanabileceğini belirterek şunları söyledi:

"Kürt halkının bütün talepleri yasal ve anayasal güvenceye alınmalı. Sözlü, gelip geçici sözler üzerine değil; kimlik ve gelecek haklarının tümünün yasal ve anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Bugüne kadar geldiğimiz noktada her şey de facto oluyor. Görüşmeler yapılıyor; tamam, heyetlerimiz görüşüyor, devlet görüşüyor fakat bu görüşmelerin belli bir yasal statüsü yoktur. Daha önceki süreçlerde de aynısı yaşandı; 2013, 14, 15 yıllarında yaşandı. Daha sonra süreç hiç yaşanmamış gibi davranıldı. Çünkü o süreçte yasal güvenceler yoktu."

‘SAYIN ÖCALAN’IN MİSYONU İÇİN YASAL ÇERÇEVE ŞART’

Sürecin garantisinin "şeffaflık" ve "yasal statü" olduğuna işaret eden Yılmaz Hun, sözlerini şöyle tamamladı: "Sürecin garantisi için, inşa edilebilmesi için Sayın Öcalan'ın konumunun yasal bir çerçeveye oturtulması gerekiyor. Yaptığı bütün görüşmelerinin, inşa ettiği bütün sistemin kamuya açık ve şeffaf olması gerekiyor. Çünkü toplum bunu benimsiyor. Sayın Öcalan'a düşen rol ve misyon çok büyüktür. İnşa edendir ve bundan sonrasının ileriye götürülebilmesi için Sayın Öcalan'ın daha rahat çalışabilir olması, yasal güvencesinin bulunması gerekiyor."