Komisyon raporları ortaklaşabilir mi?
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda temsil edilen partilerin raporları, genel vizyonlarını içermekle birlikte uzlaşmaya dayalı ortak rapora dönüşmenin zorluğunu da yansıtıyor.
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda temsil edilen partilerin raporları, genel vizyonlarını içermekle birlikte uzlaşmaya dayalı ortak rapora dönüşmenin zorluğunu da yansıtıyor.
DEM Parti, AKP, MHP, CHP, TİP, EMEP ve Yeni Yol Grubu raporlarını Meclis’e sundu. Raporlar, Kürt sorununa demokratik ve barışçıl bir çözüm arayışında farklı perspektifleri bir araya getiriyor; her parti kendi siyasal çizgisi, öncelikleri ve yöntemleri üzerinden çözüm öneriyor.
DEM PARTİ
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) sunduğu 99 sayfalık rapor, en kapsamlı metinlerden biri oldu. DEM Parti, Kürt sorununun yalnızca güvenlik eksenli bir mesele değil, eşit yurttaşlık ve demokrasi sorunu olduğunu vurguladı. Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit raporu tanıtırken şu sözleri kullandı: “Bu raporun sadece DEM Parti’nin raporu olarak değil, milyonların talebinin dile geldiği bir metin olarak ele alınması gerektiğini ifade etmek isterim. Biz bir yol almak, yeni bir zaman, yeni bir dönem ve yeni bir Türkiye istiyoruz.”
Raporda öne çıkan başlıkların başında “anayasal güvence” geliyor. DEM Parti, “Kürt kimliği tanınmalı, ana dilinde eğitim hakkı anayasal güvenceye alınmalı” diyerek temel hakların yasal çerçeveye oturtulması gerektiğini belirtti. Ayrıca “Kürt sorunu bir güvenlik dosyası değil, eşit yurttaşlık ve demokrasi meselesidir” ifadesiyle, devletin bugüne kadar uyguladığı güvenlik merkezli politikaların sorunu çözmek yerine derinleştirdiğini savundu. Raporda demokratik özerklik talebi açık biçimde dile getirildi: “Yerel yönetimler güçlendirilmeli, halkın kendi yaşam alanları üzerinde söz ve karar hakkı olmalıdır. Demokratik özerklik, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.”
DEM Parti, ayrıca yeni bir toplumsal sözleşme ihtiyacına dikkat çekti. Raporda şu ifadeler yer aldı: “Türkiye’nin demokratikleşmesi, sadece Kürt halkının değil, tüm halkların özgürlük ve eşitlik taleplerinin karşılanmasıyla mümkündür. Yeni bir toplumsal sözleşme, halkların ortak yaşamını güvence altına alacak en güçlü araçtır.”
Son olarak raporda barış sürecine dair çağrılar da yer aldı. DEM Parti, çözümün yalnızca siyasal düzenlemelerle değil, toplumsal mutabakatla mümkün olabileceğini vurguladı.
AKP
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Meclis’e sunduğu 60 sayfalık raporunda Kürt sorununu “terörsüz Türkiye vizyonu” çerçevesinde güvenlik politikaları ekseninde ele aldı. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, raporu tanıtırken: “Terörsüz Türkiye vizyonu, yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, demokratikleşme ve toplumsal uyum adımlarıyla mümkündür” dedi.
15 ana bölümden oluşan raporda AKP, çözüm için müstakil ve geçici bir kanun çıkarılmasını önererek, örgüt üyelerinin teslim olmaları ve toplumsal uyum sürecine katılmaları için hukuki bir çerçeve oluşturulmasını gündeme getirdi. Yasal düzenlemeye ilişkin şu ifadelere yer verildi: “Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için geçici bir kanun çıkarılmalı; örgüt üyelerinin teslim olmaları halinde Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen hükümler uygulanacaktır. Suça karışmamış olanlar ceza görmeyecek, ancak bu durum tamamen beraat şeklinde anlaşılmamalıdır; denetimli serbestlik süresine tabi olacaklardır.”
AKP’nin raporunda ‘umut hakkı’ ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a atıf yapılmadı.
MHP
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), raporunda Kürt sorununu doğrudan “terör sorunu” olarak tanımladı. Raporun sunumunda MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çözümün ancak örgütün tamamen dağıtılması ve silahların teslim edilmesiyle mümkün olacağını savundu. Yıldız, şu ifadeleri kullandı: “Sonunda hukuken yapılacak şeyler var. Hukuken yapılacak şeyler şarta bağlı tabii. Örgütün tamamen dağıtılması, silahların teslim edilmesi bu hususun da güvenlik güçleri tarafından tespit ve ilan edilmesine bağlı. Örgüt üyelerinden suça karışmamış olanlar gelip teslim olmaları halinde ceza görmeyecekleri Türk Ceza Kanunu’nda belli. Herhangi bir cezaya muhatap olmama değil tamamen bir beraat şeklinde anlaşılmaması gerekir. Denetimli serbestlik süresine de tabi olacaklardır.”
Raporda öne çıkan başlıklar arasında, “üniter devlet yapısının korunması”, “terörle mücadelede taviz verilmemesi” ve “anayasal düzenin değiştirilemez hükümlerinin güvence altına alınması” yer aldı. Raporda, demokratikleşme ve özerklik taleplerine karşı bir tutum sergilendi: “Demokrasi, terör örgütlerinin taleplerini meşrulaştıracak bir araç değildir. Kürt vatandaşlarımızın sorunları, terör örgütlerinin dayatmalarıyla değil, devletin sosyal ve ekonomik politikalarıyla çözülmelidir.”
MHP’nin raporunda ekonomik ve sosyal boyutlara da değinildi. “Bölgedeki kalkınma projeleri hızlandırılmalı, işsizlik ve yoksullukla mücadele edilmelidir. Ancak bu politikalar, devletin üniter yapısını tartışmaya açmadan yürütülmelidir” denildi. MHP’nin vizyonun, “güvenlik ve kalkınma” ekseninde tutuldu.
CHP
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 53 sayfalık rapor sundu. Grup Başkanvekili Murat Emir, şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet Halk Partisi, Kürt sorunuyla ilgili geniş kapsamlı raporları ve bu çerçevedeki çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşan ilk parti olarak, komisyonun oluşturulma biçimini onaylamamasına rağmen katılmakta tereddüt göstermemiştir.”
Emir ayrıca, raporun temel yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Kürt meselesi demokrasi güçlenmeden kalıcı biçimde çözülemez.”
Raporda öne çıkan başlıklar arasında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve kayyum uygulamasına son verilmesi yer aldı. Faili meçhul cinayetlerde zaman aşımının kaldırılması ve mayınlı arazilerin temizlenerek yoksul köylülerin tarımsal faaliyeti için tahsis edilmesi de rapordaki öneriler arasında yer aldı.
13 ana başlıktan oluşan CHP’nin raporunda şu ifadeler yer aldı: “Kürt sorununun demokratik çözümü kapsamında yapılacak özel ve genel hukuki düzenlemeler, demokratik siyaset ortamının güçlendirilmesiyle mümkündür.”
Bu bölümde AKP ve MHP’nin aksine sürecin özel bir yasa ile değil, mevcut hukuk düzeninin demokratikleşme yönünde işletilmesiyle ilerletilmesi gerektiği savunuldu. CHP, silah bırakan örgüt üyelerinin geri dönüşlerine ve entegrasyonuna ilişkin özel bir yasal düzenleme önermedi, bu konuda Adalet Bakanlığının sorumluluğuna işaret etti.
Raporda, ‘umut hakkı’ ve entegrasyon süreci gibi başlıklara doğrudan yer verilmedi. Rapor, daha çok hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve demokratikleşme ekseninde şekillendi.
TİP
Türkiye İşçi Partisi (TİP), sunduğu raporda Kürt sorununu yalnızca etnik kimlik meselesi olarak değil, aynı zamanda sınıfsal ve toplumsal adalet sorunu olarak tanımladı. Parti, çözümün tüm halkların ortak çıkarı üzerinden kurulması gerektiğini vurguladı. Raporda şu ifadeler dikkat çekti: “Ülkemizde yaşayan tüm halkların eşitlik, özgürlük ve demokrasi zemininde bir arada yaşamasını sağlayacak siyasi ve hukuki çerçeveyi güçlendirmek, açık haksızlıklara uğrayan Kürt halkının haklı taleplerini karşılamak ve barışı temel değer olarak benimseyen bir siyasal ve toplumsal iklim oluşturmak tarihsel bir zorunluluktur.”
Raporda, hakikat ve hafıza komisyonları kurulması vurgusu yapıldı. TİP, geçmişte yaşanan hak ihlalleri ile yüzleşilmeden barışın sağlanamayacağını belirterek, şunları kaydetti: “Geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle yüzleşmek, mağdurların sesini duyurmak ve toplumsal hafızayı kurumsallaştırmak barışın ön koşuludur.”
Raporda, ekonomik ve sosyal boyutlara da yer verilerek, “Bölgedeki ekonomik eşitsizlikler giderilmeli, işsizlik ve yoksullukla mücadele için özel programlar uygulanmalı. Kürt halkının demokratik haklarıyla birlikte ekonomik hakları da güvence altına alınmalıdır” denildi.
EMEP
Emek Partisi’nin (EMEP) sunduğu rapor, doğrudan yasal düzenlemeler ve kurumsal adımlar üzerinde yoğunlaştı. Parti, Kürt sorununun çözümünde güvenlik eksenli politikaların terk edilmesi gerektiğini belirtirken kalıcı barış için acil adımlar atılmasını önerdi.
Raporda şu ifadeler öne çıktı: “Kalıcı barış için acil adımlar atılmalı. Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmalı, infaz düzenlemelerindeki yapısal eşitsizlikler giderilmeli. Eve dönüş yasası çıkarılmalı, Kürt halkının yaşadığı hak ihlalleriyle yüzleşilmeden barış sağlanamaz. Faili meçhul cinayetler, zorla göç ettirmeler ve cezaevlerindeki hak ihlalleri araştırılmalı, sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır.”
EMEP de ekonomik ve toplumsal boyuta dikkat çekti: “Bölgedeki ekonomik eşitsizlikler giderilmeli, işsizlik ve yoksullukla mücadele için özel programlar uygulanmalı. Kürt halkının demokratik haklarıyla birlikte ekonomik hakları da güvence altına alınmalıdır.”
YENİ YOL GRUBU
Yeni Yol Grubu (Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi), sunduğu 36 sayfalık raporda sürecin tarihsel köklerini ve toplumsal maliyetlerini irdelemekle birlikte, özellikle demokratikleşme ve yapısal dönüşüm önerilerini öne çıkardı. Raporda şunlar belirtildi: “Türkiye’nin demokratikleşmesi, yalnızca Kürt sorununun çözümü için değil, tüm yurttaşların eşit ve özgür yaşamı için zorunludur. Bu nedenle sürecin merkezinde hukuk devleti ve özgürlüklerin anayasal güvenceye alınması yer almalıdır.”
“Geçmişte yaşanan çatışmaların ve hak ihlallerinin toplumsal hafızada doğru biçimde yer alması, yeni bir barış sürecinin güvence altına alınması için gereklidir” denilen raporda ekonomik ve sosyal boyutlara da yer verildi. Raporda, şunlar kaydedildi: “Bölgedeki ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi, işsizlik ve yoksullukla mücadele için özel programların uygulanması, Kürt halkının demokratik haklarıyla birlikte ekonomik haklarının da güvence altına alınması gerekir.”