Komite, Türkiye’ye oyalama fırsatı verdi

DEM Parti’nin hukukçu vekillerinden Ali Bozan ile DBP Van İl Eşbaşkanı Cemal Demir, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ara kararıyla Türk hükümetine oyalama fırsatı verdiğini söyledi.

Hukukçular, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ‘umut hakkı’yla ilgili ara kararında bir kez daha Türkiye’ye süre tanımasını eleştiriyor. 

ANF’ye konuşan DEM Parti’nin hukukçu vekillerinden Ali Bozan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararı ertelemesini eleştirerek, AİHM’in 11 yıldır uygulanmayan kararı ve Önder Apo’nun 27 Şubat’taki tarihi çağrısıyla başlayan sürece rağmen sorumluluktan kaçtığını söyledi. 

Bozan, şunları ifade etti: “Avrupa, elini taşın altına koymak yerine AKP gibi davranıp ‘umut hakkı’ kararının uygulanmasını zamana yaydı. Elbette Bakanlar Komitesi’nin yürüyen sürece, Meclis’te kurulan Komisyon’a ve ‘umut hakkı’ ile ilgili verilmiş kanun tekliflerine atıfta bulunması önemlidir. Türkiye’yi ‘umut hakkı’nı tanımak, kabul etmek için zorlayacak yaptırım gücünü göstermiyor. Daha önce bir yıl sonrasına gün veren Bakanlar Komitesi, bu defa süreyi 9 aya indirmiş. Erdoğan’ın yönettiği Türkiye, maalesef 9 ay boyunca herhangi bir adım atmayacak. Bakanlar Komitesi, Kürt meselesinin çözümü için pratik ve somut adım atma konusunda isteksiz olan Türkiye’ye istediği ‘kozu’ vermiştir.”

ÜST ÜSTE SÜRE VERİLMESİ, KEYFİYETE ZEMİN SUNUYOR

DBP Van İl Eş Başkanı Av. Cemal Demir ise ‘umut hakkı’nın sadece Önder Apo’ya değil, 4 binden fazla ağır müebbet hükümlüsüne de uygulanması gerektiğini belirterek, “Sayın Abdullah Öcalan’ın yaklaşımına göre ‘umut hakkı’, bir ilke olarak tüm Avrupa İnsan Hakları hukukuna tabi ülkelerce tanınmalıdır. Mevut durumda binlerce ağır müebbet hükümlüsü bulunuyor ve hepsi için ‘umut hakkı’nın tanınması, Meclis’te yasal düzenlemelerle güvence altına alınması, hem ulusal hem de uluslararası hukukun gereğidir” dedi. 

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yeniden süre vermesinin hukuken tartışmalı olduğunu kaydeden Demir, şöyle konuştu: “Kesin bir süre verilmesi gerekirdi. Üst üste süre verilmesi, aslında hükümetin keyfi ve hukuk dışı tutumuna zemin hazırlıyor ve onu cesaretlendiriyor. Bakanlar Komitesi’nin yaptırım gücü, siyasi baskının gölgesinde kalıyor. Sayın Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürecin sağlıklı yürütülmesi ve üzerine düşeni yerine getirebilmesi için özgürlük ve güvenlik koşullarının sağlanarak özellikle fiziksel özgürlüğünün temin edilmesi gerekiyor.”