Kürdistan Özgürlük Hareketi tarihinde komün deneyimleri

Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin tarihi, bir yandan da komün tarihidir. İlk günden günümüze kadar komünleşme üzerinden kendini var eden ve halklaşan Kürdistan Özgürlük Hareketi, en büyük komün denemesini 1985 yılında ERNK’nin kuruluşuyla gerçekleştirmiştir

KOMÜN DOSYASI

Kürdistan Özgürlük Hareketi, komün yaklaşımını özellikle 90’lı yıllarda tartışmaya ve ilk örneklerini ortaya koymaya başladı. 1990’lara kadar komün mantığı yok diyemeyiz, ancak pratik anlamda bir komünleşme, hareketin halklaşması ve halk ile buluşmasının hızlandığı dönem bu yıllarda gelişti.

Hareketin ilk dönem stratejisi konumunda olan Parti/Cephe mantığına göre bir cephe örgütlülüğü kurulmuştu. Ancak pratikte yaşanan deneyimler, cephe örgütlülüğünün düşünülenden çok daha fazlasını yapabileceğini göstermişti.

Bu nedenle de 90’ların başından itibaren komün ve meclis tarzı örgütlenmeler ile bu örgütlenmelerin mücadeleye nasıl bir katkı sunacağı konuları gündeme geldi. 90’larda Kürdistan Özgürlük Hareketi tarafından yayınlanan bazı materyallerde, komünler ve meclislerin yapıları, nasıl olmaları gerektiği ve neden Kürdistan’da böyle bir örgütlenmeye ihtiyaç duyulduğu açıklanıyordu.

Zaten hareketin kendisi bir komün hareketi olsa da mücadele alanlarında komünleşme, yani hareketin komün bakış açısını pratikleştirme çabası ilk olarak cezaevlerinde başladı. Binlerce tutsağı olan hareket, tüm cezaevlerinde ortaklaşmanın bir adımı olarak komün yapılanmasına gitti. Çünkü cezaevlerinde sadece PKK kadroları ya da savaşçıları değil, milisler ve yurtsever Kürtler de bulunuyordu.

Buna nedenle hareket, kendi iç kurallarının dışında, cezaevlerinin özgün koşullarına göre komünler oluşturarak, yerinde çözüm geleneğini de başlatmış oldu.

KÜRDİSTAN ÖZGÜRLÜK HAREKETİNDE KOMÜN, GENEL TANIMLARI REDDEDER

Kürdistan Özgürlük Hareketi’nde komün tanımı, diğer tanımların aksine, farklı bir işleyişe sahiptir. Burada komünler, genel yönetimin kurallarını uygulayan bir yapı olmaktan çok, kendi özgül koşullarına göre ve hareketin stratejik yaklaşımına uygun biçimde kararlar verebiliyordu.

Önder Apo’nun şu belirlemesi, hareketin komün anlayışına verdiği önemi özetler niteliktedir:

“Nasıl ki demokratik federalizm ve demokratik özerklik, demokratik ulusun politik yaşam örgütlenmesi ve kurumlaşması ise; komünal ekonomik birlikler federasyonu da ekonomik yaşamın örgütlenmesi ve kurumlaşmasıdır. Komünal Ekonomik Birlikler Federasyonu, yerel, ulusal ve bölgesel çapta Ortadoğu Demokratik Uluslar Birliği’nin ekonomik temelini ifade eder.”

Kürdistan Özgürlük Hareketi’nde komün denemeleri, cezaevlerinden başlayarak halkın bulunduğu her alana yayılmıştı. 90’ların sonuna gelindiğinde, Halk Meclisleri ve Komünler, eksikliklerine ve hatalarına rağmen, Kürdistan’ın neredeyse bütün bölgelerinde işler hale getirilmişti. Özellikle savaşın en sert koşullarda sürdüğü Bakur Kürdistan’da yaratılan Halk Meclisleri deneyimleri, halkın mücadeleye tam anlamıyla katılımını ve mücadelenin büyümesini sağladı. 90’ların ortalarında başlayan bu süreçte en önemli adım, halkın inançlarını, kültürünü ve geleneğini dikkate alan yaklaşımlarla halkın anlayacağı bir dil kullanarak mücadelenin asıl amacını anlatma çabaları oldu.

O dönemde, özellikle Türkiyeli ve Kürdistani sol yapılar tarafından çok fazla eleştirilen ve ‘halk kuyrukçuluğu’ olarak tanımlanan yaklaşım, aslında Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin halklaşmasının da en önemli adımıydı. Üstten bakan, uzak duran, akıl veren ve sömürgeci bir anlayışla hareket eden bütün denemeleri elinin tersiyle iten Kürt halkı, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin yaklaşımına her daim sıcak bakmış, onun kendilerinden olduğunu kabul etmişti.

90’lı yıllarda komünleşmenin ve halk ile kopmaz bağlar kurmanın adımlarından biri de savaşta şehit düşen gerillalar için yapılan cenaze ve matem süreçlerinde ortaya çıktı. O güne kadar sosyalist ve devrimci yapıların görmezden geldiği, yok saydığı dini inançlara saygı üzerinden bir cenaze ve yas dönemini örgütleyen PKK’nin yerel yapılanmaları, bu süreçte halkın taleplerini dikkate alan bir yaklaşımla hareket etti. Cenazelerin kitlesel katılımlarla definlerini sağlamış, halkın inançlarına karşı saygısızlık yapmama tutumunu gösterdi.

Bu örnekte anlatmak istediğimiz şey; o dönem yeni yeni örgütlenen ve halkla buluşan Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin komün pratiği olarak da ele alacağımız ERNK sürecinin nasıl kitleselleştiği ve halk tarafından nasıl benimsendiğidir.

CEZAEVLERİNDE KOMÜN DENEMELERİ

Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin ilk komün denemeleri, 1980’lerin sonlarına doğru cezaevlerinde ortaya çıkmaya başladı. Daha öncesinde ortaklaşma kültürü gelişmiş olsa da tam anlamıyla bir komün örgütlenmesine gidilememişti. Ancak 80’lerin sonlarına doğru Özgürlük Hareketi, cezaevlerinde komün yapılanmasına yöneldi.

Özellikle devletin yoğun saldırıları sonrasında sadece PKK kadrolarının değil, sempatizanlarının ve yurtsever Kürtlerin de tutuklanmasıyla ortaya çıkan sorunların çözümü için başvurulan komün sistemi, bir süre sonra Özgürlük Hareketi’nin doğru bir adım attığının da göstergesi oldu. Kadrolar ile yurtsever halkın bir arada yaşadığı cezaevlerinde oluşturulan komün sistemi sayesinde, devletin cezaevlerine yönelik saldırıları, ajanlaştırma faaliyetleri ve mücadeleden vazgeçenlerin etkisi giderek azaltıldı. Böylece direniş düşüncesi bugüne kadar kendini korumayı başardı.

Cezaevlerinde yaşanan komün deneyimlerinin bir sebebi de yalnızca Kürt olduğu veya Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne sempati duyduğu için tutuklanan halka, mücadelenin amaçlarını, nedenlerini, bu bedelleri ödemenin sebeplerini ve bunun yanında yeni bir yaşamın nasıl olması gerektiğini anlatmak üzerine kurulmuş olmasıydı. Bu komünler, mücadelenin büyümesinde önemli bir yere sahip oldu.

Bunun dışında, evlatları ve eşleri tutuklanan kişilerle kurulan iletişim, onlarla yürütülen diyalog ve tutsak yakınlarını yalnız bırakmama tarzındaki yaklaşımlar, bugün Kürt halkının mücadelesinde önemli bir yere ulaşmasında büyük bir öneme sahiptir.

Özgürlük Hareketi’nin kuralları üzerinden yürütülen cezaevleri komünleri sayesinde, bugün bile Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin duruşu ve iradesi kendi sistemini yaşatmaya devam ediyor.

KÜRDİSTAN’DA İLK BÜYÜK KOMÜN DENEMESİ OLARAK ERNK

Eniya Rizgariya Neteweyî ya Kurdistanê (ERNK) Türkçe adıyla Kürdistan Halk Kurtuluş Cephesi (ERNK) 1985 Newroz’unda kuruluşunu ilan eden ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin ilk dönem stratejisi olan parti-cephe mantığına uygun olarak kurulan bir örgüt.

ERNK, kurulduğu günden feshedildiği 2000 yılına kadar, halkın gündelik sorunları da dahil olmak üzere birçok soruna cevap olmuş; halkın ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamını hareketin ideolojik yaklaşımına göre yeniden örgütlemiş ve adını Kürdistan Özgürlük Mücadelesi tarihine altın harflerle yazmıştır.

ERNK’yi diğer Kürdistani örgütlerden ayıran en önemli özellik, halkın sorunlarını halkın kendisiyle tartışarak çözme ve yeni bir yaşamı halkla birlikte örgütleme çabası oldu. Bu açıdan ERNK, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin bütün ülkede uyguladığı ilk büyük komün denemesidir.

Tarihi boyunca yok sayılan, gerçek anlamda kendini yönetme hakkı verilmeyen ve her dönem iktidarda olanların belirlediği sınırlar içinde yaşamaya mahkûm edilen Kürt halkı, katliamlar ve soykırımla dolu bir tarih yaşadı. 1970’li yıllarda ise kendi haklarını ellerine almanın büyük mücadelesine girişti.

Bu süreç, ilk başlarda hem devlet hem de bazı muhalif kesimler tarafından küçük görüldü ve yeniden yok edileceği düşünüldü. Ancak gelinen nokta, yok edilmek yerine büyük bir değişimin ve dünyaya sosyalizm umudunu yeniden veren bir örgüt ile halk gerçekliğine dönüşüldüğünü gösterdi.

Kürdistan halkı, PKK’nin öncülüğünde başladığı yürüyüşüne büyük bedeller vererek, ancak bunun yanında, dünya halklarının devrimci mücadele ve direniş tarihlerine büyük yenilikler kazandırarak devam ediyor. Bu yeniliklerden biri de komün yaklaşımını ve tanımını tamamen değiştirerek, özüne yeniden kavuşturmak ve dünya halklarının bir umudu haline getirmek oldu.

İşte tam da buradan bakıldığında, bütün eksikliklerine ve hatalarına rağmen ERNK, dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan bir şekilde parçalanmış bir halkın komün örgütlülüğü olarak 15 yıl boyunca varlığını sürdürdü. 2000 yılında ise Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin ideolojik değişiminden kaynaklı kendini feshederek yeni bir yapılanmaya geçti.

ERNK süreci, Kürdistan özgürlük mücadelesinde yeni bir dönemin ve yeni bir örgütlenme şeklinin de ilk denendiği dönem olmuştu. Bu dönemde, zaten silahlı bir mücadeleye başlayan ve direnişleriyle kendi rüştünü ispat eden Kürdistan Özgürlük Hareketi, artık sadece silahlı ya da sadece ideolojik bir örgütlenmenin başarıya ulaşmak için yeterli olmayacağını gördü. Halkla bütünleşmenin ve halkın sahiplenmesinin, önemli bir temel dayanak olduğu tespitinde bulunulduğu bir dönemdi.

Bu bağlamda Özgürlük Hareketi, halka giderken söylemlerini anlatma ve onlara bir kurtuluş umudu olduğunu gösterme girişimlerini ERNK ile aktaracaktı, öyle de oldu. ERNK, Kürdistan’da halk meclisleri ve komünler aracılığıyla özgürleşmenin mümkün olduğunu da göstermiş oldu.

90’lı yılların ortalarında Önder Apo’nun ‘Diriliş tamamlandı, sıra kurtuluşta’ sözüyle özetlediği durum, esasında tam olarak buydu. Üzerinde korkunç bir baskının olduğu ve yerin yedi kat altında kalan bir halkın yeniden ayağa kalkması, yeniden dirilmesi, yerinde ve doğru bir örgütlenme ile mümkün olacaktı; bu da ERNK döneminde yapıldı.

ERNK SADECE BİR MİLİS ÖRGÜTÜ DEĞİL, HALKLAŞMANIN EN BÜYÜK ADIMIYDI

ERNK pratiğine gelecek olursak; ERNK, sadece bir milis örgütlenmesi ya da sadece askeri kanada asker gönderen bir yapı olmanın ötesinde, halkın sorunlarına çare bulan ve gündelik meselelerini de çözen bir örgütlenmeydi. Kürdistan’da, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde Kürt halkı, çözemediği her sorun için ERNK’ye başvurdu, ERNK’den yani Kürdistan Özgürlük Hareketi’nden yardım istedi. Bu sorunları çözme pratiği ve sonrasında halk arasında gündelik yaşamı yeniden örgütleme, yeniden düzenleme çabasıyla ERNK, Kürdistan’ın ve Kürt halkının ilk büyük komün denemesi oldu.

Hareketin mücadele stratejisinin değişmesiyle kendini feshettiği güne kadar, ERNK binlerce davayı çözüme kavuşturan; gündelik hayatta iki komşu arasındaki kavgayı dahi bitirecek çözümler üreten, nasıl bir yaşam olması gerektiğini halka anlatan, halkı her aşamada bilgilendiren ve karar verme süreçlerine katan bir pratik uyguladı. Bu pratikleri sayesinde ERNK, Kürt halkı içinde büyük bir saygınlık kazanmayı başardı.

Yaşanan sorunların çözümünde, bulundukları alanda sözü geçen insanları dinleyen, onları sürece dahil eden ve büyük sorunlarda kurdukları halk mahkemelerinde halkı yetki ve karar mekanizmalarına katan ERNK’nin yarattığı pratik, Kürt halkının gündelik hayatına öyle bir sirayet etti ki, bugün halen o dönemin öğrettikleri üzerinden yaşamlarını örgütleyen binlerce Kürt var.

Düğün ve cenaze gibi halkın kendi geleneklerini yaşattığı alanlarda da Kürt halkının hassasiyetleri üzerinden bir örgütlenme gerçekleştiren ERNK, her alanı yeni bir yaşamın örülmesi için bir mücadele alanı olarak gördü. Her fırsatta halkı bilgilendirme ve halka yeni yaşamı öğretme çabası içerisinde olan ERNK, bugünün Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin yaratılmasında da büyük emekler verdi.

ŞEHİT CENAZELERİNİ ÖRGÜTLEME ALANINA ÇEVİRMEK

Şehit cenazeleri üzerinden anlatacak olursak, 90’lı yıllarda gerilla cenazeleri gelmeye başladığında, o güne kadar Türkiyeli ve Kürdistani örgütlerin yapmadığı tarzda bir yaklaşım geliştiren Kürdistan Özgürlük Hareketi, şehit cenazelerinin halk tarafından sahiplenilmesini sağladı. Bununla birlikte, Kürt halkına karşı yürütülen büyük bir özel savaş taktiğini de etkisizleştirdi.

Devletin, ‘Bunlar Ermeni, bunlar Alevi, bunlar sünnetsiz’ gibi söylemlerle halk ile gerilla arasındaki buluşmayı engellemeye çalıştığı bir dönemde, cenazelerin halkın dini yaklaşımlarına göre defedilmesini sağlaması ve buna uygun hareket etmesi, Kürt halkının mücadeleye yönelik yaklaşımını da etkiledi.

90’larda birçok gerilla cenazesi, ismi dahi bilinmediği halde halk tarafından dini vecibeleri yerine getirilerek kitlesel bir şekilde defnedildi ve mezarları yapıldı. Matem ve yas süreçlerine doğru yaklaşım, halkın mücadeleye sahip çıkmasını ve doğru bir şekilde yaklaşmasını beraberinde getirdi. Bu yaklaşımın etkisi bugün bile görülmekte, bazı gerilla cenazelerinde devletin imamları değil, halkın kendi içerisinden seçtiği ve ‘dini bütün’ olarak kabul ettiği kişiler tarafından defin işlemleri yapılmaktadır.

ERNK, eksikleri ve hatalarıyla birlikte Kürdistan’ın ilk büyük komün denemesi olarak tarihe geçmiştir. Bu dönemde Kürt halkı, kendi değerleriyle tanışmış; sistemin dayattığı yok olma politikalarına karşı bir nevi sivil itaatsizlik pratiği olarak değerlendirilebilecek bir biçimde, kendi kültürüne sıkı sıkıya sarılmıştır. Halk, Özgürlük Hareketi’nin yeni yaşam anlayışını kabul ederek bunu gündelik pratiğe geçirmiştir.

Kürt halkı, sorunlarını kurulan meclislerde çözen, alacak- verecek davalarını bile kendi kurduklarını meclislerle halleden, çocuklarına nasıl yaşamaları gerektiğini öğreten, Kürtçenin ve Kürt sanatının gelişimine büyük katkıları olan bir toplumsal bilince ulaşmıştır.

ERNK’nin en güçlü olduğu 90’lı yıllarda Kürt halkı, her açıdan kendi varlığını bulmuş ve kendi kimliğine sahip çıkmıştır.

Aynı yıllarda, yine bir komün örgütlenmesi olarak Kürt Enstitüsü kurulmuş, Mezopotamya Kültür Merkezi açılmış ve yurtdışından yayın hayatına başlayan MED TV faaliyete geçmiştir. MED TV süreci, başlı başına bir saldırıya karşı komünleşerek direnmenin süreci gibidir.

Devlet, ısrarla kanalın izlenmesini engellemeye çalışmış; Kürdistan Özgürlük Hareketi ise yerel örgütlenmeler aracılığıyla kanalın tüm Kürdistan’da izlenmesini sağlamış, hatta birçok yerde kanalı izlemek için çanak anten alınmasını desteklemiş ve evlere giderek kanalı ayarlamıştır. Bundan dolayı tutuklanan ve yıllarca cezaevinde yatanlar dahi olmuştur.

Bugün, dünyanın her yerinde Kürtçe konuşulabiliyorsa, Kürt sanatı dünyanın her yerinde icra edilebiliyorsa ve Kürt ulusal kıyafetleri ile gelenekleri tanınıyorsa, bu, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin 1985 yılında kuruluşunu ilan ettiği ve 15 yıl boyunca Kürt halkına yeni bir yaşamı öğreten, Kürdistan’ın ilk büyük komün hareketi olan ERNK sayesindedir.

Bu pratik, Kürdistan Özgürlük Hareketi için komün yapılanmasının ve düşüncesinin aslında bir anda çıkmadığını göstermektedir. Aynı zamanda, Kürdistan’da başarılı olamaz diyenlerin aksine, doğru yaklaşımlarla büyük başarıların elde edilebileceğinin de somut bir göstergesi ve kanıtıdır.

DEVAM EDECEK