Suriye İnsan Hakları Platformu aktivisti Yazar Nidal Hawari, Ortadoğu’da kartların yeniden karıldığını ve bu süreçte Batı’nın Kürtlere yönelik saldırı ve soykırım saldırılarına karşı sessizce onay verdiğini belirterek, “İnsan hakları ve demokrasi söylemleri artık Batı için sadece birer vitrin süsüdür. Asıl gerçeklik cihatçı grupların yeni vekil güçler olarak tekrar meşrulaştırılmasıdır” dedi.
Nidal Hawari, son günlerde Rojava’da Kürt halkına yönelik soykırım saldırılarının yoğunlaşmasını ve bununla birlikte Ortadoğu’da yaşanacak değişimleri ANF’ye değerlendirerek, Batı’nın özellikle HTŞ lideri Colani gibi figürleri devlet başkanlığına taşıyarak “meşru aktör” olarak dünyaya sunmasıyla birlikte katliam ve soykırım siyasetine göz yummaya başladığını söyledi. Hawari, “Bu cihatçı yapılar, Batı’nın ve bölgesel güçlerin tüm çıkar planlarına tereddütsüz imza atıyor. Milyonlarca insanın ölmesi ya da kadınların pazarlarda satılması ‘Benim çıkarım nerede’ diyen Batı uygarlığı ve sözde insan hakları kurumları için artık sadece birer istatistikten ibaret” dedi.
ROJAVA’YA DÖNÜK SALDIRILAR KÜRESEL STRATEJİNİN PARÇASI
Rojava’ya yönelik devreye konulan saldırıların münferit olmadığını ve İran’a bağlı Şii güçlerin tasfiyesini amaçlayan küresel bir stratejinin parçası olarak değerlendiren Hawari, Lübnan’dan Irak’a kadar uzanan bu hatta cihatçı grupların “kullanışlı birer aparat” olduğunu belirterek, cezaevlerinde DAİŞ üyelerinin dahi bu planlar doğrultusunda hazır tutulduğunu ve iplerin ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin elinde olduğunu söyledi.
“KÜRTLER ORTADOĞU’DA ÖRGÜTLÜ TEK ASKERİ GÜÇ”
Kürtlere yönelik saldırıların, inşa ettikleri askeri ve yönetim modelinin bu amaçlara aykırı olmasından kaynaklı olduğunu değerlendiren Hawari, “Bugün Ortadoğu’da somut, disiplinli ve örgütlü bir askeri güce sahip olan tek halk Kürt halkıdır. Aleviler ve Dürziler gibi halkların askeri kapasitesi şu an için yetersiz. Kürtlerin diğer halklarla dayanışması elbette çok değerlidir, ancak gerçekçi olmak gerekir. Diğer halkların şu an Kürtlere askeri ya da örgütlü bir güçle destek sunabilecek bir konumları bulunmuyor” diye konuştu.
Hawari, toplumsal düzeyde gösterilerin, tepkilerin ve uluslararası kurumlara baskıların bugüne kadar yapıldığını hatırlatarak, “Ancak görüyoruz ki Batı uygarlığı eski sömürgeci zihniyetine geri dönmüş durumda. İnsan hakları, ahlak, değerler artık söylem düzeyinde bile önemsenmiyor. Bu cehennem tablosu içinde halklar arasında yeni ilişkiler, ortak mücadele zeminleri elbette kurulmalıdır. Ancak bunun zaman alacağı da açık. Kısa vadede büyük bölgesel ayaklanmalar beklemek gerçekçi değil” dedi.
“ANLAŞMALARDAN SONRA KATLİAMLAR GELİYOR”
Kürtlere yönelik saldırıların Paris’te İsrail ve Suriye görüşmesinin ardından gelmesinin tesadüf olamayacağını belirten Hawari, “Paris’te yapılan anlaşmalar ve benzeri uluslararası mutabakatlara baktığımızda çok net bir tablo görüyoruz. Bu tür anlaşmaların ardından genellikle katliamlar geliyor. Azerbaycan örneğinde gördük. Türkiye ve İsrail’in dahil olduğu anlaşmaların ardından halklara yönelik büyük saldırılar başladı. Bugün de benzer bir durum söz konusu” diye konuştu.
“TEK KOŞUL TESLİM OLMAMAKTIR”
Masaların altında neler konuşulduğunun tam bilinmediğini vurgulayan Hawari, Türkiye’nin ciddi baskılarla belirli anlaşmalar dayattığının açık olduğunu dile getirdi. Hawari, “Peki bu dengeler kırılabilir mi? Bence evet. Ama bunun tek koşulu var: Asla teslim olmamak. Karşımızdaki güçlerin katliam yapacak bir alan yaratmasına izin vermemek, her alanda emek ve mücadele ile katliamlara, soykırımlara karşı sonuna kadar dayanışma ile karşı durmak gerekir. Güvenebileceğimiz başka hiçbir güç yok” dedi.
“ULUSLARARASI GARANTİLERİN GERÇEK KARŞILIĞI YOK”
“Bugün sokağa çıkmayın, uluslararası garantiler var gibi söylemler dolaşıyor” diyen Hawari, bunun sahada bir karşılığı olmadığını belirterek, “Suriye’de Esad döneminde garantör ülkeler vardı. Astana anlaşmalarını hatırlayalım: Türkiye, Rusya ve İran garantördü. O garantörlük bir anda buharlaştı. Bugün Kürtler içinde tek gerçek garanti, kendi direnişleri ve kendi iradeleridir” diye konuştu.
Hawari sözlerini, “Bu dönemde gerçekten direnen halklardır. Büyük acılar yaşıyoruz, soykırımlarla, katliamlarla yüz yüzeyiz. Ama tarih bize şunu gösteriyor: Halklar direnmeden hiçbir şey kazanamaz. Bu nedenle sonuna kadar direnmek, bu cani yapılara en küçük bir taviz vermemek hayati önemdedir” ifadeleriyle tamamladı.