Güneşin görünmediği, havanın girmediği mutlak tecrit koşullarının dayatıldığı kuyu tipi hapishanelere karşı siyasi tutsakların süresiz açlık grevleri sürüyor. Bu siyasi tutsaklardan Hüseyin Özen, Antalya Yüksek Güvenlikli Kuyu Tipi Hapishanesi’nden başka tip bir hapishaneye sevk edilme talebiyle tam 168 gündür süresiz açlık grevinde. Abisi Hüseyin Özen’in talebinin insani ve karşılanabilir bir talep olduğunu vurgulayan Fadime Özen, ANF’ye konuştu.
‘ZATEN KÖTÜ OLAN KOŞULLAR KUYU TİPİNE SÜRGÜNLE DAYANILMAZ BİR HAL ALDI!’
Fadime Özen, 28 yıldır tutsak olan 56 yaşındaki abisi Hüseyin Özen’in 3 sene önce Bolu F Tipi Hapishanesi’nden Antalya Yüksek Güvenlikli Kuyu Tipi Hapishanesi’ne sürgün edilmesiyle zaten kötü olan koşullarının dayanılmaz bir hal aldığını belirtti. Bu sürgün sevk konusunda aile olarak kendilerine de haber verilmediğini anlatan Özen, “Akşam geç saatte hücresine gelip, ‘Hazırlan sevkin var’ diyerek abimi ve arkadaşlarını kuyu tipine sevk ettiler. Oraya getirilir getirilmez tek kişilik hücrelere konuldular ve 3 yıldır bu tecrit koşullarında kalıyorlar” dedi.
‘GÜNEŞ YOK, ALAN YOK, 1 SAATLİK HAVALANDIRMADA TUVALETE GİTME ŞANSI DA YOK!’
Abisinin tutuldukları koşulları anlatırken çok kötü olduğunu üstüne basa basa söylediğine işaret eden Özen, “O ki yıllardır hapishanede. Güneş görmeyen küçücük dar alanda tecritte tutulduklarını, havalandırmaya sadece 1 saat çıkabildiklerini ve bu 1 saat boyunca kapının otomatik olarak üstlerine kilitlendiğini, tuvalet ihtiyacını karşılamaları için dahi o kapının açılmadığını anlattı. Yani kar da yağsa, yağmur da yağsa, ani bir rahatsızlık da geçirseler havalandırmadan içeriye girme şansları yok. 1 saat mecburen orada kilitli bırakılıyorlar ve buna da havalandırma hakkı deniliyor. Yine tutsakların hastaneye sevkleri de keyfi bir biçimde engelleniyor. Abimin dişleri için hastaneye gitme talebi mesela hiç dikkate alınmadı ve sonunda dayatılan bu insanlık dışı koşullara karşı süresiz açlık grevine başladı” diye konuştu.
‘ABİMİ EN SON GÖRDÜĞÜMDE 75 KİLODAN 50 KİLOYA DÜŞMÜŞTÜ’
Abisini en son geçen ay açık görüşte ziyaret ettiğini ve yürümekte zorlandığını fark ettiğini anlatan Özen, “Üzülmemizi istemediği için çok fazla rahatsızlıklarından söz etmez. Onu gördüğümde çok zayıflamıştı ve yürümekte zorlanıyordu. 75 kilodan 50 kiloya düşmüştü. Konuştuğumuzda eklem ağrılarının başladığını söyledi. Ancak aradan 1 ay geçti, şimdi ne durumda olduğunu bilmiyoruz çünkü biz ailece İstanbul’da yaşıyoruz ve her hafta ziyarete gitme olanağımız yok, maddi koşullarımız yok maalesef. Ama sağlık durumu giderek ciddileşiyor” uyarısında bulundu.
‘80 YAŞINDAKİ ANNEMDE ÜZÜNTÜDEN ALZHEİMER HASTALIĞI BAŞLADI’
Özen, yıllardır hapishanede olan abisine sürekli görüş ve iletişim yasağı verilmesi yetmiyormuş gibi bir de en son özgürlüğüne 2 yıl kala infazının da yakıldığına dikkat çekti. İnsanlara resmen hapishane içinde hapishane yaşatıldığını vurgulayan Özen, çok kolayca karşılanabilir olan sevk talebi için abisinin gün be gün erimesini kabul etmediğini kaydetti. Bu işkenceyi abisiyle birlikte aile olarak kendilerinin de çektiğini ifade eden Özen, şöyle konuştu: “80 yaşındaki annemde abim için endişelenmekten Alzheimer hastalığı başladı. Her şeyi unutuyor. Oğlunun durumuna üzüldüğü için sağlık durumu da kötüye gidiyor, elleri şişiyor, hareket edemiyor. O açıdan bizim durumumuz da Hüseyin'den farklı değil. O kendini açlığa yatırmışken bizim üzülmememiz mümkün mü? Her gün biraz daha zayıflıyor, sakat mı kalacak, ölecek mi bilmiyoruz. Kimsenin bu acıyı çektirmeye hakkı yok. Abimin ve arkadaşlarının talebi karşılanabilir bir talep. Ailesine yakın, İstanbul çevresindeki bir hapishaneye sevk edilmek istiyor. Ben buradan Adalet Bakanı’na seslenmek istiyorum; abimin ve arkadaşlarının talepleri zor talepler değil, insani talepler. Hapishaneye atmak insanı ölüme mahkum etmek değildir. Onlar insan ve insan gibi yaşamak istiyorlar. Abimin ve arkadaşlarının talepleri kabul edilsin, sevkleri yapılsın, kuyu tipi hapishaneler kapatılsın.”