MİA-FED Eş Başkanı Sağır: İslam’ı tekçi anlayıştan kurtarmak zorundayız

MİA-FED Eş Başkanı Abdullah Sağır, Ortadoğu’da derinleşen krizlerin İslam’ın dar, tekçi ve siyasal amaçlarla araçsallaştırılan yorumlarından beslendiğini vurgulayarak, çoğulculuğu ve toplumsal bir İslam anlayışını görünür kılmayı hedeflediklerini belirtti

MIA-FED

Ortadoğu’da süregelen çatışmaların ve yaşanan değişimlerin; toplumsal adaletsizlikler ile inanç eksenli bölünmelerin yaşandığı bir dönemde kuruluşunu ilan eden Mezopotamya İslami Araştırma Federasyonu, bu tartışmaların ortasında İslam’ın barış, adalet eşitlik ve çoğulculuk ilkelerini merkeze alan yeni bir toplumsal yaklaşım iddiasıyla yola çıktı.

ANF’nin sorularını yanıtlayan Federasyon Eş Başkanı Abdullah Sağır, kuruluş gerekçelerinden Kürt toplumunun yaşadığı siyasal ve kültürel sorunlara; anadilinde eğitim ve hizmetten barış sürecine kadar çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu hangi toplumsal, siyasal ve inançsal ihtiyaçlardan doğdu? Bu noktaya gelinmesini zorunlu kılan neydi?

Federasyonumuz, özel olarak halkımızın yaşadığı bölgede ve genel olarak da Ortadoğu coğrafyasında toplumsal, siyasal ve inançsal açıdan yaşanan kaotik durumun; İslam dininin yanlış algılanmasından, dar bir çerçevede ele alınmasından ve onun siyasal amaçlara ulaşma aracı haline getirilmesinden kaynaklandığını tespit etmiştir.

Böyle bir yaklaşımın, mevcut kaotik duruma ve yüz yıllardır devam eden toplumsal, siyasal ve inançsal sorunlara çözüm getiremediğini ve getiremeyeceğini; aksine, bu durumun daha da karmaşık hale gelmesine sebep olduğunu öngörmüştür.

Federasyonumuz, mevcut kaotik ortamın ortadan kaldırılması ve herkesin arzuladığı barış, huzur ve refah ortamının oluşması için, dini ve siyasi düşüncesi ne olursa olsun herkesi farklılıklarıyla birlikte kabul etmeyi esas almıştır. Farklılıkların çatışma bahanesi değil; bir zenginlik, yüce Yaratıcı’nın ayetlerinden biri ve Kur’an’da da ifade edildiği gibi hayır ve güzel işler için yarışma vesilesi olduğunu benimsemeyi çözüm olarak görmüştür.

Aynı zamanda İslamiyet’in ilk ortaya çıkışı esnasında var olan toplumsal, hukuksal ve inançsal sorunlara getirdiği çözüm perspektifini benimsiyoruz. Her konuda kadın-erkek eşitliğini savunuyor, bunu toplumsal gelişme ve ilerlemenin temeli olarak görüyoruz. Kadının yer almadığı bir toplumun ilerlemesinin mümkün olmadığını ve eksik bir tarafı olacağını düşünerek kadının toplumun her kademesinde yer almasını, özellikle eğitim alanında ve anadilin çocuklara kazandırılması hususunda görev üstlenmesini, ortaya çıkışımızın sebeplerinden biri olarak kabul ediyoruz.

İslam, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma perspektifini benimsemiş; bunun için infak, zekat, sadaka ve hayır gibi bir çok yol ve yöntemi ortaya koymuştur. Bunlardan bazılarının zorunlu (farz), bazılarının ise gönüllü olarak yapılmasını mensuplarından istemiş; bu yollarla yoksul ve zengin bireyler arasında var olan uçurumun azaltılmasını, ekonomik refahın her kesime ulaşmasını hedeflemiştir. Aynı zamanda herkesin bölgenin ekonomik imkanlarından eşit şekilde yararlanmasını, mevcut imkanların toplumun her kesimine adilane ulaştırılmasını; bu imkanların kavga, çatışma ve savaşlar için değil, refah ve barış için kullanılmasını hedeflemiştir.

Federasyonumuz da bu anlayışı benimseyerek hareket etmeyi, barış dilini yaygınlaştırmayı ve ayrıştırıcı dile karşı mücadele etmeyi esas almıştır. İslam’ın güzelliklerini herkese ulaştırmayı ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye yarayan her türlü aracı kullanmayı amaçlamıştır.

İslam, bir dini benimseme konusunda zorlamayı reddetmiş; inanç konusunda herkesi serbest bırakmış, aynı zamanda her dine eşit şekilde yaklaşmış ve her dinin tüm pratikleriyle yaşatılmasını benimsemiştir. İnançsal açıdan bölgede yaşanan sorunlar genellikle bu anlayışın terk edilmesinden ve dinleri çoğulcu bir anlayışla ele almak yerine tekçi anlayışın hakim kılınmaya çalışılmasından kaynaklanmıştır.

Federasyonumuz da Ortadoğu’da ve özellikle bölgemizde bulunan tüm dinleri birer zenginlik olarak görmekte; bu dinlerin tüm pratikleriyle yaşatılmasını hedeflemektedir. Vaaz, hutbe ve dua gibi bazı din hizmetlerinin, mensuplarının anlayacakları anadilleriyle verilmesini savunmaktadır. Bunun için tüm pratikleri oluşturmayı ve yaşatmayı görev ve vecibe kabul etmektedir. Dinî vecibelerimizi yerine getirirken, Kürt halkımız başta olmak üzere tüm halklara pratiklerimizle bunu göstereceğimize söz veriyoruz.

Kürt illerinde İslam adına faaliyet yürüten yapılara baktığınızda, sizi “artık yeni bir yapı şart” noktasına getiren temel sorunlar nelerdir?

Kürdistan’da İslam adına faaliyet yürüten yapılara baktığımızda, bunların çoğu bölgede yaşanan toplumsal, etnik ve ekonomik sorunlara duyarsız kaldıklarını görüyoruz. Hatta bazıları, bu sorunların yaşanmasına sebep olan iktidarın yanında yer almış; izledikleri haksız ve adaletsiz politikaları desteklemiştir. Bununla da kalmayarak, İslam dininin getirdiği eşitlik, adalet ve hakça paylaşım gibi prensiplerini göz ardı etmiş; sanki bu dinin sadece ibadetlere ilişkin görevleri varmış ve adeta İslamiyet’in özgürlük, eşitlik, adalet ve haklarla ilgili hiçbir vecibesi yokmuş gibi izlenimi vermişlerdir. Böylece toplumsal, etnik ve dilsel açıdan yaşanan haksızlık, baskı ve zulme perde olmuşlardır. Ayrıca İslam adına kullandıkları dilin birleştirici değil, ayrıştırıcı; çoğulculuk prensibine dayanmayan, tekçi anlayışa sahip olduğunu gördük.

Bu itibarla, İslamiyet’in hak, adalet, eşitlik, hürriyet ve kardeşlik gibi toplumsal yönü ağır basan prensiplerini düstur edinerek; dinin bu konudaki güzelliklerini çoğulculuk anlayışına dayalı ve birleştirici bil dille halkımıza ulaştırmayı görev kabul ettik.

Kürdistan’da İslam adına faaliyet gösteren mevcut yapıların, yukarıda dile getirilen hizmet politikalarının; Kürtlerin ve diğer halkların yaşadıkları haksız ve adaletsiz uygulamaların ortadan kaldırılmasına çare olmadıklarını müşahede etmemizden dolayı, yeni bir yapının oluşturulmasının şart olduğuna kanaat getirdik. Bu doğrultuda; halkımız arasında itibar görmüş, kanaat önderi kabul edilmiş, ilmiyle amel eden ve yüksek ahlak sahibi din alimlerimizle bir araya gelerek bu federasyonu kurduk.

Federasyonumuz Kürdistan’ın tamamında ve ayrıca Kürtlerin yaşadığı her yerde faaliyet yürütmeyi hedeflemiştir. Şu anda birkaç ilimizde teşkilatlanmış durumdayız. 2026 yılı içerisinde Kürdistan’ın tamamında ve Kürtlerin yaşadığı yerlerde teşkilatlanmayı tamamlamayı amaçlıyoruz.

Federasyonumuz, tüm teşkilatlarıyla birlikte halkımızın diline yönelik yürütülen asimilasyon politikalarına karşı mücadele etmeyi temel bir sorumluluk olarak görmektedir. Bu politikaların sonuçsuz bırakılması ve İslam prensiplerinin her halka kendi anadilleriyle tebliğ edilmesi gerektiği bilinciyle; çocuklarımıza din eğitimini ve İslam’ın yüksek ve güzel ahlakını anadilleriyle vermeyi hedeflemiş ve bunu bir görev olarak üstlenmiştir.

Ayrıca camilerde ve mizgeft denilen ibadethanelerde icra edilen vaaz, hutbe ve dua gibi hizmetlerin de halkımızın anadiliyle yerine getirilmesini benimsiyor ve savunuyoruz. Bu şekilde din hizmeti sunacağımızı halkımıza söz veriyoruz.

Cami imamlığı olarak bilinen ve “Meletî” adını verdiğimiz mizgeft hizmetinden; çocuk eğitimine, zekât, fitre ve sadakadan hac ve umre yolculuğuna kadar din alanında ne kadar hizmet varsa hepsine talibiz. Halkımızın desteğiyle bu hizmetleri yerine getirmeye muvaffak olacağımıza inanıyoruz.

Federasyonun kuruluşunu, Kürt toplumunun kendi inanç yorumunu yeniden inşa etme çabası olarak mı görmek gerekir?

Kürt toplumumuzun sahip olduğu insani karakter ve ahlak, İslam’ın insanlığa getirdiği yüksek ahlaka çok benzemekte; adeta birbirini tamamlayan bir konumdadır. Örnek olarak şunları gösterebiliriz: Büyüklere saygı göstermek, ilim sahibine hürmet etmek, mağdurlara sahip çıkmak, imkanlar ölçüsünde yoksullara yardım etmek, çocuklara merhamet göstermek, diğer toplumlarla uyum içinde yaşamak, zulme ve haksızlığa karşı direnmek, adaleti gözetmek, doğru ve dürüst olmak, hakkı cesurca dile getirmek Kürtlerin ana özellikleridir.

Bunlar, İslam dininde de benimsenmiş ve mensupları tarafından yerine getirilmesi emredilmiştir. Federasyonumuz, Kürtlerin kendi inanç yorumunu yeniden inşa etme çabasında değildir; aksine, ata ve büyüklerimizden gelen ahlaki özellikleri ortaya koymak ve İslam’ın getirdiği ahlakla ne kadar uyum sağladığını göstermek amacındadır. Başka bir ifadeyle, var olan güzelliklerin ortaya konularak halkımıza ve diğer halklara kazandırılması hedeflenmiştir.

Federasyonumuzun kuruluşu itikadî olarak ele alındığında bunu görmek mümkündür. Çünkü federasyonumuz, inanç bakımından İslam dini dahil tüm dinlere eşit şekilde yaklaşmakta; her dinin pratikleriyle birlikte yaşanmasını ve yaşatılmasını savunmaktadır. Farklı dinlerin varlığını bir zenginlik ve güzellikler için yarışma vesilesi olarak görmekte ve bunun için mücadele etmektedir.

Ayrıca kadın-erkek eşitliğini her alanda savunmakta ve bunu pratikleriyle gösterme çabası içerisindedir. Bu husus, yeni bir yorum olarak görülebilir.

Federasyonunuzun kuruluşu bir tepki mi, yoksa uzun süredir olgunlaşan bir düşünsel sürecin sonucu mu?

Federasyonumuz, yukarıda da dile getirildiği gibi, Kürdistan’da faaliyet gösteren yapıların, bölgemizde yürütülen zulüm ve haksız uygulamalara perde olduklarını ve adeta bir yönüyle bunları desteklediklerini müşahede etmiş; dinin bize yüklediği zulme karşı çıkma ve haksızlığı reddetme misyonunu yerine getirmek amacıyla bu haksız uygulamalara ve taraftarlarına tepki göstermek istemiştir.

Bu arada, din alanı boşluk kabul etmeyen bir alandır. Bu alan ehil olmayan kişilerin eline düştüğü zaman, insanlara mutluluk değil zarar vermeye başlar. Halbuki dinin gönderiliş amacı, insanlığa hizmet etmek ve mensuplarına dünya ile ahiret saadetlerini kazandırmaktır. Dolayısıyla, uzun süreden beri olgunlaştırılmaya çalışılan düşünsel süreci tamamlamak; din alanında var olan boşlukları doldurmak, başkaları tarafından doldurulmaya çalışılmasına engel olmak amacıyla bu teşkilat kurulmuştur.

Kuruluş kongresinde en çok üzerinde durulan başlıklar neydi, hangi meseleler öne çıktı?

Kuruluş kongremizde; ülkede ve özellikle Kürdistan’da yürütülen haksız uygulamalara birlikte karşı çıkma, dinin zulme karşı mücadele etmek için getirdiği prensiplerini gün yüzüne çıkartarak toplumsallaştırma, İslam’ın yüksek ahlakının istismar edilmesine müsaade etmeme, yaşanan ekonomik krizin ortadan kaldırılması ya da hafifletilmesi amacıyla İslam dininin yardımlaşma ve dayanışma ilkesinden yararlanma, adil ve hakça bir paylaşma düzeninin kurulması, dini ve etnik yapı ve düşüncelere yapılan saldırıların bertaraf edilmesi için birlikte hareket etme gibi başlıklar öne çıkmıştır.

Bununla birlikte; Kürt dili başta olmak üzere diğer dillere karşı yürütülen asimilasyon politikaları, güdülen ekonomi politikası sonucu meydana gelen krizden olumsuz etkilenen ve açlıkla yüzleşen milyonlarca insanın durumu, başlatılan barış ve demokratik toplum sürecinin olumlu sonuçlanması için mücadele etme ve sahip çıkarak destek verme, bu sürecin sağlıklı ve eşit şekilde yürütülmesi amacıyla Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, umut hakkının tanınması ve AİHM kararlarının uygulanması gibi meseleler öne çıktı.

Toplumsal İslami anlayışın demokratik toplum ve barış süreci ile ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İslam dini, mensupları başta olmak üzere herkesin barış içerisinde yaşamalarını benimsemiş; bunun için barışı zedeleyici öldürme, yaralama, kavga etme, fitne çıkarma ve bozgunculuk yapma gibi fiilleri yasaklamıştır. Aynı zamanda toplumda olumlu tarafların güçlenmesi ve olumsuz yönlerin bertaraf edilmesi amacıyla, kavgalı ve sürtüşmeli durumda bulunan tarafların arasının adalet ve eşitlik esası üzerine düzeltilmesi ve onların barıştırılmasını emretmiştir.

Dolayısıyla başlatılan barış süreci tarafımızdan desteklenmektedir. Federasyonumuz, bu sürecin başarıya ulaşması ve olumlu bir şekilde sonuçlanması için her türlü desteği sunmayı görev saymaktadır. Zaten kuruluş amaçlarımızdan biri de bölgemizdeki huzur ve barış ortamına katkı vermektir.

Genç kuşakların dini ve kültürel algılarını değiştirmek için federasyon olarak hangi somut adımları planlıyorsunuz?

Federasyonumuz, gençlerimizi önemsemekte; onları geleceğin mirasçıları ve yarının yöneticileri olarak görmektedir. Kendilerinde bulunan yüksek enerjiyi iyi tarafa kanalize etmeyi, onları uyuşturucu, içki ve sigara başta olmak üzere her türlü tehlikelerden korumayı amaçlamaktadır. Bunun için bünyemizde gençlerle ilgili bir birim oluşturmayı planlıyoruz.

Bu birim; haftalık, aylık ve yıllık olmak üzere gençlerle buluşmayı, toplantılar düzenleyerek onlarla birlikte sorunlarını çözmeyi, Kürtçeyi tüm güzellikleriyle onlara kazandırmayı ve bunun için de eğitim programlarını düzenlemeyi planlayacaktır.

Ayrıca dinin eşitlik, hürriyet, yardımlaşma, dayanışma, doğruluk, dürüstlük, adalet, birlik ve beraberlik içerisinde yaşama, her farklı kesimi olduğu gibi kabul etme, büyüklere saygı ve küçüklere merhamet gösterme, kendisi için istediği şeyi başkası için de isteme, edep, haya ve yumuşak bir dil kullanma gibi yüksek ahlak prensiplerini kazandırarak yanlış algılamaların değiştirilmesine çalışılacaktır.