GÖRÜNTÜLÜ

Meral Danış: ‘Amed’de barış, Halep’te düşmanlığın karşılığı yoktur!’

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi güçlerinin, Suriye’de halklara yönelik saldırılarını protesto ettiği Kadıköy’de söz alan HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, “Diyarbakır'da barışalım ama Halep'te düşmansınız demenin bir karşılığı yoktur” dedi.

Kadıköy’de bir araya gelen İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi güçleri, Suriye’de cihatçı çetelerin Kürt, Alevi, Süryani ve Dürzi halklarına yönelik saldırılarını, “Emperyalizm ve barbarlığa karşı tüm halkların ve inançların yanındayız” şiarıyla protesto etti.

Soğuk ve yağmurlu havaya rağmen katılımın yoğun olduğu protestoda, HDK Eşsözcüsü ve DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, TJA aktivisti Sebahat Tuncel yanı sıra çok sayında siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi hazır bulundu. Polis ablukası altında gerçekleşen eylemde, “Emperyalizm ve barbarlığa karşı tüm halkların ve inançların yanındayız” yazılı pankart taşındı.

BEŞTAŞ’TAN ANONS ÇEKEN POLİSE: AÇIKLAMAMIZI SABOTE ETMEYİN!

Gençlerin attığı, “ Bijî berxwedana Rojava”, “Bijî Serok Apo”, “ Kürdistan faşizme mezar olacak” sloganlarını gerekçe yapan polis, sık sık müdahale anonsları çekmesi dikkat çekti. Yapılan polis anonslarına tepki gösteren HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, polise şöyle seslendi: “Kanunsuz slogan olduğuna kim karar verdi? Sizin göreviniz burada gözlemek, güvenliğimizi almak. Bu açıklamanın bu şekilde sabote edilmesini reddediyoruz. Lütfen bir daha bu anonsu yapmayın.”

‘KRAVAT TAKMAKLA, BEYAZ SARAYLARDA AĞIRLANMAKLA SUÇLAR KAPATILAMAZ!’

Şu anda dünyada totaliter rejimler, dikta yönetimleri altında halkları inim inim inlediğini vurgulayan Beştaş, ama halkların bu emperyalist ve barbar kuşatmaya karşısında susmadığını ve direndiğini kaydetti. HTŞ iktidara getirildikten sonra Suriye’de önce Alevilere, Dürzilere, Süryanilere karşı başlattığı katliamları şimdi de Kürt halkını ve insanlık değerlerini hedefe koyduklarını hatırlatan Beştaş, “IŞİD’in devamcısı olan HTŞ dün Şengal’de işlediği insanlık dışı suçlara şimdi resmi olarak Şam'da iktidarda olduğu bu süreçte devam ettirmeleri isteniyor. Ama herkes biliyor ki onlara kravat takmakla ya da beyaz saraylarda ağırlanmakla ya da onları desteklemekle insanlığa karşı işlenen suçlar kapatılamaz. Suriye'de yaşananlar her ne olursa olsun oradaki Kürt halkının, Alevilerin, Dürzilerin ve diğer kimliklerin ve inançların bir arada mücadelesiyle ve ittifakıyla başarıya ulaşacak. Bundan kuşkumuz yok. Ama gelin görün ki bugün insanlık değerlerini savunanlar maalesef yeni bir katliam tehdidi altındalar. Halep'te Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd Kürt mahallelerinde 200 bin insana tankla, topla binlerce askeri güçle saldırıldı. Kadınlar üst katlardan aşağıya atıldı, on binlerce insan zorunlu bir göçe tabi tutuldu. Biz Jîna Mahsa Emînî’nin bizlere miras olarak bıraktığı ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganını her yerde yükseltmeye devam edeceğiz. Kadınlar Rojava'da da her zaman olduğu gibi direnmeye, mücadele etmeye ve örgütlülüklerini büyütmeye devam edecek” dedi.

‘SİZ KÜRTLERLE BARIŞMAK MI İSTİYORSUNUZ?’

Bu saldırılarda Türkiye’deki iktidarın durduğu noktaya tepki gösteren Beştaş, şunları kaydetti: “Burada sabah akşam Türk ve Kürt halklarının bin yıllık kardeşliğini anlatanlar, Halep’teki Kürtlere yönelik saldırıları destekliyor. Bu konuda Colani’nin arkasında duruyor. Bu verilen destek kesinlikle halkların bir arada yaşamına fayda sağlamaz. Diyarbakır'da barışalım ama Halep'te siz düşmansınız demenin bir karşılığı yoktur. Biz barış ve demokratik toplum süreci devam ederken Kürt halkına Rojava'da, Kuzeydoğu Suriye'de, Halep'te katliam girişimlerinin çok büyük bir sabotaj olduğunu ve bunu herkes tarafından görüldüğünü önemle ifade etmek isteriz. Biz barıştan yanayız ama onurlu bir barıştan yanayız. Hakların, özgürlüklerin, kimliklerin, inançların, düşüncelerin özgürleştiği demokratik bir toplum için mücadele ediyoruz. Birileri dün akşam kararname yayınlamış, Kürt dilini kabul ediyorum diye. Ama arkasından derhal saldırı başlatıyor. Bu oyunları Kürk halkı yüzyıllardır yaşadı. Bu katliamları yaşadık biz. Zîlan'dan Agirî'ye Roboskî'den bugünlere kadar Kürk halkı her zaman bir katliam tehdidi altındaydı. Ve şimdi bu tarihsel bilinç tekrar canlandırılmak isteniyor. Ama çaresiz değiliz. Bizler buradaki süreçte her zaman müzakereye de, mücadeleye de varız dedik. Müzakere ederken kimse bizim yapılanları sessizlikle karşılamamızı beklemesin. Bu hafızanın bugün tekrar hatırlatılması ve yüz binlerin, milyonların Kürt düşmanlığı üzerinden sürülmesini kabul etmiyoruz. Bu zulmü kabul etmiyoruz. Bu baskı ve baskı rejimlerine karşı her zaman olduğu gibi mücadelemize devam edeceğiz. Çözüm halklarım bir arada mücadelesinden geçer. Çözüm yan yana durmaktan ve örgütlü gücümüzü büyütmekten geçer. Türkiye'deki iktidara da açıkça sesleniyorum; siz Kürt halkıyla barış mı yapmak istiyorsunuz yoksa Kürt halkının katliamlarına izin mi vermek istiyorsunuz? Dışişleri Hakan Fidan, Colani'nin arkasında durarak oradaki katliamları aslında desteklediğini ve bu katliamlara yol verdiğini de ilan etmiş oluyor. Bu konuda artık herkes her şeyin farkında. Ama buna rağmen gerek Rojava'da gerek burada bizler her zaman olduğu gibi barışın, demokrasinin, halkların bir arada eşit ve özgür yaşamından yana olduğumuzu tekrar ilan ediyoruz. Ve son olarak şunu söylemek istiyorum, gelişmeleri herkes yüreği ağzında tabii ki takip ediyor.”

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi güçleri adına okunan açıklamada ise emperyalist politikalara ve cihatçı gruplara karşı mücadele çağrısında bulunuldu. Suriye’de Aleviler, Dürziler, Süryaniler, Hristiyanlar ve Kürt halkına yönelik saldırıların sistematik hale geldiği vurgulandığı açıklamada, Aralık 2024’te Şam’ın HTŞ ve bağlantılı cihatçı grupların kontrolüne geçmesiyle birlikte bölgede karanlık ve kanlı bir sürecin başladığı belirtilerek, Lazkiye, Tartus, Humus, Süveyda ve Halep’te sivillerin hedef alındığı, hastanelerin bombalandığı, sağlık emekçilerinin katledildiği ve on binlerce insanın göçe zorlandığı ifade edildi. Bu sürecin ABD, NATO ve İsrail’in bölge politikalarından bağımsız olmadığına dikkat çekilen açıklamada, cihatçı grupların Ortadoğu’nun yeniden dizaynında taşeron güç olarak kullanıldığını vurgulandı. Türkiye’deki siyasi iktidarın da bu gruplara destek verdiği vurgulanarak, bu politikanın Suriye halklarının güvenliğini tehdit ettiği ifade edildi. Suriye’de halkların bir arada, eşit ve özgür yaşayabilmesinin yolunun demokratik, seküler ve kapsayıcı bir yönetimden geçtiği kaydedilen açıklamada, “Kürt, Alevi, Süryani, Dürzi başta olmak üzere tüm halkların ortak iradesi bu karanlığı yenecek tek güçtür” vurgusunda bulunuldu ve Suriye’den İran’a, Filistin’den Venezuela’ya kadar direnen halklarla dayanışmayı yükseltme çağrısı yapıldı.

Açıklamanın ardından atılan sloganlar gerekçe gösterilerek üç genç hukuksuz bir biçimde gözaltına alındı.