Nisêbîn’de sınırı aşan yürüyüş

Nisêbîn’de yalnızca bir yürüyüş yapılmadı; yıllardır tel örgülerle, demiryollarıyla ve siyasal kararlarla ayrılmak istenen bir halkın kalbi yeniden aynı direnişte attı.

NISÊBÎN YÜRÜYÜŞÜ

Qamişlo’nun hemen karşısında, sınırın bu yakasında toplanan on binler, coğrafi bir çizgiyi değil, zihinlere kazınmak istenen ayrılığı hedef aldı.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve Türkiye'ye bağlı paramiliter grupların Kuzey ve Doğu Suriye'ye dönük saldırılarına karşı Qamişlo karşısında yer alan Mêrdîn'in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde on binlerin katılımıyla yürüyüş yapıldı. 

Demiryolu hattı boyunca biriken kalabalık, yalnızca bir öfkenin değil, derin bir sahiplenmenin ifadesiydi. Sloganlar öfkeliydi ama bir o kadar da tanıdıktı; Rojava’ya yönelen saldırılara karşı yükselen sesler, yıllardır süren bir direniş hafızasının devamı gibiydi. “Bijî Berxwedana Rojava” sloganı, bir bölgeyi değil, ortak bir kaderi savunuyordu.

Yürüyüş ilerledikçe kalabalık büyüdü, mesafeler küçüldü. Tel örgüler, askerî kuleler ve sınır hatları, o an için anlamını yitirdi. Yüzlerce insanın Qamişlo’ya doğru adım atması, fiilî bir geçişten çok daha fazlasıydı; bu, Kürt halkının parçalanmışlığına karşı kolektif bir itirazdı. Bir anlığına da olsa, sınırın iki yakası aynı sloganlarda, aynı bakışlarda buluştu.

Kalabalığın içinde gençler kadar yaşlılar da vardı; Rojava’yı hiç görmemiş olanlar da, Qamişlo’nun sokaklarında anıları bulunanlar da. Herkesin taşıdığı duygu ortaktı: Rojava yalnız değildir. HTŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların saldırıları, bu yürüyüşte yalnızca kınanmadı; halk iradesiyle boşa düşürülmek istendi.

Nisêbîn’de atılan her adım, Kürtler arasına örülen yapay sınırların ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Bugün burada, sınırın dili sustu; halkın sesi konuştu. Ve o ses, Qamişlo’ya ulaştı.

Qamişlo’da ise başka bir şey görünür oldu: özgür Kürtlük. Bir slogan değil, canlı bir hâl. Kendine güvenen, sesini kısmayan, varlığını savunmak için izin istemeyen bir duruş. Karşı yakada dalgalanan irade, bu yakadaki kalabalığın içinden doğmuş gibiydi; aynı hafızanın, aynı mücadelenin devamıydı.

Nisêbîn’den Qamişlo’ya uzanan o an, bir geçiş değil, bir yüzleşmeydi. Kimlerin sınırda kaldığı, kimlerin sınırı aştığı açığa çıktı. Teslimiyet geride kaldı; özgürlük, Qamişlo’da boy gösterdi.