Uzun yıllara yayılan tanıklığıyla Newroz’un tarihsel, siyasal ve toplumsal dönüşümünü değerlendiren Soydan Akay, 1990’lı yılların başından bugüne uzanan süreci hem kişisel deneyimleri hem de kolektif hafıza üzerinden ele aldı. Akay’a göre Newroz, yalnızca bir kültürel ritüel değil; aynı zamanda kimlik inşasının, direnişin ve toplumsal dönüşümün temel momentlerinden biri olarak şekillendi.
Akay, özellikle 90’lı yılların başında Newroz’un taşıdığı simgesel anlamın güçlü bir tarihsel arka plana yaslandığını, efsanevi figürler üzerinden kurulan anlatının ulusal bilinci beslediğini vurguladı. Bununla birlikte, kendi kuşağının mitolojik anlatılardan çok daha yakın dönem direniş figürlerinden etkilendiğini ifade etti.
Newroz’un zaman içerisinde sadece bir anma ya da sembolik gün olmaktan çıkıp, doğrudan halkın katılımıyla kitleselleşen bir karakter kazandığını belirten Akay, özellikle Batı illerindeki sokak eylemleri ile Kürdistan’daki kitlesel direniş biçimleri arasındaki farka dikkat çekti.
Akay, bu dönemde küçük eylemlerin dahi büyük anlamlar taşıdığını ifade ederek, “Bu dönemde Newroz kutlamaları diriliş ruhuna uygun şekilde halklaştı. Batıda her Newroz geldiğinde ‘korsan’ diye tabir edilen sokak eylemleri muhteşem bir heyecan yaratırdı. Bir lastik yakmak, bir slogan atmak ve ‘Biji Newroz’ yazısını yazmak büyük bir eylemdi. Kürdistan’da ise halkın, dönemin rejimine karşı ölümüne meydanlara aktığı, intifada ve serhildana durduğu zamanlardı.”
1993 Newroz’unun siyasal açıdan farklı bir atmosferde gerçekleştiğini hatırlatan Akay, o yılki ateşkes sürecinin kutlamalara doğrudan yansıdığını ve bunun kendi yaşamındaki son “özgür” Newroz deneyimi olduğuna dikkat çekerek şunları anlattı: “Liseyi bitirmek üzere olduğum İzmir’de, Rahşan Demirel’in Kadifekale’de bedenini Newroz’da ateşe vermesiyle birlikte artık Newroz’un seyri değişecekti. Kaldı ki Newroz, Kürt kimlik ve kültüründe yeniden dirilişin, varlığını bulmanın simgesi olmuş ve devlet, Kürt inkarı konusunda geri adım atmıştı. ‘Kürt realitesini’ tanımak, Newrozlaşan halk gerçekliğinin bir ürünüydü. Bu dönemlerin Newroz’u dirilişin Newroz’uydu.
93 Newroz’unu İzmir’de faaliyet yürütürken planlamış ve kutlamıştık. Karabağlar Çamlık’ta olmuştu. Çarpıcı bir gelişme vardı o zaman: PKK ile devlet arasında ateşkes anlaşmasına varılmış ve Newroz barışçıl bir temelde kutlanmıştı. Bu, benim dışarıda planlamasına ve kutlamasına katıldığım son Newroz’du.”
Otuz yılı aşan tutsaklığının ardından yeniden Newroz alanına katılmasının kendisi için güçlü bir anlam taşıdığını dile getiren Akay, bu deneyimi kolektif varoluşun somut bir ifadesi olarak tanımladı.
Özellikle Amed’deki kutlamaların, hayal edilen toplumsal birlikteliğin somut hali olduğunu belirten Akay, “32 yıllık tutsaklıktan sonra PKK’nin feshedildiği gün dışarı çıktım. Birçok arkadaşım gibi ben de bir gün Amed’deki Newroz’da yer alma hayali ile yaşadım. Dün orada yerimi aldım. ‘Evet’ dedim kendi içimden, Kürt varlığının en güzel resmi! Önderliğin bir gün buraya geleceğini hayal ettim. Orada olmak, öncelikle Önderliğin hakkıydı. Gerçek resim ancak böyle tamamlanır” diye konuştu.
'BU NEWROZ KURTULUŞUN VE KURULUŞUN BAŞLANGICI'
Newroz alanındaki atmosferi “komünal bir bütünlük” olarak tanımlayan Akay, bu durumun yalnızca fiziksel bir kalabalık değil, aynı zamanda ortak bir bilinç ve duygu hali olduğunu ifade etti. Bu potansiyelin somut bir örgütlenmeye dönüşmesinin temel görev olduğuna dikkat çeken Akay, halkın sürece dair tutumunun açık bir çağrı içerdiğini belirterek şunlara dikkat çekti: "O an, içerisinde olduğum toplumsallığın ta kendisiydi. Devasa bir komün. Komünler komününü aslında halk, duyguda ve düşüncede kurmuş. Geriye şu kalıyor: Hep birlikte demokratik temelde bunu gerçeğe ve pratiğe dönüştürmek. Toplumsallık var, toplum var. Onun örgütlenme biçimi olarak demokratik komünalizmi inşa edeceğiz. Halk, demokratik toplumu inşa etmek isteyene ‘Biliyorsan gel anlat; birlikte yapalım. Halksız, toplumsuz inşa olmaz; yeter ki demokratik ol, öyle gel, kurtuluşu yaşayalım’ dedi.
Önder Apo’nun gönderdiği mesaja dair konuşan Soydan Akay, mesajın çerçevesinin tarihsel yorum, güncelleme ve toplumsal özgürlük ekseninde ele alınması gerektiğini vurguladı. Bu tarihsel perspektifi daha geniş bir uygarlık tartışmasına bağlayan Akay, Batı’nın kendi dönüşümünü nasıl gerçekleştirdiğini hatırlatarak benzer bir dönüşümün Ortadoğu’da da mümkün olduğunu dile getirdi.
Akay, şöyle devam etti: “Önderliğin mesajı oldukça kısa ve öz. Birincisi, tarih toplumsal özgürlük temelinde doğru yorumlanıp güncelleştirilirse bir anlamı vardır. Newroz, gerçek bir toplumsal ve komünal tarih programıdır. Asur’a karşı halklar bir zamanlar bunu başardı ve şimdileştirmenin, çağa uyarlamanın tam zamanıdır. O bir ütopya, bir mit değil; gerçekliktir. Mit boyutu aslında demokratik komünal toplum inşasının o dönemki ifadesidir.
Nasıl ki Batı, Antik Yunan ve Roma kültürel geleneği üzerinden kendi reform ve Rönesans’ını gerçekleştirip dar, dogmatik, mezhepçi anlayış ve çatışmaları aştıysa; demokratik kültürün beşiği olan Ortadoğu bunu hayli hayli aşar.”
'ANLAM YİTİMİNE UĞRAMIŞ İLİŞKİ VE ALIŞKANLIKLAR TERK EDİLMELİDİR'
Newroz’un içeriğinin boşaltılmasına yönelik risklere dikkat çeken Akay, bugünün yeniden toplumsal ve siyasal anlamıyla inşa edilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Newroz, toplumsal bir ritüele dönüştürülüp anlam yitimine uğratılmamalıdır. Bir dahaki Newroz’da tüm toplumsal birimler kendi renkleri ve bayraklarıyla bir araya gelmeli ve burada gerçek demokratik komünlerin şöleni yapılmalı, kapitalist moderniteye karşı somut bir sistem inşasının varlığı haykırılmalıdır. Anlam yitimine uğramış ilişki ve alışkanlıklar terk edilmelidir. ‘Yakamızı bırakmayan her türlü ilişki’ diyor. Bir kez daha anlamlı, yani demokratik, özgürlükçü, geliştirici, yapıcı ve inşa edici ilişkiye dikkat çekiliyor. Yeni bir etik ve estetik anlayışla yaşamı geliştirelim derken, burada bir işi doğru, iyi, güzel söyleme ve eyleme ilkesinden söz ediliyor.”
Siyasetin niteliğine ilişkin değerlendirmesinde Akay, demokratik siyasetin kaba pratiklerle değil, yaratıcı ve bilinçli bir yaklaşımla yürütülebileceğine işaret ederek şunları belirtti: “Burada adeta davranış bilimine bir giriş var. Demokratik siyaseti ve toplumu inşa etmek isteyenlere kabalık kazandırmamaktadır. Siyaset yapmak bir sanat, yani yaratıcılık işidir. Benzer yorum ‘Jin Jiyan Azadî’, yani kadın özgürleşmesi açısından da vurgulanmış, yetkin bir bilince işaret edilmiştir. Yeni bir bilinç olmadan yeni inşa edilemez. Bilinciniz neyse pratiğiniz de odur. Var olan sorunların, demokratik toplum ve siyaset bilincindeki yenilenmemeden kaynaklı olduğunu söylemek gerekir.”
'İDEOLOJİK SALDIRILAR NEWROZ'DA ÇÖPE ATILDI'
2026 Newroz’unun genel tablosunu değerlendiren Akay, bu sürecin yalnızca bir destek beyanı değil, aynı zamanda siyasal bir yönelim ortaya koyduğunu vurguladı. Bu çerçevede hem halkın tutumuna hem de devletin bu tabloyu doğru okuması gerektiğine dikkat çeken Akay, şunları vurguladı:
“2026 Newroz’u her yönüyle muhteşem olmuştur. Halk, demokratik siyaset stratejisine, demokratik entegrasyona, barış ve demokratik toplum programına onay vermiştir. Ve bunun doğru temelde yanında olacağını da sloganlarıyla, tavrıyla göstermiştir. Demokratik siyaset de devlet-iktidar kurumları da bu gerçeği görmelidir.
Önderliğin geliştirdiği stratejinin halkta bir karşılığının olmayacağı, var olan kazanımların da anlam yitimine uğrayacağı gibi beklenti ve ideolojik saldırılar Newroz’da çöpe atılmıştır.”
'ASIL MESELE MÜCADELE VE ÖZNELEŞME'
Bununla birlikte sürecin kendiliğinden ilerlemeyeceğinin, aksine, ciddi bir örgütlenme ve bilinç düzeyi gerektirdiğinin uyarısında bulunan Akay, eksikliklerin iktidar tarafından kullanılabileceğine dikkat çekerek mücadele ve özneleşme vurgusunu öne çıkardı:
“Peki bu, her şeyin tümüyle pozitif temelde gelişeceğini mi gösterir? Hayır. Doğru, demokratik bir kadro anlayışı ve toplum ilişkisi geliştirilmezse; halk sürecin öznesi kılınmazsa, bir an önce demokratik örgütlenme modeli geliştirilmezse, var olan ve anlam yitimine uğrayan ya da içi boşaltılmış kurumlar yeniden inşa edilmezse, iktidar cenahı bu durumdan faydalanacaktır. Sadece adım atmamakla kalmaz, var olan hakları da ortadan kaldırmaya çalışır. Dolayısıyla bu bir mücadele meselesidir.
Devleti adım atmaya zorlayacak olan şey sadece Önderliğin mesajı olamaz. Newroz mesajı, demokratik toplum birimlerinedir; halklara ve kadınlara yöneliktir. Demokratik siyaset stratejisini doğru anlama ve uygulama çağrısıdır. Milliyetçiliğe, mezhepçiliğe, kadın ve doğaya karşı gelişen saldırılara, olası darbe mekaniğine karşı mücadele ve örgütlenme çağrısıdır.”
'ÖRGÜTLENME, MÜCADELENİN BELİRLEYİCİSİ OLACAKTIR'
Sürecin spekülatif tartışmalara indirgenmemesi gerektiğini belirten Soydan Akay, asıl belirleyici olanın toplumsal örgütlenme ve bölgesel dinamikler olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu yüzden, örgütlü toplumun ayakta kalacağını bilerek, iktidar odaklarından beklenti içerisine girmeden çözüme zorlamalıyız. Bundan dolayı, önümüzdeki süreçte devletin adım atıp atmayacağı konusu spekülatif bir söyleme indirgenmemelidir. Ortadoğu’daki gelişmeler ve halkların demokratik örgütlenmesi ile mücadelesi belirleyici olacaktır.”
'DEVLET, ÖRGÜTLÜ TOPLUM KARŞISINDA ÇÖZÜME GİDER'
Yeni dönemin siyaset dilinin doğru anlaşılması gerektiğini vurgulayan Akay, mevcut koşulların önemli imkanlar barındırdığını ancak bunun yeterince değerlendirilmediğini ifade ederek şöyle konuştu: “Önderliğin yeni dönemi yürütürken kullandığı siyaset dilini ve tarzını doğru anlamak için birçok faktörü iç içe yorumlamalıyız. Evet, ‘pozitif’ bir dönemdeyiz. Silahla, savaşla mücadele etmiyoruz. Bu alanda çok büyük adımlar atıldı. Bunun kendisi olumlu bir ortam yaratmadı mı? Muazzam imkanlar oluştu. Devlet de eskisi gibi her şeye müdahale etmiyor. Fakat biz bunu ne kadar değerlendiriyoruz? Sorgulanması gereken burasıdır.
Newroz, doğru temelde ve süreklileşen mücadelenin startını verdi. Yıllardır sonuç üretmeyen eylemler de dahil olmak üzere tartışılarak yepyeni eylemler bulmalıyız. Ama öncelik eğitim ve örgütlenmede olmalı. Eylem zaten örgütlü toplumun içindedir. Devlet de örgütlü toplum karşısında çözüme gelir.”