Pervin Buldan: Siyasi ve hukuki gereklilikler daha fazla ertelenemez

İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat Gazetesi’ne verdiği söyleşide, sürecin ilerlemesi için siyasi ve hukuki gerekliliklerin daha fazla ertelenemeyeceğini belirtti.

Wan Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, İmralı’da 3 Ekim’de 3,5 saat süren görüşmeye ilişkin Welat Ajansı’na (AW) konuştu.

‘ABDULLAH ÖCALAN SÜRECİN EN ÖNEMLİ AKTÖRÜ’

Pervin Buldan, Önder Apo’nun sağlık durumu ve moraline ilişkin şunları söyledi:

“Sayın Öcalan, ileri yaşına rağmen oldukça coşkulu ve sağlık durumu iyiydi. Çözüm için umudu büyük, bu da kendisinde büyük bir özgüven yaratıyor. Bu durum yüzüne de yansıyordu. Yine karşımızda her zaman coşkulu ve umutlu bir Öcalan vardı. Sayın Öcalan, sürecin en önemli aktörü. Ancak buna rağmen heyetiniz ayda bir kez görüşme yapabiliyor. Bu durum süreci nasıl etkiliyor ve Sayın Öcalan bu konuda bir şey söyledi mi?

DAHA FAZLA GÖRÜŞME YAPILMALI

Böyle bir dönemde Sayın Öcalan ile en fazla görüşme yapılmalı. Çünkü yüzyıllık bir sorunun çözümünü tartışıyoruz ve çözümün yol haritasını belirliyoruz. Bu da sürecin temel aktörü olan Sayın Öcalan tarafından ortaya konuyor. Bu konu daha önce de gündeme geldi ve Sayın Öcalan toplumun birçok kesimine çağrıda bulundu. Öcalan, farklı kesimlerle tartışma yapması gerektiğini söyledi. Siyaset, kültür, kadın, sanat, yazar, sanatçı ve gençlik gibi toplumun birçok kesimiyle doğrudan görüşmeler yapılması gerekiyor. Herkesin Sayın Öcalan ile görüşme talebi var. Heyetin görüşmeleri tek başına yeterli değil. Bu nedenle herkesin İmralı’ya gidip konular üzerine tartışması gerekiyor. Ancak en uygun yöntem, Sayın Öcalan’ın toplumla doğrudan iletişim kurması ve toplumun içinde olmasıdır. Birçok görüşmede Sayın Öcalan, sınırlı görüşmelere dikkat çekiyor ve bu koşullarda çalışmanın zor olduğunu söylüyor. 

SÜREÇ KRİTİK BİR AŞAMADA

Pervin Buldan, son görüşmede nelerin konuşulduğu, Meclis’in açılması ve çalışmaları konusunda Önder Apo’nun neler söylediğini şöyle ifade etti:
“Çok verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Meclis’in açılmasıyla yeni dönem, komisyon çalışmaları, Ortadoğu’daki gelişmeler ve birçok konuda kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Sayın Öcalan, sürecin kritik bir aşamada olduğunu ve adımların karşılıklı, yani birlikte atılması gerektiğini belirtti. Ayrıca Öcalan, eğer adımlar atılmazsa ve adım atmada gecikme yaşanırsa, sürece karşı olan güçlerin daha da güçleneceği uyarısında bulundu.Meclis’in açılmasına özel bir değerlendirme yapmadı. Ancak genel olarak siyaset, toplum ve yaşamın tüm kesimlerine dikkat çekti ve demokratik müzakere ile diyalogun önemini vurguladı.”

KOMİSYONLA PAYLAŞACAĞI ÖNEMLİ DEĞERLENDİRMELERİ VAR

Pervin Buldan, Önder Apo’’nun komisyon çalışmaları ve İmralı’ya neden gitmediği konusundaki düşüncelerine sorulduğunda şunları söyledi.
“Sayın Öcalan, Meclis’te kurulan komisyonu çok önemli ve anlamlı buluyor. Komisyon çalışmalarını yakından takip ediyor ve her görüşmemizde bu konuda bilgi istiyor, biz de iletiyoruz. Öcalan, zamanın hızla geçtiğinin farkında ve geçen her anın olumlu adımlarla değerlendirilmesini istiyor. Bu nedenle komisyonun derhal İmralı’ya gitmesi ve görüşme yapması gerektiğini düşünüyor. Öcalan, sürecin öyle bir aşamada olduğunu ve hegemonik ile bölgesel güçlerin hazırlık içinde olduğunu ısrarla belirtti. Bu gerçeği gören Öcalan, barış ve çözüm sürecinin ritminin yükselmesini istiyor. Öcalan, komisyonla paylaşacağı önemli değerlendirmeleri olduğunu ve komisyona sunacağı güçlü bir perspektifi olduğunu ifade etti.”

ORTADOĞU, SORUNLARIN VE ÇÖZÜMLERİN MERKEZİDİR

Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeler ile Türk yetkililerinin Rojava’ya yönelik tehditleri hakkında Önder Apo’nun değerlendirmeleri sorulduğunda Pervin Buldan şöyle konuştu:

“Sayın Abdullah Öcalan, daha önce de Kuzey ve Doğu Suriye’ye dair değerlendirmeler yapmıştı. Önceki değerlendirmelerinin çerçevesi değişmedi. Bu çerçeve nedir? Demokratik Ulus temelinde siyasi ve toplumsal sözleşme, hukuka dayalı yaşam haklarının korunması ve elbette üçüncü yolun uygulanmasıdır. Öcalan, Ortadoğu’ya dair rasyonel değerlendirmeler yapıyor. Ortadoğu, sorunların ve çözümlerin merkezidir. Öcalan bu farkındalığa sahip. Gerçek neyse onu söylüyor ve şimdi de söylüyor. Öcalan, devlet yetkililerinin tehdit dilinden vazgeçmesi gerektiğini belirtti. Tarihi adımların atıldığını ifade etti ve bu adımlara net bir şekilde bakılması gerektiğini söyledi. Ayrıca olumlu bir dilin hem Türkiye hem de Suriye için önemini bir kez daha hatırlattı.”

SİYASİ VE HUKUKİ GEREKLİLİKLER

Pervin Buldan, sürecin ilerlemesi için gerekli siyasi ve hukuki gereklilikler konusunda şunları ifade etti:

“Aslında siyasi ve hukuki gereklilikler konusu sadece şimdi gündeme gelmedi. Sayın Öcalan, 27 Şubat’taki Barış ve Demokratik Toplum çağrısında bunu belirtmişti. Sürecin ilerlemesi için siyasi ve hukuki adımlara ihtiyaç vardı. Öcalan, bu çağrısında bunu bir not olarak heyet aracılığıyla topluma iletti. Şu anda geldiğimiz aşamada Öcalan ve hareketi süreç için tarihi adımlar attı. Siyasi alanda Öcalan ve PKK tarafından önemli kararlar alındı. Ancak devlet cephesinden, yapılan açıklamalar dışında siyasi alanda önemli kararlar konusunda bir şey söylenmedi. Evet, Meclis’te bir komisyon kuruldu. Hem Sayın Öcalan hem de biz komisyona büyük önem veriyoruz. Ancak geldiğimiz bu aşamada siyasi ve hukuki adımların atılması bir zorunluluk. Komisyonun çalışmaları, hukuki ve siyasi adımların atılması için bir zemin oluşturmalı. Bu adımlar, hem süreç hem de barış ile demokrasiyi isteyenler için büyük bir güven oluşturacaktır. Bunu daha fazla erteleyemeyiz. Siyasi ve hukuki gereklilikler, süreç için somut siyasi ve hukuki adımların garanti altına alınması anlamına geliyor.”

MEDYANIN DİLİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİLERİ VAR

Önder Apo’nun sürecin başarısı için medya, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına ilişkin yaklaşımı ise şöyle aktarıldı:

“Sayın Abdullah Öcalan ve İmralı’daki yoldaşları büyük bir emekle süreci ve gelişmeleri takip etmeye çalışıyor. Bunun için Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerçekten gerekli. Eğer bu gereklilikler yerine getirilirse, Öcalan doğrudan barış ve demokratik çözüm sürecine katılabilir ve barış yolunu sonuna kadar açabilir. Bu nedenle Öcalan’ın özgür çalışma koşulları, sadece bir kişiyi değil, 86 milyon insanı ve ülkenin geleceğini etkileyecektir.Sayın Öcalan, medyanın diline karşı ağır eleştiriler yaptı. Öcalan, bazı kanal ve yorumcuların düşmanca bir dil kullandığını ve bundan rahatsız olduğunu belirtti. Öcalan, bu kişilerin kirli ve düşmanca bir dil kullanarak barışı, çözümü ve eşitliği istemediklerini, düşmanlık istediklerini ifade etti.”

ÖZGÜR KOŞULLARDA HAREKET EDEBİLMELİ

“Heyetiniz ayda bir kez görüşme yapabiliyor, bunu neye bağlıyorsunuz?” şeklindeki bir soruya Pervin Buldan şöyle yanıt verdi:

“Görüşmelerin ertelenmesi konusunda birçok gerekçe söyleyebiliriz. Ancak gerekçelerden çok, yapılması gerekenleri konuşmalıyız. Yüz yıllık bir sorundan bahsediyoruz. Bu sorunun çözümünü arıyoruz. Böylesi tarihi bir meselede sürecin temel muhatabı Sayın Abdullah Öcalan’dır ve onunla daha fazla görüşme yapılmalı. Heyetimize ihtiyaç duyulmadan, Sayın Öcalan’ın doğrudan görüşlerini toplum, siyasi ve sivil kuruluşlarla paylaşabileceği koşullar oluşturulmalı. Unutulmamalı ki, Sayın Öcalan 12 metrekarelik bir odada, 783 bin 562 kilometrekareyi kapsayan bir sorunu çözmeye çalışıyor. Öcalan’ın çözüm arayışı sadece Türkiye sınırlarını değil, Kürtlerin yaşadığı yerleri ve tüm Ortadoğu’yu ilgilendiriyor. Bu nedenle görüşmeler düzenli ve gecikmeden yapılmalı. Artık Sayın Öcalan’ın özgür koşullarda hareket edebilmesi ve özgür olması gerekiyor. Bu, kalıcı bir çözüm, müzakere zemini ve barışın gerçekleşmesi için önemli bir ihtiyaçtır.”

UMUT HAKKI UYGULANMALI

Pervin Buldan, umut hakkı konusunda ise şöyle konuştu:

“Umut hakkından öte, Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür yaşam ve çalışma koşullarının temel gereklilikleri karşılanmalı. Evet, ‘Umut Hakkı’ yasal ve adli bir çerçevede uygulanabilir, ancak sorunu ya da süreci yalnızca bu çerçevede ele almak dar bir yaklaşımdır. “Gelsin ve Meclis’te konuşsun” meselesinden “Meclis komisyonu gidecek mi, gitmeyecek mi” tartışmasına geçtik. Bizim için, sürecin temel aktörü olan bir kişi için yalnızca mevcut yasalarla değerlendirme yapılması sorunludur.Bazı şeyleri anlıyoruz, ancak Kürt sorununun gerçek bir çözümü isteniyorsa, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi hedefleniyorsa, 50 yıllık savaş ve çatışma süreci sona erecekse, Sayın Öcalan için, ister ‘Umut Hakkı’ ile ister başka bir çerçevede, bir düzenleme yapılmalı. Eğer bu yapılmazsa, sürece olan güven konusunda şüpheler doğar. Biz, Sayın Öcalan için özgür çalışma koşullarını süreç için bir gereklilik olarak isterken, umut hakkı da dahil evrensel bir hakkın yerine getirilmemesi, sürecin ilerlemesi için bir sorun yaratıyor.”