Pir Deprem: ‘Alevi açılımı’ değil, asimilasyon hamlesi
Pir Süleyman Deprem, MHP Genel Başkanı’nın açıklamalarının ‘Alevi açılımı’ olmadığını, Aleviliğin devlet denetimine alınmasın için yeni asimilasyon hamlesi olduğunu söyledi.
Pir Süleyman Deprem, MHP Genel Başkanı’nın açıklamalarının ‘Alevi açılımı’ olmadığını, Aleviliğin devlet denetimine alınmasın için yeni asimilasyon hamlesi olduğunu söyledi.
Sivas, Maraş ve Çorum gibi Alevi katliamlarıyla yüzleşmeden, geçmişin acılarıyla hesaplaşmadan Alevi toplumuna şirin görünme çabasını eleştiren Pir Süleyman Deprem, bu yaklaşımın, Aleviliği değersizleştirmeye, yozlaştırmaya, özünden koparmaya çalışan bir siyasetin ürünü olduğunu söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir önceki Grup Toplantısı’ndaki konuşmasında kendine göre Alevi ve Alevilik tarifi yapmasına yönelik tepkiler devam ediyor. Aleviliğin devlet eliyle tanımlanmaya çalışılması ve inanç özgünlüğünün gölgelenmesi, Alevi toplumu içinde derin bir güvensizlik yaratıyor. ANF’ye konuşan Sinemili Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, öncelikle insanların nereden geldiği, kim olduğu, ulusal ve inançsal kimliğine saygısızlık yapmadıklarını hatırlatarak, şunun altını çizdi: “Bizim temel düsturumuz diline, dinine, ırkına, cinsine bakmadan insana, insanca yaklaşımı esas alır.”
DEVŞİRMELER ‘TÜRKLÜK’ ADINA YÖNETİYOR
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Aleviliği kendince tanımlamasını ve son dönemde ırkçılığın sınırlarını da zorlayan İYİ Parti’lileri eleştiren Pir Deprem, “Şu anda tavizsiz Türkçülük kisvesi altında, her türlü ulusal kimliğe saldıran zavallıların geçmişine baktığımız zaman, bunların hiçbirisi Türk bile değildir. Bunların hiçbirisi Müslüman bile değildir. Devşirmeler bu ülkeyi ‘Türklük’ adına yönetmektedir. Bizde temel bir düstur varır; aslını inkar edenler haramzadedir. Başkalarının aslını tayin etme gayretine giriyorlarsa bu bilinçli bir asimilasyon, yok etme politikasıdır” dedi.
DEDE KILIKLI İMAMLARLA ŞİRİN GÖRÜNME
Pir Deprem, Sivas, Maraş ve Çorum gibi Alevi katliamlarıyla yüzleşmeden, geçmişin acılarıyla hesaplaşmadan, devletin özel görevlendirdiği kişiler eliyle ‘dede kılıklı imamları’ toplayarak, Alevi toplumuna şirin görünme çabasını eleştirdi. Bu yaklaşımın, Aleviliği değersizleştirmeye, yozlaştırmaya, özünden koparmaya çalışan bir siyasetin ürünü olduğunu kaydeden Pir Süleyman Deprem, şunları söyledi: “Bu yalnızca Alevilere değil, Kürtlere, eşitlik ve ortak yaşam değerlerine inanan tüm insanlara yönelik bir saldırıdır. Cemevlerinin ibadethane statüsünün hala tanınmaması da aynı zihniyetin devam ettiğini gösteriyor. Aleviler, bir sineğe bile zarar vermemeyi öğütleyen bir inancın mensuplarıdır. Böylesi bir inanca karşı neden hala bu kadar zulüm ve inkar politikası sürdürülüyor.”
DİN VE DEVLET TEMELLİ SİSTEMLE ÇELİŞKİ
Pir Süleyman Deprem, bunun temel nedenini şöyle izah etti: “Aleviliğin binlerce yıllık komünal yaşam, rızalık ve eşitlik anlayışının, özel mülkiyet temelli din ve devlet sistemleriyle çelişmesidir. Klasik devlet yapısı, özel mülkiyet üzerine kurulur. İktidar mücadelesi de bu mülkiyet ilişkileri üzerinden yürütülür. Oysa Alevilikte iktidar anlayışı yoktur, sömürü yoktur, özel mülkiyet yoktur. Devletlerin ve hakim dinlerin Aleviliğe düşmanlığının kökeni de buradadır. Bugün Alevilere yönelik baskıların ve asimilasyon politikalarının temelinde de Aleviliğin bu özel mülkiyet karşıtı, özgürlükçü felsefesi yatmaktadır.”
Sistemin artık resmi kuvvetlerle Alevilere saldırmaya ihtiyaç duymadığını ve içeriden yetiştirilen “iş birlikçi, Aleviliği pazarlayan kişiler” aracılığıyla iç asimilasyonu hazırladığını söyleyen Pir Süleyman Deprem, bazı örgütlenmelerin (dernek, vakıf, federasyon) Aleviliğin temel felsefesi olan talip, rehber, pir, mürşid hiyerarşisini hiçe saydığını savundu. Pir Deprem, Aleviliğin kadim tarihinde devlet izniyle kurulmuş yasal bir örgütlenme olmadığını hatırlattı ve Alevi toplumuna şöyle seslendi: “Aleviler eğer bugün Bahçeli’nin kurduğu cemevini bir yol erkanı için bir araç olarak görüyorlarsa yanlış yapıyorlar. Kesinlikle bir çıkar hesabıyla oraya yanaşıyorlar demektir. Aleviler iyice düşünsün ve bu durumu göz önünde bulundursun.”