Dersim Derviş Cemal Ocağının Pirlerinden Rıza Yağmur, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘Alevi açılımı’ çerçevesindeki son açıklamalarını, Alevi inancının kadim tarihi ve felsefesi üzerinden eleştirerek, Aleviliğin özünü Ortadoğu’daki ‘haklılarla haksızların kavgası’ olarak tanımlarken, günümüz Alevi örgütlerinin son yıllarda ‘rant peşinde koşarak’ inancı yozlaştırma çabası içinde olduklarını kaydetti.
Pir Rıza, Alevi inancının derin köklerine vurgu yaparak, Kızılbaşların tek tanrı inancını ilk kez tarif eden topluluklardan biri olduğunu ve bunun bu coğrafyanın kadim gerçeği olduğunu söyledi. Göbekli Tepe kazılarının ortaya çıkardığı hakikatlerin, Alevi deyişlerinde zaten yer aldığını dile getiren Pir Rıza “Mesela bir tanesi diyor ‘14 bin yıl gezdim pervanelikte. Sıtkı ismim buldum divanelikte. İçtim aşk meyni mestanelikte. Kırkların ceminde dara düş oldum.’ 14 bin yıl önceden başlayarak son gelen İslam’ın dinini de içine alarak, ‘kırkların ceminde dara düş oldum’ diyor. Yani insan kendini tanıdığı günden bugüne haklılarla haksızların kavgası var. Devletlerin eline geçince işgale uğruyor dinler. Hiçbir din zulmü emretmez. Bir ileri hamledir yani o günün koşullarında.”
Pir Rıza, Alevilerin 1960 ile 1980 arasındaki mücadeleyi iyi okuyamadığını belirterek, 12 Eylül dönemini bir ‘karşı devrim’ olarak tanımlayarak, “Fakat Aleviler bunu anlayamadı. 1960 ile 1980 arası başka bir mücadele vardı. Orada kaybedince karşı devrim gerçekleşti. 12 Eylül karşı devrimdir. Ama ona karşı bir halk başkaldırısı oldu. Buna karşı Kürt Özgürlük Hareketi mücadele etti. Alevilerin önemli bir kesimi de Kürt’tür. Kaldı ki bu inancı da Kürt Aleviler sakladı dağlarda. Onu açık söyleyeyim. Yani Anadolu’da, Balkanlar’da, şurada burada olanlar, eğer bu inanç dağlarda saklı kalmasaydı, ocaklarda pirler o inancı taşımasaydı, bugün Alevi’nin aslından bahsedilmeyecekti. Son 50 yıl da bunun şahidiydi. Son yılda müthiş bir mücadele verildi” diye konuştu.
SURİYE’DEKİ KAVGA VE İKRARIN ANLAMI
Ortadoğu’nun bir ‘kast sistemi’ olduğunu, Firavunlar ve Nemrutlar kadar, peygamberlerin ve Hüseyinlerin de çıktığı bir bölge olduğunu ifade eden Pir Rıza, güncel çatışmaların Alevi gözüyle okunması gerektiğini belirterek, “Bugün Suriye’deki kavga, öyle basit bir Esad’la muhaliflerinin kavgası değil. Orada bitmemiş, son dinin, bitmemiş Ali ile Muaviye’nin kavgasıdır. Hüseyin ile Yezid’in kavgasıdır. Tabi Aleviler bunu idrak edemediler” dedi.
Pir Rıza, Bahçeli’nin açılımının önündeki engelin ‘ikrar’dan habersiz olmak olduğunu vurgulayarak, “İkrar namus sözüdür. Aleviler Tanrı’ya ikrar verirken her dönemin hakikatini kimler hak mücadelesi veriyorsa o safta olmasını gerektirir. Alevi inancının birinci şartı budur. Seyit Rıza darağacına giderken ‘evladı Kerbalayız bi hatayız’ derken, yani hatamız yok dedi. Seyid Rıza Arap değil Kürt’tür. En az on binlerce yıllık seceresi vardır. Abasan aşiretinin rehberidir. Aynı zamanda ağası da bizim talibimizdir. Bizim ocağımızın talibidir, Derviş Yaman Ocağının evladı Kebala’yız derken yani bizim o çizgiye namus sözümüz vardı. İkrarımız vardı. Peki, son elli yılın o çizgisi kimlerin elindeydi? Binlerce evladını şehit veren bu halkın. Aleviler bunu iyi okuyamadı” diye belirtti.
ASİMİLASYON PROJELERİ
Bahçeli’nin ‘Cami de bizim, Cemevi de bizim’ sözlerini ‘yuvarlak bir konuşma’ olarak değerlendiren Pir Rıza konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Din devletlerin eline geçince zalimleşir. Muaviye ile Hüseyin yan yana duramaz. Yani Bahçeli’nin yaptığı biraz ona benziyor. Muaviye’nin sarayında oturup Hüseyin’in davasını sahiplenemezsiniz. Muaviye’ye, Yezid’e kaşı koymak gerekiyor. Ancak öyle bir şeyler alabilirsin. Aleviler son 50 yılı okuyamadı ve bunun sebebi Alevi pirleri. İş kaldı Bahçeli’ye çünkü Alevi pirleri ranta koştu. Dede oldular, pirliği bitirdiler. Sonra delegelerle seçimlere gidildi, bilmem ne oldu bunlar. Tümü yanlış. Son elli yıl Alevilerin iyi okuyamadığı bir tarih oldu. Yanlış okudular. Devletin ise 1980’li yıllarda projesi vardı Aleviler için; ‘son Alevi köyüne kadar cami yapılsın’ projesiydi.”
Son dönemde kurulan federasyon ve derneklerin devlete muhtaç edildiğini dile getiren Pir Rıza, bu durumun Alevilik felsefesine aykırı olduğunu, çünkü Alevilerin devlet organizasyonlarının dışında kalarak ‘haklıdan yana ol’ ilkesini muhafaza edebileceğini vurguladı. ‘Alevi açılımı’ ya da Alevilere yönelik yeni siyaset ile Türkiye’nin iç barış arayışlarını da değerlendiren Pir Rıza, Türk halkının bu barış arayışının ardındaki sıkıntıyı tam olarak göremediğini savunarak şöyle devam etti: “Şu an ben Kürt Alevi gözüyle baktığım zaman aslında zorda olan Kürtler değil, zorda olan Türklerdir. Ne yapacağını bilmedikleri için de ulu orta bazı açıklamaları yapıyorlar.”
ALEVİLER TARİH BOYUNCA HAKLI MÜCADELENİN YANINDA YER ALDI
Pir Rıza, Alevi pirlerinin bu açılımlara karşı sessiz kalmasını eleştirerek, devletin Alevilere yeni gömlekler giydirmeye heveslenmemesi gerektiğini vurguladı. Pir Sultan Abdal’ın 550 yıl önce Kızılırmak’tan (Türkmen Alevilerin yaşadığı bölge) yola çıkarak söylediği “Kızılırmak gibi bendin boşan/Hamad’dan, Mardin’den Sivas’a döşen/ Düdül yerlerinde Zülfükar koşan alim ne yaşarsın?/Çar Gündüngen’de yetiş” dizelerini hatırlatan Pir Rıza, bu sözlerin yalnızca bir coğrafi tarif olmadığını, aynı zamanda inancın sürdürülebilirliği için bir yol haritası ve rehber niteliği taşıdığını vurguladı.
Pir Rıza, bu inancın on binlerce yıllık bir bağlantısı olduğunu, Alevi inancında bütün dinlerin peygamberlerin anıldığını, hakikatin ise halka, yani Tanrı’ya doğru bir yol olarak iletildiğini belirterek, “Dolayısıyla, bu hakikati idrak eden Kızılbaş ve Aleviler, tarih boyunca her dönemin haklı mücadelesinin yanında yer almayı bilmişlerdir. Ancak son elli yılda toplum üzerinden yapılan bazı çalışmalar ve kurulan federasyonlar, dernekler devlete bağımlı hale geldi. Bu durum Alevi inancın özüne aykırı bir durumdur” ifadelerini kullandı.
Türk devletinin bin yıllık kardeşlik söylemine rağmen, ‘Türk mentalitesinin’ bu halkın dilinin tek cümlesini bile öğrenemediğini hatırlatan Pir Rıza konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Tek başına bir şey olmaz, hepimiz bir olacağız diyorlar. Tamam, bir olacaksın da, anlaşılmayan dille konuştu diye kayda geçen bir mantığa karşı hazır olmak gerekiyor. Hazır olmanın diğer adı da örgütlü olmaktır. Pir Sultan Abdal diyor ki, ‘Kendin bilmezsen bilene danış. Danışan dağları aşar mı, aşar. Danışmadan yola çıkarsa kişi şaşırır yollarda. Şaşar mı, şaşar.’ Aleviler inançlarını ve tarihlerini koruyabilmek için örgütlü bir duruş sergilemelidir.”