Maden aramaları ve baraj faaliyetleriyle sermayenin göz diktiği Kürdistan coğrafyasında halk sağlığı tehdit altında. Maden aramalarının dinamit patlatmalarıyla yapıldığı bölgelerde açığa çıkan zararlı maddeler, hastalıklara da davetiye çıkarıyor.
Bu durumun örneğinin yaşandığı Amed’in Piran (Dicle) ilçesine bağlı Pirejmon köyünde ise yıllardır faaliyet gösteren Ölmez Nakliyat ve Doğu Madencilik Sanayi A.Ş.’ye ait maden işletmesi, kanser vakalarının artmasına neden oldu. Kurşun ve çinko madeninin çıkarıldığı bölgede, kanserin yanı sıra kronik hastalıklarda da artış gözlenirken, Amed Tabip Odası bölgede kanser taraması çalışması başlattı.
Amed Tabip Odası Başkanı Doktor Veysi Ülgen, bu hastalıkların gelecek nesilleri etkilememesi için gerekli önlemlerin alınması çağrısında bulundu.
Bölgede maden çıkarma çalışmaları ilk olarak 3 Ağustos 2011 tarihinde, Bir Yıldız İnşaat Maden Nak. Gıda Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi tarafından başlatıldı. “ÇED Gerekli Değil” kararı alınarak başlatılan çalışmalar, 2019'da Ölmez Doğu Madencilik Şirketi’ne devredildi.
Ölmez Madencilik’in, 2022 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kapasite artırımı için yaptığı başvuru, bakanlık tarafından olumlu karşılandı. Böylece 24,94 hektarlık alanda yapılan maden arama çalışmaları, 532,77 hektara çıkarıldı.
Bölgede kurşun ve çinko madenleri çıkarılıyor. Halk sağlığının yanı sıra tüm canlı yaşamının etkilendiği bölgede, köylüler bağ ve bahçelerinden de verim alamıyor.
TTB BÖLGEDE TARAMA YAPACAK
Bu tehdidin artması sonrası bölgede kanser taraması başlatan ve bunun için bir komisyon kuran Amed TTB şubesi, ayrıca saha çalışması başlattı. Başlattıkları çalışmada kanser vakalarını ve ortaya çıkış nedenlerini araştıracaklarını belirten Veysi Ülgen, çalışma sonrası verilerini bir rapor halinde kamuoyuna sunacak.
Ülgen, bölgedeki çevre sorunlarına dikkat çekerek, doğanın insan eliyle büyük bir tehlike altında olduğunu söyledi. Yalnızca küresel ısınmanın değil, yanlış enerji ve madencilik politikalarının da çevreyi geri dönülmez biçimde tahrip ettiğini vurguladı.
'DİNAMİTLE BERABER ASBEST HAVAYA KARIŞIYOR'
“Bugün doğadaki tüm canlılar ciddi bir tehdit altında” diyen Ülgen, tehlikenin yalnızca insanlar için değil, hayvanlar ve bitkiler için de geçerli olduğunu belirtti: “Küresel ısınma elbette etkili, ama bölgemizde yaşananlar daha çok insan eliyle oluşturulmuş bir felaket. Bu yıl çeşmeler kurudu, ağaçlar ve meyveler kurudu. Bunu sadece iklim değişikliğiyle açıklayamayız. Şirketler doğayı hoyratça kullanıyor. Toprağı dinamitle parçalayınca asbest havaya karışıyor; asbest kanserojen bir madde. Ayrıca kurşun gibi zararlı elementler de aranıyor. Bunların hepsi halk sağlığı açısından büyük bir tehdit.”
'HASTALIKLARIN KAYNAĞINI ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORUZ'
Tabip odasının temel görevlerinden birinin toplum sağlığını korumak olduğunu hatırlatan Ülgen, bu nedenle çevre konusunda da sorumluluk aldıklarını ifade ederek, “Bizim görevimiz sadece hastaları tedavi etmek değil, hastalıkların kaynağını da ortadan kaldırmak. Bu nedenle toplumu uyarmak ve farkındalık yaratmak zorundayız. Ekonomi, doğayı yok ederek sağlanmaz. Kişisel çıkarlar toplum sağlığının önüne geçmemeli” dedi.
'İDRAR VE KAN ÖRNEKLERİ ALINACAK'
Türk Tabipleri Birliği’nin çevre ve sağlık ilişkisini izlemek üzere ‘Ekoloji Kolu’ kurduğunu hatırlatan Ülgen, Diyarbakır Tabip Odası olarak benzer bir komisyon oluşturmayı planladıklarını söyledi: “Pirejmon ve çevresindeki bölgelerde yaşayan vatandaşlarda kanser taramaları yapıyoruz. Kan ve idrar örnekleriyle çevresel etkileri incelemek istiyoruz. Bu konuda hem vatandaşlardan hem de kurumlardan duyarlılık bekliyoruz. Çevre mücadelesi yalnızca bir doğa meselesi değil; insan yaşamı da doğrudan bu süreçten etkileniyor. Çevre yok olursa, demokrasiden bahsetmenin de bir anlamı kalmaz. Yaşanabilir bir çevre olmadan ne özgürlükten ne de sağlıktan söz edebiliriz.”
'HEPİMİZ DUYARLI OLMALIYIZ'
Son olarak ÇED raporlarına da değinen Veysi Ülgen, bu raporlarda hekimlerin ve sağlık örgütlerinin görüşlerine yer verilmediğini belirterek şunları söyledi: “Oysa insan sağlığını doğrudan ilgilendiren her projede, sağlık örgütlerinin görüşü mutlaka alınmalı. Hepimiz bu konuda duyarlı olmalı ve üzerimize düşeni yapmalıyız.”