Psikolog Burtakuçin: Bağımlılık, sosyal bağların zayıflamasıyla büyüyor

Madde bağımlılığıyla mücadelede yalnızca tıbbi tedavinin yeterli olmadığını, psikolojik destek ile sosyal dayanışmanın birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Murat Burtakuçin, bağımlılığın sosyal bağların zayıflamasıyla ilişkili olduğuna dikkat çekti

MURAT BURTAKUÇ

Gerek Amed gerekse Kürdistan'ın diğer kentlerinde uyuşturucu kullanımı ve madde bağımlılığı giderek artıyor. Artan sayıya rağmen, bağımlılıkla mücadeleye yönelik tedavi merkezleri ise oldukça yetersiz. Amed'te bulunan AMATEM ve ÇEMATEM merkezlerine çevre kentlerden onlarca kişi başvururken, merkezlerdeki oda kapasitesi ve tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle birçok hastanın yatışı yapılamıyor. Raporlara da yansıyan bu tablo üzerine çalışma başlatan Amed Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde Madde Bağımlılığı Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’ni hayata geçirdi. Kurulan merkezde madde bağımlılarına destek verilirken, iyileşme ve rehabilitasyon sürecine yönelik önemli çalışmalar yürütülüyor.

Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi'nin son yıllarda yayımladığı raporlarda, çocukların suça sürüklenmesine yol açan sosyal risk faktörlerinin giderek ağırlaştığına dikkat çekiliyor. Raporlarda; yoksulluk, eğitimden kopuş, aile içi sorunlar, psikososyal destek eksikliği ve kamusal sosyal hizmetlere erişimde yaşanan yetersizliklerin, çocukları madde kullanımı ve suç örgütlerinin etkisine daha açık hale getirdiği vurgulanıyor.

Baro ayrıca, çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici hizmetlerin yeterince yaygınlaştırılmadığını, kurumlar arası koordinasyonun istenilen düzeyde işlemediğini, rehabilitasyon süreçlerinin ceza infazı sonrasında sürdürülebilir biçimde desteklenemediğini ve çocuk odaklı sosyal hizmet kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Baronun son olarak hazırladığı rapora göre, bölgede uyuşturucu kullanım yaşı 13'e düşerken, çevre illerde ise bu rakam 9'a kadar iniyor.

BİR YILDA YÜZLERCE BAŞVURU

Merkez eğitmenlerinden Psikolog Murat Burtakuçin, çalışmalara başladıkları günden bu yana 160'ın üzerinde danışanın kendilerine başvurduğuna dikkat çekti. Sanışanların bağımlılık ve iyileşme süreçlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Burtakuçin, bu süreçte atılması gereken adımları tek tek sıraladı.

Hem aile hem toplum hem de sivil toplum kurumlarına çok iş düştüğünü vurgulayan Burtakuçin, madde bağımlılığıyla mücadelede yalnızca tıbbi tedavinin yeterli olmadığını, psikolojik ve sosyal desteğin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Burtakuçin, bağımlılığın yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmadığını, aile ilişkilerinden sosyal çevreye, eğitimden istihdama kadar hayatın birçok alanını etkileyen çok yönlü bir sorun olduğunu ekledi.

'ÇOKLU MADDE KULLANIMI SÖZ KONUSU'

Burtakuçin, merkeze başvuruların büyük bölümünün madde bağımlılığı konusunda destek almak isteyen kişiler ve ailelerden oluştuğunu belirterek, danışanlarda en sık karşılaşılan madde türlerine ilişkin şu bilgileri aktardı:  “Madde bağımlılığı konusunda en sık metanfetamin, esrar, kokain ve eroin kullanan danışanlar var. Tabii birçoğu birden fazla madde kullanıyor. Çoklu madde kullanımı söz konusu. Ağırlıklı olarak başvurular arasında bu tür maddeleri kullananlar var. Aileler ya da kişiler ilk başvurduğunda genellikle ne yapacaklarını bilmiyor. ‘Nasıl destek alabiliriz, ne yapabiliriz, madde bağımlılığından nasıl kurtulabiliriz?’ gibi taleplerle geliyorlar. Biz burada onlarla bu süreci yürütüyoruz.”

'TEDAVİ ÜÇ TEMEL BAŞLIK ALTINDA İLERLİYOR'

Bağımlılık tedavisinin tek bir yöntemle yürütülemeyeceğine dikkat çeken Burtakuçin, süreci psikolojik destek tıbbi tedavi ve sosyal destek olmak üzere üç temel başlık üzerinden değerlendirdiklerini söyledi.

Burtakuçin, “Biz, öncelikle madde bağımlılığını üç ayaklı bir masaya benzetiyoruz. Bunların üçünün birlikte yürümesi gerekiyor. Üçü birlikte yürümezse eksik kalıyor. İnsanlar bazen ‘Yakınımı ya da çocuğumu hastaneye yatıracağım, üç haftalık AMATEM sürecinden sonra her şey düzelecek’ gibi düşünebiliyor. Ama tek başına tıbbi tedavi çözüm değil. Tıbbi tedavi gerekiyorsa psikolojik tedavi ve sosyal desteğin de birlikte yürütülmesi gerekiyor” dedi.

'BAĞ KURAMAMA BU NOKTAYA GETİRİYOR'

Sosyal desteğin geniş kapsamlı bir alan olduğunu belirten Burtakuçin, bunun yalnızca aile desteğiyle sınırlı olmadığına işaret etti. Sosyal çevrenin değişimi, iş ortamının düzenlenmesi ve kişinin kültürel, sosyal ve sportif alanlarda kendini geliştirebileceği alanların oluşturulmasının da sürecin önemli parçaları olduğunu vurguladı.

Madde bağımlılığında, özellikle çocuklar ve gençler açısından en dikkat çekici noktanın aidiyet ve bağ kurma ihtiyacı olduğunu ifade eden Burtakuçin, birçok kişinin ergenlik döneminde bir arayış içerisine girdiğini belirtti.

Aile, okul ve sosyal çevreyle sağlıklı bağ kuramayan bireylerin farklı arayışlara yönelebildiğini söyleyen Burtakuçin, “Bu arayışta aile içerisinde sevgi ihtiyacı karşılanmamışsa, okulda öğretmeni tarafından görülmemişse, mahallede akranları tarafından dışlanmışsa, herhangi bir sosyal ortamda aileyle, toplumla bir bağ kuramamışsa bir bağ arayışına giriyor kişiler. Bu bağı aileyle, toplumla ve çevreyle yakalayamayınca maalesef maddeyle o bağı kurmaya çalışıyorlar” diye belirtti.

'BAĞIMLILIK YOKSULLUĞA SÜRÜKLÜYOR'

Bağımlılıkla mücadelede temel hedefin yeniden sosyal bağlar oluşturmak olduğunu vurgulayan Burtakuçin, “O bağı güçlendirecek, bağı yeniden onaracak yaklaşımlar ve politikalar geliştirebilirsek hep beraber problemin temeline inmiş oluruz ve oradan çözmeye çalışırız. Bağımlı birey, yaşamın birçok alanında sorunlara yol açıyor. En temelde bağımlılığa bulaşmış kişilerde aile ilişkilerinin bozulması, kişi çalışıyorsa bir süre sonra işinden ayrılması, işsiz kalması ve sosyal çevresinin kaybolması en büyük problemler oluyor. Bağımlı olan neredeyse bütün kişilerde bu sorunlar gerçekleşiyor ve kişi bir süre sonra bunların farkına varıyor” diye konuştu.

'MERKEZLER TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL'

Bağımlılığın zamanla bir döngüye dönüştüğünü ifade eden Burtakuçin, ekonomik sorunların ve sosyal kopuşların kişileri daha zor süreçlere sürükleyebildiğini belirtti. Madde kullanımının kişileri yoksulluğa ve bireysel şiddete sürüklediğine dikkat çeken Burtakuçin, tedavi sürecinde uzun süre madde kullanmayan danışanlarda önemli değişimler gözlemlediklerini söyledi.

Burtakuçin, “Hayatlarında aslında çok önemli bir değişim oluyor. Madde bağımlılığı alanında çalışan bizimki gibi merkezlere ihtiyaç var. Ama bu sorun, tek başına bu merkezlerin çözebileceği ya da halledebileceği bir sorun da değil” dedi.

'BÜTÜN TOPLUMUN SORUMLULUĞU VAR'

Merkez olarak tedavi süreçlerine destek verdiklerini, aynı zamanda koruyucu ve önleyici çalışmalar yürüttüklerini belirten Murat Burtakuçin, yetişkinlere yönelik psikoeğitim çalışmaları yaptıklarını, çocuklarla ise karar verme, arkadaş seçimi ve sağlıklı yaşam gibi konularda atölyeler gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Koruyucu çalışmaların önemine dikkat çeken Burtakuçin, “İleride belki madde bağımlısı olabilecek kişilere yönelik şimdiden önlem almak çok daha verimli bir çalışma olur. Madde bağımlısı olan kişiler aslında bir bağ arayışında. O bağı bulamayınca maddeyle bağ kurma eğilimine giriyorlar. Toplum olarak her birimiz ya da her bir kurum, gençlerle tekrardan güçlü bağlar kurabilirsek, madde bağımlılığının önüne ancak bu şekilde girebiliriz” diye vurguladı.