Platform tarafından yapılan açıklamada, Halep’ten başlayarak Fırat’ın doğusuna yayılan çatışmaların yalnızca Suriye’yi değil, Türkiye ve tüm bölgeyi etkileyen ciddi insani ve siyasi sonuçlar doğurduğu vurgulandı.
2011’den bu yana süren savaşın milyonlarca insanı yerinden ettiği ve bölgenin çok kültürlü toplumsal yapısını tahrip ettiği belirtilirken, 8 Aralık 2024 sonrasında kurulan geçici yönetimin özellikle Kürt bölgelerine yönelik askeri operasyonlarının yeni insan hakları ihlallerine ve ağır insani risklere yol açtığı ifade edildi. Platform, BM’yi savaşların önlenmesi ve barışın tesis edilmesi konusunda daha etkin rol almaya çağırdı.
Açıklamada ayrıca, Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik askeri saldırılara karşı BM’nin acil ve etkili biçimde müdahale etmesi, eşit ve tarafsız bir tutum alması talep edildi.
Platform, diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirterek, 29 Ocak 2026’da Ankara’da Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile Rojava gündemli bir görüşme gerçekleştireceğini duyurdu.
Öte yandan Amed Barosu da Rojava’da yaşanan saldırı ve katliamlara ilişkin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve BM Güvenlik Konseyi’ne başvuruda bulunduğunu açıkladı. Açıklamada, “Baromuz, Rojava’ya yönelik saldırılar ve katliamlar hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’na res’en soruşturma açılması talebiyle başvuruda bulundu. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, insanlığa karşı işlenen suçların UCM’ye sevk edilmesi ve saldırı altındaki bölgelerde sivillerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması yönünde bildirimde bulundu" denildi.