‘Savaş bütçesi büyürken çocuklar ucuz iş gücüne dönüştürülüyor’
DEM Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş, savunmaya ayrılan bütçe büyürken çocukların MESEM aracılığıyla ucuz iş gücüne dönüştürüldüğüne dikkat çekti.
DEM Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş, savunmaya ayrılan bütçe büyürken çocukların MESEM aracılığıyla ucuz iş gücüne dönüştürüldüğüne dikkat çekti.
DEM Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş, denetimsiz işyerlerinde bu yıl 85 çocuğun yaşamını yitirdiğini hatırlatarak çocuk işçiliğinin ulaştığı tehlikeli boyuta dikkat çekti.
Fırsat eşitliğinin ortadan kalktığını belirten Beritan Güneş, çocukların ölüm ve sakat kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu, sistem içinde öğütüldüklerini ifade etti.
Beritan Güneş, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamasının çocuk haklarıyla çeliştiğini ve ekonomik krizle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. MESEM’in çocukları ucuz iş gücü olarak konumlandırdığını söyleyen Beritan Güneş, devletin ise bu süreçte sorumluluğunu yerine getirmediğini belirtti.
MESEM’in BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile birçok boyutta çeliştiğini ifade eden Beritan Güneş, “Çocukların yaşam, eğitim, sağlık ve güvenlik gibi haklarının ihlal edildiğini görüyoruz. Bu program, mesleki eğitim alan çocukların ucuz iş gücü olarak istihdam edilmesinin önünü açıyor. Serbest piyasa koşullarında çocukların yaşamları adeta satışa çıkarılmış durumda. Elbette bu noktada devlet yaşanan durumdan azade değil. MESEM aracılığıyla çocukların işçileştirilmesinde Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz ve derin yoksulluk belirleyici rol oynuyor” dedi.
‘BÜTÇE SAVAŞA DEĞİL, YURTTAŞLARIN REFAHINA AYRILSIN’
Beritan Güneş, NATO kararı doğrultusunda Türkiye’nin Gayrı Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 5’ini savunma harcamalarıba ayırmasının, önümüzdeki yıllarda savaş bütçesinin 70 milyar dolara kadar çıkabileceğini belirtti.
Beritan Güneş, şöyle devam etti: “Türkiye, gıda, barınma, beslenme, sağlık gibi alanlarda en pahalı hizmetleri sunan ülkeler sıralamasında başı çekiyor. Pahalı ve kalitesiz gıda ürünlerini satın alıyoruz, pahalı ve çürük evlerde oturuyoruz; eğitim sistemindeki kontrolsüz özelleşmeyle birlikte fırsat eşitliğinin ortadan kalktığı bir durumu yaşıyoruz.
Oysa savaşa ayrılan bütçe, tüm bu imkanların sağlanması için pay edilse Türkiye’de yaşayan yurttaşların refahının artacağına ve insanca yaşama koşullarının oluşacağına inanıyoruz. Savaşa ayrılan bütçenin yurttaşların yararına kullanılmadığı takdirde, içerisinde olduğumuz ekonomik kriz durumunun derinleşeceğini söylemek mümkün.”
‘MESEM’E KAYITLI ÇOCUK SAYISI 393 BİNE YAKLAŞTI’
Ekonomik kriz ile MESEM arasında doğrudan ilişkiye dikkat çeken Beritan Güneş, bu ilişkiyi şöyle tarif etti:
“Eve girecek sıcak para beklentisiyle aileler, çocuklarının eğitim alıp diploma sahibi olmalarındansa erken yaşta iş hayatına atılmalarını makul buluyor. Bunu ucuz iş gücünün arzı olarak düşünelim. Diğer yandan, sermaye sahipleri tarafından ucuz ‘iş gücü’ olarak görülen çocuklara artan bir talep var.
Böylesi bir durumda, 18 yaş altı olduğu için sermaye sahiplerine ‘çok daha az maddi külfet’ yaratan işçileştirilmiş çocuk sayısı katlanarak artıyor. Son verilere göre MESEM’e kayıtlı olan çocuk sayısı 392 bin 887. İktidar tarafından çocukların eğitim hakkı adeta elinden alınıyor.
Bu durumda çocukların işçileştirilmesinin normalleştirilmeye, olağan kılınmaya çalışıldığını görüyoruz. İktidarın maksadı da tam olarak bu zaten. Zira MESEM’lerle çocukların işçileştirilmesine yasal kılıf uyduruluyor.”
‘DEVLET, ÖZEL ŞİRKET GİBİ ÇOCUKLARI İŞE ALIYOR’
DEM Parti olarak Türkiye halklarının yoksullaştırılmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan bütçeye açık bir şekilde şerh koyduklarını hatırlatan Beritan Güneş, savaşa ayrılan bütçenin yurttaşların insan haklarının sağlanması ve korunması konusunda kullanılabileceğine inandıklarını tekrarladı. Güneş, şöyle konuştu:
“Serbest piyasa koşullarında işletmeler, en azından asgari ücret, sigorta, yemek ve yol gibi maliyetlerinden kısmak için ucuz iş gücüne yöneliyor. Devlet, çırak statüsündeki çocukların işverene olan maliyetlerinin önemli bir kısmını kendisi ödüyor. İşletmeler de sermaye birikimi için bunu bir fırsat olarak görerek çalıştırdıkları çocuk sayısını artırıyor.
MESEM’in web sitesinde 9, 10 ve 11. sınıflara asgari ücretin yüzde 30’u; 12. sınıftakilere ise ücretin yüzde 50'si kadar maaş vadediliyor. Site adeta özel bir şirketin iş ilanı gibi. Devlet, bir özel şirket gibi hareket ediyor ve çocukları işe alıyor.
Tüm bunların yanında, kriz koşullarında ekonomik durgunluktan kurtulmak için işçi çıkaran ve küçülmeye giden işletmeler ‘yetişkin ve pahalı’ işçi yerine işçileştirilmiş çocukları tercih ediyor. Hal böyle olunca, devlet de sistemi işleten konuma gelince, sistemin çarkları içerisinde öğütülen çocuklar için durum vahim bir boyuta varıyor.”
‘MESEM’DE DENETİM YOK, 85 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ’
Beritan Güneş, MESEM sisteminde denetim mekanizmasının bulunmadığını ve Eğitim Bakanı’nın sorunları görmezden geldiğini söyleyerek şunları ifade etti:
“Okullardan sorumlu en üst düzey yetkili kişinin sorun yokmuş gibi davranması elbette MESEM sistemini ve çocukların işçileştirilmesini olağan hale getiriyor. ‘Çocuklara meslek edindiriyoruz’ kılıfıyla korkunç bir sistemin yaratıldığına şahit oluyoruz.
Devleti yönetenler meseleye böyle ciddiyetsiz yaklaşırken patronların da kâr hırsıyla olağanlaştırması kaçınılmaz hale geliyor. Yaptırım uygulayacak bir mekanizma olmadığını bildikleri için rahat davranıyorlar. Bu yıl MESEM’e kayıtlı 85 çocuğun öldüğünü biliyoruz. Bu çocukların ölmelerini ‘kaza’ diyerek geçiştiremeyiz; öldürülüyorlar.
Bütçe görüşmeleri sırasında ölümlerin ve sakat kalma riskinin ortadan kaldırılması için birtakım önerilerimiz oldu. İş yerlerindeki denetim sıklığının artırılması, koordinatör öğretmen statüsündeki kişilerin konuyla ilgili olarak daha nitelikli hale getirilmesi, usta öğreticilerin pedagojik formasyondan geçirilmesi gibi önerilerde bulunduk. Ayrıca bu meseleye tüm siyasi partilerin ciddiyetle yaklaşması gerekiyor.”
ÇOKLU KRİZLERE KARŞI BİRLEŞİK MÜCADELE
Türkiye’nin, MESEM konusunu içerecek şekilde çoklu krizlerle karşı karşıya olduğunu ve bunun da toplumsal güçlerin ortak mücadelesini gerekli kıldığını vurgulayan Beritan Güneş, “Çoklu krizler içerisinde, savaşın yarattığı toplumsal çürüme bağlamında kadın, çocuk ve LGBTİ+ kırımı, işçi kırımı, ekolojik tahribat, yolsuzluk ve yoksullaştırmaları sayabilmek mümkün. Buna karşılık toplumsal muhalefet ortak bir güç haline gelerek iktidarın dayattığı neoliberal politikalara karşı koyabilmeli.
Dar ve günlük hesaplara düşmeden, toplumu savunabileceğimiz ilkeler etrafında bir araya gelmeliyiz. Bunun için muhalif partiler, sendikalar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve bağımsız bireyler çözüm önerileri üreterek ortak mücadele hattının örülmesi için katkı sunmalı.
DEM Parti olarak her zaman ortak mücadeleden yanayız. Toplumsal güçler olarak, farklılıklarımız olsa da ortak ilkeler etrafında bir arada olabiliriz. Bunun imkan ve koşulları mevcut” dedi.
‘ÇOCUKLAR EŞİTSİZLİĞE SÜRÜKLENİYOR’
Beritan Güneş, bu eğitim sistemi içerisinde çocukların bir yandan okulların kontrolsüz özelleşmesi, diğer yandan okullardan koparılarak işçileştirilme kıskacı altında olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
“Bu iki durum sonucunda fırsat eşitliğinin ortadan kalktığını görüyoruz. Çocuklar, emek sömürüsünün yanı sıra her an ölüm ya da sakat kalma riskiyle karşı karşıya. Denetleyecek ve yaptırım uygulayacak bir mekanizma yok.
Kaygılarımızı Meclis zemininde dile getirdik. Ayrıca ‘çocuk bakanlığı’ kurulması gibi tekliflerimiz oldu. Yanıt alamadık. Eğitim Bakanlığının yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da bu konuda sorumlu davranması gerekiyor. MESEM hadisesi bu bakanlığın sorumluluk kapsamına da giriyor. Dolayısıyla iki bakanlığın koordineli hareket etmesi ve bu sistemin baştan itibaren gözden geçirilmesi gerekiyor.”