“Umutla özgürlüğe yürüyoruz” eylemine katılan öğretmen Simge Yardım, yürüyüşün barış talebini toplumsallaştırmak ve anadilde eğitim hakkına dikkat çekmek amacıyla düzenlendiğini söyledi. Yardım, Türkiye’deki eğitim sisteminin Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana tekçi bir anlayış üzerine kurulduğunu, bunun da halklar üzerinde asimilasyon politikalarını derinleştirdiğini ifade etti.
Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) 1 Ekim’de başlattığı “Umutla özgürlüğe yürüyoruz” yürüyüşü devam ediyor. 4’ncü günü de geride bırakan kadınlar, Adana'da yüzlerin katılımı ile görkemli bir yürüyüş düzenledi. Barış anneleri tarafından çiçeklerle karşılanan kadınlar, coşkulu bir mitingle günü sonlandırdı. Sık sık "Jin Jiyan Azadî" sloganı atan kadınlar, Önder Apo ile özgür yaşam taleplerini bir kez daha dile getirdi.
Yürüyüşte ülkenin farklı kesimlerinden ve farklı meslek gruplarından kadınlar yer alıyor. Toplumsal barış talebiyle yürüyen 250 kadından biri de öğretmen Simge Yardım. Yürüyüşün talepleri içerisinde yer alan anadilde eğitim talebi için yürüyen ve barışın inşasında rol oynamak için mücadele eden Simge Yardım, diğer kadınlar gibi Ankara'ya hazırlanıyor.
ANADİLDE EĞİTİM HAKKI DEMOKRATİK TOPLUM İÇİN VAZGEÇİLMEZ
Yürüyüş esnasında konuşan Simge Yardım, anadilde eğitim hakkının demokratik bir toplumun inşası için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Simge Yardım, Türkiye’deki eğitim sisteminin tekçilik üzerinden kurulduğunu ve bunun halklar üzerinde asimilasyon politikalarını derinleştirdiğini söyledi.
Amed’den başlayan yürüyüşün bir bütün olarak barış talebi üzerinden şekillendiğini belirten Simge Yardım, “Bu yürüyüşün aslında bir bütün olarak barış talebi üzerinden Amed'den başlayarak Ankara'ya kadar yürüyoruz. Temel taleplerimizden birisi de, tabii ki anadilde eğitim hakkının tanınmasıdır. Türkiye’deki eğitim sistemi uzun yıllardır tekçiliği esas alan bir anlayışla yürütülüyor. Cumhuriyet tarihi boyunca tekçiliği esas alan ve bunun üzerinden inşa edilen asimilasyon politikasıyla derinleştirilen bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız. Bugün de aynı anlayışla eğitim sistemi dizayn edilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.
Simge Yardım, bu politikaların demokratikleşmenin önünde büyük bir engel olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye halkları açısından düşündüğümüzde, demokratik bir toplum inşasının temeli olan anadilde eğitim hakkının tanınmaması, çocukların eğitime erişimi noktasında ciddi bir engel oluşturuyor. Eğitim hakkının olmaması, devletlerin bilinçli bir politikasıdır. Çünkü biliyoruz ki, kendi dilinde eğitim alamayan çocuklar açısından bu durum asimilasyon aracı haline gelir.”
'HAFIZA VE KÜLTÜRÜ YOK EDEN BİR SİSTEM'
Simge Yardım, anadilde eğitim hakkının yok sayılmasının sadece pedagojik değil, toplumsal bir yıkım yarattığını vurguladı:
“Kendi dilinde eğitim alamayan halklar açısından bu, hafızayı, tarihi ve kültürü yok etmek anlamına gelir. Bir halkın dilini yok etmek, o halkı yok etmek demektir. Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana bu politika sürdü. Türkçenin tek resmi dil olarak dayatılması, Kürtler başta olmak üzere ülkedeki diğer halkların çocukları açısından kendi diline yabancılaşmayı ve dilini kullanmamayı beraberinde getirdi.”
'EĞİTİM POLİTİKALARI BARIŞ TEMELİNDE ŞEKİLLENMELİ'
Simge Yardım, bu nedenle anadilde eğitim hakkının barış süreciyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti:
“Bugün yürüyüşümüzün temel taleplerinden biri anadilde eğitim hakkıdır. Çünkü demokratik bir ülkenin, demokratik bir toplumun inşasının temellerinden biri de budur. Barışa dair sözümüzü kurduğumuz her yerde anadilde eğitim hakkının tanınması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu hakkın resmi olarak uygulanması, barışın da kurumsallaşması anlamına gelir. Eğitim politikaları bir bütün olarak değişmelidir. Özellikle kız çocukları ve anadili farklı olan öğrenciler açısından tekçiliği esas alan bir müfredat değil, barış müfredatı esas alınmalıdır. Demokratik bir toplum inşa etmek istiyorsak, eğitimin barışa ve eşitliğe dayanması gerekiyor.”
'KADINLAR BARIŞIN ÖNCÜSÜDÜR'
Barış sürecinde kadınların rolüne de değinen Simge Yardım, kadınların bu mücadelenin merkezinde olduğunu vurguladı:
“Bu dönem açısından barışı toplumsallaştırmak en temel görevlerden biri. Biz kadınlar, savaşın en derin etkisini yaşayanlarız. Bu yüzden barış sürecinde de ön saflarda yürüyoruz. Ancak çağrımız sadece kadınlara değil; tüm halklara, tüm gençlere, tüm toplumadır. Barışın toplumsallaşması, demokratikleşmenin de önünü açacaktır.”
'DEMOKRATİK TOPLUMUN GEREĞİ YERİNE GETİRİLMELİ'
Simge Yardım, barışı ve eğitim hakkını birbirinden ayrı düşünmediklerini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Barışa ne kadar sahip çıkarsak, barışa ne kadar ihtiyacımız olduğunu birbirimize anlatırsak, barışı inşa etmek de o kadar kolay olur. Anadilde eğitim hakkı, barışın temelidir. Ebeveynler de çocuklarının kendi dillerinde eğitim alması konusunda ısrarcı olmalıdır. Asimilasyon politikalarından vazgeçilerek demokratik toplum inşasının gereği yerine getirilmelidir.”