GÖRÜNTÜLÜ

Su krizi artıyor: Bir savaş stratejisi haline getirildi!

Dünyada yaşanan iklim krizinin aslında su krizi olduğunu ve önlenemediği takdirde daha büyük sorunlara yol açacağını belirten Ekolojist Beyaz Üstün, “Biz bu mücadeleyi sadece insanlar için değil, yaşamın devamı için veriyoruz" dedi.

SU KRİZİ

Amed Büyükşehir Belediyesi, Mezopotamya Su Forumu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi tarafından gerçekleştirilen 2’nci Mezopotamya Su Forumu başladı. Üç gün sürecek forumda Mezopotamya'da ki su varlıklarının yanı sıra İran, Irak ve Suriye'deki soru sorunu ve politikaları tartışılacak. Ortadoğu ve Türkiye'nin yanı sıra UNESCO'dan da katılımcıların olduğu forumda, suyu bir savaş malzemesi haline getiren kapitalist sistem politikalarına dair de çözüm yolları aranacak.

Foruma katılan isimlerden Ekolojist Beyza Üstün, özellikle Mezopotamya topraklarında suya dönük derinleşen saldırı ve sermaye politikalarına dikkat çekti. "Barışla beraber su özgürleşir" diyen Beyza Üstün, doğal akışından koparılan suyun bir krize döndüğünü ve buna karşı mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

Beyza Üstün, ikincisi düzenlenen Mezopotamya Su Formunda bölgedeki su politikalarının hem doğayı hem de toplumları tehdit ettiğini belirterek suyun sermaye birikiminin aracı haline getirilmesine tepki gösterdi. Mezopotamya havzasının halkları, ekoloji örgütleri, aktivistleri, politikacıları ve araştırmacılarının bu forumda bir araya gelmesinin nedeninin “suyu ve yaşamı savunmak” olduğunu ifade eden Beyza Üstün, “Bizler su politikalarını önemseyenler, suyu korumak isteyenler olarak buradayız” diyerek, bu sürecin sadece çevresel değil aynı zamanda politik ve toplumsal bir mücadele olduğunu vurguladı.

'MEZOPOTAMYA HAVZASI DERİN BİR SALDIRI ALTINDA'

Beyza Üstün’e göre, Ortadoğu su politikaları özellikle Batı Mezopotamya üzerinden derin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Kapitalist sistemin ve ulus devletlerin su kaynaklarını denetim altına alma çabası, bölgedeki yaşamı doğrudan tehdit ediyor.

“Kapitalist sistem, emperyalizmi arkasına alarak uluslararası kararları ulus devletlere uygulatıyor. Bu süreçte doğal varlıklar, ekosistemler ve en temelde su, tüm canlı yaşamın kaynağı olmasına rağmen metalaştırılıyor” diyen Üstün, 1992 Dublin Konferansı’nda alınan kararların suyu bir insan hakkı olmaktan çıkarıp ticari bir meta haline getirdiğini hatırlattı.

'SU, DOĞAL AKIŞINDAN KOPARILDI'

Türkiye ve çevresindeki kıyıdaş ülkelerde uygulanan su politikalarının uzun süredir doğayı tahrip ettiğini söyleyen Beyza Üstün, “Barajlar, enerji projeleri ve büyük şirketlerin yatırımlarıyla su, doğal akışından koparıldı; halkların, canlıların ve tüm ekosistemlerin ortak varlığı sermaye birikiminin parçası haline getirildi” dedi.

Bu sürecin sadece suyu değil, aynı zamanda ormanları, tarım alanlarını ve ekolojik dengeleri de yok ettiğini vurgulayan Beyza Üstün, “Suyun ulaşılamaz hale gelmesi, yaşamın da ulaşılamaz hale gelmesi demektir. Kimler suya erişiyor? Sadece parası ve sermayesi olanlar. Devlet politikaları da bunu meşrulaştırıyor” ifadelerini kullandı.

'SU, SAVAŞ STRATEJİSİ HALİNE GELDİ'

Beyza Üstün, suyun kontrolü üzerinden yürütülen politikaların bölgesel çatışmaları da derinleştirdiğine dikkat çekerek, İsrail-Filistin ve Rojava örneklerini hatırlatarak, suyun artık savaş stratejilerinin bir parçası haline geldiğini söyledi. “Suyu ele geçirmek demek, yaşamı ele geçirmek demektir. Bu da halkların yaşamına doğrudan müdahale anlamına gelir” diyen Beyza Üstün, savaşların kapitalist ve emperyalist müdahalelerin aracı olduğunu belirtti.

'TÜM CANLI YAŞAMI İÇİN MÜCADELE ETMEK GEREKİYOR'

Bu hegemonyayı kırmak için kapitalizme, patriyarkal akla ve güvenlik politikaları bahanesiyle yürütülen sermaye odaklı müdahalelere karşı durulması gerektiğini ifade eden Beyza Üstün, “Bugün madenlerle, HES’lerle, RES’lerle, GES’lerle doğanın her alanına giren bu tahakküme karşı biz suyu savunanlar olarak sadece kendi yaşamımız için değil, tüm canlı sistem için mücadele ediyoruz. Forumun amacı, suyu koruma yollarını ve sisteme karşı alternatif yaşam biçimlerini tartışmak. Biz suyu kontrol etmekten değil, suya müdahale eden sistemi kontrol etmekten bahsediyoruz. Yaşamı kapitalist sisteme mahkûm etmeden nasıl sürdürebileceğimizi konuşuyoruz” sözleriyle forumun yönünü özetledi.

'İKLİM KRİZİ DEDİĞİMİZ ŞEY, SU KRİZİDİR'

Dünyada yaşanan krizlerin temelinde de su döngüsüne yapılan müdahalelerin olduğunu vurgulayan Beyza Üstün, “İklim krizi dediğimiz şey, aslında su krizidir. Suyun döngüsü bozulduğu için atmosferik denge değişti. Fırtınalar, kuraklıklar ve seller hepsi bu müdahalelerin sonucu” dedi.

Savaşların ve sistemlerin yarattığı çatışmaların artık suya erişim üzerinden şekilleneceğini belirten Beyza Üstün, “Asıl tehlike, suya erişebilenlerle erişemeyenler arasındaki uçurumdur. Suyun olmadığı bir dünyada hiçbir canlı yaşayamaz. Bu nedenle biz bu mücadeleyi sadece insanlar için değil, yaşamın devamı için veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Son olarak suyun özgürleşmesinin barışın da anahtarı olduğunu belirten Beyza Üstün, “Suyun özgürleşmesi barıştır. Barışla birlikte su özgürleşir, halklar suyu özgürleştirir. Biz özneler olarak burada bir araya gelip tartışıyor, birlikte yolumuzu arıyoruz” dedi.