Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından iktidarı ele geçiren Colani liderliğindeki HTŞ’nin, azınlık gruplara yönelik saldırıları artarak devam ediyor. İlk olarak Aleviler ve Dürzilere yönelik başlayan bu saldırılar, son olarak Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Halep’e bağlı Eşrefîye ve Şêxmeqsûd mahallelerinde sürdü.
Bu bölgelerde sivil halka yönelik işlenen savaş suçları uluslararası kurumlar tarafından takip edilmezken, ülke yönetimi “tek din, tek ırk ve tek ordu” siyasetini esas alarak farklı dil ve kültürlere yönelik nefretini her alanda gösteriyor. ‘Suriye ordusu’ adı altındaki çeteler eliyle yürütülen bu nefret, katliamları ve zorla göçü de beraberinde getirirken, yerinden edilen Alevi ve Kürt bölgeleri ise Araplaştırılmak isteniyor.
Farklı kimliklere yönelik bu katliam politikasının sistematik bir şekilde devam ettiğini belirten Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) aktivisti Kader Uzun, Ortadoğu'da halkların günden güne ayrıştırıldığını ve dini dayatmaların arttığını ifade etti. Bölgede uygulanan politikaların insanlık dışı olduğuna dikkat çeken Kader Uzun, Kürtler başta olmak üzere Alevi, Dürzi ve tüm ezilen halkların ortak mücadele yürütmesi gerektiğini vurguladı.
Kader Uzun, yaşanan sürecin temel yaşam haklarının açıkça ihlal edildiği bir dönem olduğunu belirterek, “Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi sürecinde küresel ve bölgesel ulus devletler bir araya gelerek barbar bir zihniyetle haritalar çiziyor. Bu masalarda Kürtleri yok sayan, hatta ortadan kaldırmayı hedefleyen politikalar üretiliyor” dedi.
'YAŞANAN KATLİAMLAR BÜTÜN HALKLARIN ORTAK SORUNUDUR'
Ulus devletlerin özellikle Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında izlediği politikaların yalnızca çıkar ve menfaat temelli olduğuna işaret eden Kader Uzun, bu sürecin katliamlarla beslendiğini dile getirerek şunları söyledi: “Kürt halkına, Alevilere, Dürzilere ve diğer ezilen halklara yönelik bu yönelim insanlık dışıdır. Bu durum, vicdan sahibi hiç kimsenin sessiz kalamayacağı tarihsel bir sorumluluktur. Bu mesele yalnızca Kürtlerin değil, bölgede yaşayan tüm halkların ortak sorunudur. Kürtlerin yaşadıkları bir kader değil. Yaşananlar, ulus devletlerin yapay sınır politikaları ve kapitalist sistemin Ortadoğu’yu sömürgeleştirme süreciyle alakalı. Bu tablo, IŞİD zihniyetini andıran barbar bir anlayışın, sömürgeci yapıların taşeronluğu üzerinden bölgede hayata geçirilmesidir. Bu süreci durdurmanın tek yolu, halklarla birlikte ortak bir mücadele hattı örmektir.”
'MÜCADELENİN ÖZNESİ OLMAK ZORUNDAYIZ'
Kürt halkının yıllardır onurlu bir direniş yürüttüğünü hatırlatan Kader Uzun, yaşananların yalnızca Kürtlerle sınırlı olmadığını ekleyerek “Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamlar insanlık vicdanını derinden yaralıyor. Bizler yalnızca destek sunmakla yetinemeyiz; bu mücadelenin öznesi olmak zorundayız. Yaşananlar karşısında derin bir utanç ve acı duyuyoruz. Bu katliamlara ve Ortadoğu’da dayatılan tekçi devlet projelerine karşı ortak bir duruş sergilenmesi gerekiyor" diye konuştu.
'BÖLGEDE TEK DİN VE TEK DİL DAYATMASI YAPILIYOR'
Bölgede tek dinli, tek uluslu ve tek bayraklı bir yapı oluşturulmak istendiğini ifade eden Kader Uzun, "Tek dil, tek din, tek ordu ve tek kimlik anlayışı faşizan bir zihniyettir. Bu zihniyet hem Kürtleri hem Alevileri yok etmeyi hedefliyor. Oysa Ortadoğu, tarihsel olarak farklılıklarıyla var olmuş bir coğrafyadır. Halklar, bedeli canları olsa dahi bu dayatmalara karşı direniyor. Çünkü tekçilikle, faşizmle ve zorbalıkla bir gelecek kurulamaz” dedi.
'KATLİAMLARI, DAYANIŞMA VE ÖRGÜTLÜLÜK DURDURABİLİR'
Kader Uzun, Alevi, Kürt ve Dürzi halklarının ortak bir mücadele hattı kurmasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, “Halklar ayrı ayrı bırakıldıklarında daha kolay hedef haline geliyorlar. Dayanışma ve örgütlü birliktelik olmadığı sürece katliamlar devam ediyor. Birleşik bir koordinasyon sağlanmadan bu şiddet döngüsü kırılamaz. Bu yüzden bugün gerek İran'da gerek Suriye'de ve Rojava'da bu hattın güçlenmesi gerekiyor. Bu faşizan ve halkları katleden zihniyetler, dil ya da din dayatmalarıyla varlığını daha fazla sürdüremez” diye belirtti.
'ORTADOĞU FAŞİZAN PROJELERLE TEK RENGE BOYANAMAZ'
Rojava’ya verilen desteğin hayati önemde olduğuna dikkat çeken Kader Uzun, son olarak şunları söyledi: “Bugün Rojava, yarın başka bir coğrafya hedef haline gelecektir. Bu durumu korkudan değil, yaşanan vahşet karşısında duyduğumuz utanç ve insanlık onuru adına dile getiriyoruz. Sadece kınamak yetmez; mücadelenin aktif öznesi olmak zorundayız. Ortadoğu, masa başlarında çizilen faşizan projelerle tek renge boyanamaz. Bu coğrafyanın halkları, kendi farklılıklarıyla var olmaya ve bu zenginliği savunmaya devam edecektir.”