GÖRÜNTÜLÜ

Suzan İşbilen: Savaşın hafızasını taşıyan kadınlar görmezden gelindi

Kürdistan'daki kadın kurumlarının çağrılmayıp dinlenmemesine tepki gösteren Rosa Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen, "Bu savaşın en ağır yükünü taşımış Kürt kadınları olarak sürece dahil edilmedik. Bu durum, barışa olan samimiyeti sorgulatıyor" dedi.

Suzan İşbilen, "Barış sürecinde gerçek bir toplumsal dönüşüm için kadınların söz hakkı şart. Gerçek barış, savaşın mağdurlarını dinleyerek mümkün olur. Kadınların hafızası, bu sürece ışık tutabilecek en güçlü kaynaktır. Bu sesin duyulmadığı bir süreç, eksik kalacaktır" dedi.


Önder Apo’nun 27 Şubat günü yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası atılan adımlarla beraber Meclis’te "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" kuruldu. Kurulan komisyonda çok sayıda STK, Barış Anneleri, asker aileleri, siyasi partiler ve kurumlar dinlendi. Komisyon, son olarak dün gençlik örgütlerini ve kadın kurumlarını dinledi. Davet edilen 5 kadın kurumundan sadece "Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi" muhalif olarak dinlenirken, Kürdistan'daki kadın kurumlarının komisyona çağrılmaması ise tepkilere neden oldu.

Savaşı gören, yaşayan ve hafıza oluşturan kadınların komisyonda olması gerektiğine dikkat çeken Rosa Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen, "Bu savaşın en ağır yükünü taşımış Kürt kadınları olarak sürece dahil edilmedik. Bu durum, barışa olan samimiyeti sorgulatıyor” ifadelerini kullandı.

'SÜREÇ HERKESİ KAPSAMALI'

Türkiye’de Kürt sorununda ilk kez güvenlikçi politikalar dışında, demokratik çözüm arayışının gündeme geldiğine dikkat çeken Suzan İşbilen, geçmişte yürütülen yaklaşımların sonuçsuz kaldığını söyledi:

“Yıllarca iktidarlar Kürt sorununu güvenlikçi yöntemlerle çözmeye çalıştı ama 50 yılı aşkın süredir bu politikanın sonuç vermediği ortada. Artık toplumun büyük bir kesimi, bu meselenin ancak karşılıklı diyalogla çözülebileceğine inanıyor. Bu inançla bir çözüm süreci başlatıldı ama bu sürecin herkesi kapsaması gerekiyor”

Savaşın etkilerinin özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde derin izler bıraktığını dile getiren Suzan İşbilen, “Kürt kadınları olarak savaşın ne olduğunu en iyi biz biliyoruz. Anneler çocuklarını kaybetti, aileler yıllarca cezaevi kapılarında bekledi. Cezaevlerinde çocuklarını kaybeden anneler oldu. Bunca acının yaşandığı bir süreçte, bu tanıklıkların dinlenmemesi büyük bir eksikliktir” dedi.

'SAVAŞI GÖREN KADINLAR VE KURUMLAR DİNLENMELİ'

Suzan İşbilen, kadın kurumlarının dışlanmasının iktidarın samimiyetini sorgulattığını belirterek, şöyle konuştu:

“Elbette Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi'nin dinlenmesi önemlidir. Ancak bu inisiyatif oldukça yenidir. Oysa bizler, savaşın hafızasını taşıyan, yıllardır bu mücadele içinde yer alan kurumlarız. Bu kurumların dinlenmemesi, barış sürecinde kadınların deneyimlerinin yok sayılması anlamına geliyor. Kadınların sürece dahil edilmemesi toplumsal cinsiyet boyutunu da eksik bırakıyor. Kadınların yaşadığı şiddet sadece çatışma ortamından kaynaklanmıyor ama çatışma ortamı bu şiddeti derinleştiriyor. Savaşın bitmesiyle kadınları ve çocukları bekleyen geleceği de konuşmak gerekiyordu. Barışın kadınlar üzerindeki etkisini, çocukların nasıl bir psikolojiyle büyüdüğünü anlatma fırsatımız olmalıydı.”

'KADINLARIN HAFIZASI BU SÜRECE IŞIK TUTACAK KAYNAKTIR'

İktidarın kadın politikalarını da eleştiren Suzan İşbilen, kadınların dışlanmasının tesadüf olmadığına işaret etti. Bu sürecin gerçek bir noktaya evrilmesi için öncelikle kadınların dinlenmesi çağrısında bulunan Suzan İşbilen, “Yıllardır kadın cinayetlerinin failleri cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Bu, kadını susturma, eve kapatma politikalarının bir parçası. Şimdi barış sürecinde de kadının beyanı ve tanıklığı geri plana atılıyor. Oysa bu ülke için daha iyi bir gelecek istiyorsak, mağdurları ve tanıkları dinlemek zorundayız. Barış sürecinde gerçek bir toplumsal dönüşüm için kadınların söz hakkı şart. Gerçek barış, savaşın mağdurlarını dinleyerek mümkün olur. Kadınların hafızası, bu sürece ışık tutabilecek en güçlü kaynaktır. Bu sesin duyulmadığı bir süreç, eksik kalacaktır" dedi.