Temiz: Cezaevlerini direniş alanlarına dönüştürdük
31 yıllık tutsaklığın ardından özgürlüğüne kavuşan Ahmet Temiz, "Bütün baskı ve hukuksuzluklara rağmen cezaevlerini direniş alanlarına dönüştürdük" dedi.
31 yıllık tutsaklığın ardından özgürlüğüne kavuşan Ahmet Temiz, "Bütün baskı ve hukuksuzluklara rağmen cezaevlerini direniş alanlarına dönüştürdük" dedi.
Amed'de 1994 yılında gözaltına alındıktan sonra Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezasına çarptırılan Ahmet Temiz, 31 yıllık tutsaklığın ardından 18 Eylül’de tahliye edildi.
Ahmet Temiz’in tahliyesi, "örgütten ayrılmaya yönelik talepte bulunmadığı", “örgütlü hükümlülerle birlikte kalarak hareket ettiği" ve "suçunu kabul etmediği" bahaneleriyle erteleniyordu.
Temiz, 31 yıllık tutsaklığı süresi boyunca Amed, Amasya, Ankara ve Tekirdağ hapishanelerinde rehin tutuldu.
Ajansımıza konuşan Ahmet Temiz, tahliye edildikten sonra yaşadığı duygu anına ilişkin şunları söyledi:
"Tahliye kararım bana tebliğ edildiğinde heyecanım arttı. Tahliyemi hayal ediyordum ama halkımız tarafından böylesi bir karşılama olacağını tahmin edemiyordum. 31 yıllık aradan sonra özgürlüğüme kavuşmak gerçekten çok güzel ve çok anlamlı.
Ama buruk bir sevinç var maalesef. Çünkü geride bıraktığımız binlerce arkadaşımız var. Önder Apo özgür değil. Gönül isterdi ki hepimiz birlikte bu halkın karşısına çıkıp, yıllar sonra böylesi bir coşkuyla kutlayalım. Bu kadar insanımızın gelip beni karşılamasından çok büyük bir onur ve sevinç duydum. Bunun da yıllardır süren mücadelemizin getirdiği bir emek olduğunu düşündük. Gerçekten tarif edilmesi zor bir duygu ama sonuç olarak buruk bir sevinç.
Umarım en kısa zamanda hepimiz, başta Önder Apo olmak üzere bütün tutsaklar, artık halkımızla birlikte başlatılan süreç çerçevesinde özgür bir ülkede yaşarız."
‘HEP DIŞARIYI VE HALKIMIZIN MÜCADELESİNİ HAYAL ETTİK’
Hapishane sürecine değinen Temiz, "En büyük dayanağımız ve gücümüz hep dışarıya yönelikti; mücadeleye ve halkımıza yönelikti. Böylesi bir hedefe ve mücadeleye kilitlenince o dar mekanlar bizleri sınırlandırmadı. Hep dışarıyı ve mücadeleyi hayal ettik. Bizi ayakta tutan halkımızın mücadelesiydi. Yaşadığımız hak ihlalleri bizim için hep ikinci plandaydı.
İçimizde mücadele ruhu ve halkımıza olan özlem olunca insan ister istemez güçlü oluyor. Bizleri ayakta tutan bu halkın mücadelesi ve değerleriydi. Sadece kendi adıma değil, bütün arkadaşlarım adına şunu söyleyebilirim: Halkımız ve mücadelemiz var oldukça bizim için ne mekanların sınırlayıcı bir gücü olur ne de baskıların bir gücü. Bütün baskılara karşı cezaevlerini direniş alanına çevirdik" diye konuştu.
‘YOĞUN BASKILAR VAR’
Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve cezaevi infaz sistemine dikkat çeken Temiz, şunları söyledi:
"Cezaevlerine yönelik bir infaz sistemi var. Bu infaz sitemi, bütün her şeyiyle yoruma açık bir sistem. Dolayısıyla baştan sona kağıt üzerinde var olan şeyler, pratikte hiçbir şekilde uygulamaya geçmedi. Hasta tutsaklarla ilgili olsun, normal haklarla ilgili olsun, her zaman idarenin eliyle kısıtlanmaya çalışıldı.
Hukuksal alanda verdiğimiz mücadele de sonuçsuz kalıyor maalesef. Yoğun bir baskı var. Hasta tutsaklardan tutalım, cezaevlerine gelen gazetelere, geliş gidişlere kadar her alanda ciddi bir kısıtlama ve hukuksuzluk var. İnfaz Kanunu’nun belirlenen olgularıyla, politik tutsakları cezaevlerine hapsetme sebepleri buydu. Bizler de elimizden geldiğince bu ihlalleri ikinci plana iterek mücadelemizi büyüttük."
‘ÖNDER APO ÖZGÜR OLMALI’
Önder Apo’nun 27 Şubat’ta başlattığı barış sürecinden umutlu olduklarını söyleyen Ahmet Temiz, "Rêber Apo, süreci başlattığında cezaevindeydim. Gelişmeleri basından takip ettik. Önderliğin böylesi bir mücadeleyi siyaset alanına getirmesi bizleri heyecanlandırdı. Önder Apo’ya güveniyoruz ve onun yol gösterici olduğunu biliyoruz.
Daha önceki süreçlerde de heyecanımız vardı ama bu süreç hepimizde farklı bir heyecan yarattı. Çok ciddi bir süreç var ortada. Önder Apo’nun bu süreci başarıya ulaştıracağına inanıyoruz. Bizler bir bütün olarak Önder Apo’nun arkasındayız.
Önder Apo bu sürecin baş mimarıdır ve bundan dolayı özgür bir ortamda süreci yürütmeli. Önder Apo’yu özgürlüğe kavuşturacak koşullar yaratılmalı" diye kaydetti.