Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Bakanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı’nda güncel gelişmeleri değerlendirdi.
‘ENFAL ACISINI UNUTMADIK’
Kürtlere yönelik soykırım harekatı Enfal’in yıldönümü dolayısıyla, hayatını kaybedenleri anan Tülah Hatimoğulları, “Dünya unutsa da biz bu acıyı unutmadık, unutturmayacağız. Öfkemiz de yasımız da adalet talebimiz de hala dipdiri. Türkiye, Kürt halkının acısını paylaştığını Enfal’i resmen tanıyarak gösterebilir" diye konuştu.
Tülay Hatimoğulları, Gülistan Doku dosyasıyla ilgili yaşanan yeni gelişmelere de dikkat çekerek, “Bu karanlık dosyada adı geçen herkes ama herkes gerçekten ucu nereye dokunursa dokunsun ciddi bir biçimde soruşturulmalı ve bu konu karanlıkta kalmamalıdır. Herkes hukuk önünde hesap vermelidir” dedi.
ROJİN KABAİŞ DOSYASI: KİMLER VE NEDEN KORUNUYOR?
Konuşmasında Rojin Kabaiş cinayetine de değinen Tülay Hatimoğulları, Rojin Kabaiş’e ne olduğu, kimlerin ve neden korunduğunu sorarken, saklananların ortaya çıkarılmasını istedi. Tülay Hatimoğulları, “Rojin'in babası ve ailesi başta olmak üzere yine Türkiye'de kadın hareketi ve biz DEM Parti olarak bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Rojin için adalet tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek. Mücadele etmeye hep beraber devam edeceğiz” diye ekledi.
ORTADOĞU SAVAŞI: SAVAŞA HAYIR DEMELİYİZ
Tülay Hatimoğulları, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“İran'ın kentlerine ve Ortadoğu'nun merkezine uçaklardan, dronlardan balistik füzelerden ölüm aktı. Sonuç binlerce sivil ölümü, yıkım, yoksulluk, acı, kan ve barut kokusu altında iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladık. Ancak hafta sonu görüşmelerin sürdüğü İslamabad’dan pek olumlu haberler çıkmadı. Ancak bu görüşmenin olumsuz sonuçlanmasına rağmen ateşkesin devam etmesi son derece önemlidir. Geçici ateşkes kalıcılaşmalı; kalıcı ateşkes adil bir barışa dönüşmelidir. ‘Savaşa hayır’ demeliyiz hep beraber.
Arap Birliği savaş mahalli İran Şii topraklarıdır. Belki bu savaşta zayıflatıldılar. 'Şii hilaline karşı Sünni hilali büyütürüz' diye düşünüp savaşı izlememeliler. Zira ölenler sizin bölgenizin insanıdır. Bombalanan sizin bölgenizdir. Çalınan sizin geleceğinizdir. Kimi füzeler sizin topraklarınıza düşmüştür. Savaşa sizi de katmak istiyorlar. Bölgede kalıcı bir savaş olsun, bölge insanı birbirini vursun, katletsin, öldürsün ve kendileri bütün bu manzarayı izleyerek hesaplarını takır takır hayata geçirmek istiyorlar. Emperyalizmin yüzyıllardır izlediği siyasetin yeni bir kanlı sahnesine tanıklık ediyoruz. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri ve Arap Birliği’nin tamamı, bu ateşkesin sürmesi ve bölgede kalıcı bir barışın inşa edilmesi için samimi bir rol üstlenmelidir.
BARIŞ, EŞİT YURTTAŞLIK, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER
İran rejimine gelince dış müdahaleye zemin hazırlayan iç baskıyı artırma hatasında ısrar etmek onlara zarar verir. Ateşkes başladığı anda kitlesel gözaltılar, Kürtler ve kadınlar başta olmak üzere muhaliflere yönelik idam kararları devreye girdi. İran halkları emperyalizme karşı bir arada durdu, savaşa karşı birlikte ‘hayır’ dedi. Özellikle böylesi bir zamanda kendi halkına zulmeden yönetimler meşruiyetini kaybeder. Derin bir devlet tarihine sahip olan İran bunun ne anlama geldiğini çok iyi bilir, çok iyi de bilmelidir. Dönem 1979 dönemi değil, 2026 yılındayız. Bölgede çok şey değişti ve bu değişim İran’ı da etkileyecek niteliktedir. Kürtler, Farslar, Beluclar, Azeriler, Türkmenler, kadınlar, gençler ve siyasetçiler; özgürlük, demokrasi, eşit yurttaşlık hakkı talep ettikleri için katledilmemeli gözaltına alınmamalı, şiddet görmemelidir. Parti olarak ülkemizde olduğu gibi bölgede de halklar için barışı, eşit yurttaşlığı, demokrasi ve özgürlükleri haykırmaya devam edeceğiz.
GIDA FİYATLARI HER GÜN ARTIYOR
İran savaşını herkes değerlendiriyor. Bizler de değerlendiriyoruz ve elbette çok önemli hususlar var. Türkiye’ye yansımalarını da gayet iyi görüyoruz. Yıllardır derinleşen açlık, yoksulluk, geçinememe ve barınamama sadece savaşla açıklanamaz. İktidar buna tevessül etmemeli. Savaşın etkilerini yadsımadan, savaşı bahane eden iktidara buradan soruyoruz; gerçekten yaşadığımız sorunların sebebi tek başına savaş mıdır? Bakın, 2021 ile 2026 yılları arasında dünyada ham petrol fiyatları düşerken Türkiye’de yüzde 640 oranında artmış. Aradaki farkı görebiliyorsunuz, değil mi? Ne kadar büyük bir fark var. Dolar o dönemde 7 lira iken şimdi 45 TL’ye dayanmış durumda. Savaşın olduğu ülkelerde bile gıda fiyatları düşerken, bir tarım ülkesi olan Türkiye’de gıda fiyatları her Allah’ın günü artıyor.
İŞSİZLİK, ASGARİ ÜCRET, ARTAN GÜBRE FİYATLARI
Türkiye’de işsizliğin yüzde 30’a dayanmasına hangi silah neden oldu acaba? Hazine ve Maliye Bakanı, İran savaşı ile ilgili ortaya çıkan sonuçları yönetebilir buluyoruz diyor. Bunu kendisine soruyoruz: 2026 yılının ilk üç ayında asgari ücretteki toplam kayıp 7 bin 773 liraya ulaşırken bu sorunu niye yönetemediniz, Sayın Bakan?
Yine soruyoruz; memleketiniz olan Batman’dan Mersin’e, Muğla’ya kadar seracılar, fideciler isyan ediyor. Geçen yıl 1 ton gübre 13 bin TL idi. Bu yılın başında 40 bin TL oldu. Madem savaşla ilgili sorunları yönetebiliyorsunuz, gübre fiyatlarını neden yönetemiyorsunuz?
Bakın, Birleşik Metal-İş’in verilerine göre 2026 Mart ayı itibarıyla Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 32 bin TL, yoksulluk sınırı ise 106 bin TL’ye yükselmiş durumda. Toplam 3,6 milyon işçi yasal asgari ücretin bile altında çalışmakta. Kadın işçilerin yüzde 60,1’i; bunların bir kesimi asgari ücretli, bir kesimi de asgari ücretin altında çalışıyor. Gelin, asgari ücrete geçtiğimizdeki tabloya beraber bakalım. 2026 yılı için belirlenen asgari ücretin yüzde 47’si nisan ayına gelmeden eridi. Asgari Ücret İnisiyatifi geçtiğimiz günlerde taleplerini Meclis’e iletti. Bizler de buradan bu talepleri bir kez daha altını çizerek yineliyoruz; asgari ücret hesaplanırken yalnızca bireysel değil, hane düzeyinde insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır. Asgari ücret yılda bir kez değil, dört kez güncellenmelidir
Bugün dünya, Ortadoğu ve Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirmek üzere bizler bir dizi toplantıyı hayata geçirdik. 5 gün süren toplantılarımızı tamamlamış olduk. Bir yandan ülkenin sorunlarına çözüm üretmek, öte yandan barış sürecini başarıya ulaştırmak için var gücümüzle çalışma kararlılığını bir test daha teyit ettik. İşsizlik, yoksulluk, aşırı pahalılık, ücretin aşırı düşük olması yurttaşın belini kırdı.
SEÇME VE SEÇİLME HAKKI KORUNMALI
Yurttaş, seçmen olarak seçme ve seçilme hakkının korunmasını istiyor. Kayyımların bir an önce lağvedilmesini, seçilmiş belediye başkanları ve belediye eş başkanlarının görevlerine iade edilmesini istiyor. Yine yurttaş, muhalefete dönük baskıların bitirilmesini istiyor. Bakın, biz DEM Parti olarak yaptığımız yüzlerce buluşmada ve ziyaretlerde, inanın karşımıza çıkan en temel sorunlardan biri budur. Bizim sahadaki deneyimimiz, gözlemimiz ve tespitimiz nettir; bunu buradan ifade ediyorum.
İktidara önerimdir; bu konularda gerçekten sahici araştırmalar yapsınlar, anketler yapsınlar, farklı araştırmalar yapsınlar.
DEMOKRASİ HERKES İÇİN
Bizler, “demokrasi herkes için” diyerek yola koyulduk. Bizler, barış ve demokratik toplum çağrısının sonuna kadar arkasındayız. Temel odağımız budur. Kim ne derse desin, biz bu odaktan ayrılmayacağız. Ve bizler, demokratik cumhuriyete giden yolu ardına kadar açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Her yurttaşımızın demokratik bir cumhuriyette yaşama hakkı vardır. Ve bizler, bu topraklarda barışın tesis edilmesi için, demokrasinin tesis edilmesi için, demokratik cumhuriyete giden yolu ardına kadar açmak için ne olursa olsun, ne ile karşılaşırsak karşılaşalım yılmadan, bıkmadan, usanmadan mücadelemize devam edeceğiz.
1 MAYIS
Hepinizin malumu, önümüz 1 Mayıs. 1 Mayıs; işçi sömürüsü ve katliamlarına, doğa talanına, kadına yönelik şiddete, Kürt’e reva görülen haksızlıklara, Alevi’ye dayatılan kimliksizliğe, doğayı savunan doğa savunucularına yönelik zulme, LGBTİ+’ların yok sayılmasına karşı hepimizin bir arada durduğu dayanışma ve mücadele günüdür. Bizler bu 1 Mayıs’ta bir umut penceresi açmak istiyoruz.
Bu çağrı İstanbul’adır. Bu çağrı Ankara’yadır. Bu çağrı İzmir’edir. Amed’dir, Van’dır, Batman’dır. 1 Mayıs, tüm gadre uğrayanların dayanışma ve mücadele günüdür. 8 Mart’ın direnci, Newroz’un ruhuyla 1 Mayıs’ta zafere bir adım daha yaklaşacağız. Bizler DEM Parti eşbaşkanları olarak, MYK üyelerimiz, vekillerimiz, il ve ilçe örgütlerimizle hep birlikte alanlarda, meydanlarda olacağız. Emek ve demokrasi güçleriyle dayanışmamızı daha da büyüteceğiz ve 1 Mayıs alanları DEM Parti’nin flamalarıyla renklenecek; her yerde büyük kortejlerle 1 Mayıs’a katılımı hep birlikte sağlayacağız. Bütün ezilenlerin kendi sözüyle, rengiyle, baretleriyle, önlükleriyle 1 Mayıs alanlarını hep birlikte renklendireceğiz.
TAKSİM YASAĞI KALKMALI
İktidar Taksim sendromundan kurtulmalıdır. Bakın, dünya ülkelerinin birçoğunda büyük kentlerin kent merkezleri gösteri alanıdır, böyle kabul edilir. Herkes istediği basın açıklamasını yapar, mitingi yapar. Ama Taksim yasaklandı. Ve Taksim yasağının mutlaka ve mutlaka kaldırılması gerekmektedir. Taksim 1 Mayıs’a açılmalıdır."...