Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın "Barış ve Demokratik Toplum” başlıklı tarihi çağrısının ardından 12. Kongresi’ni toplayan PKK, örgütsel varlığını ve silahlı mücadele yöntemini sona erdirdiklerini; mücadelelerini yeni bir başlangıç perspektifiyle sürdüreceklerini duyurarak, sembolik bir törenle silahları yakmıştı.
Sekiz aylık süre içerisinde ön talep olarak baş müzakereci olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve sürece ilişkin yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması gerektiğinin altını çizen Kürt Özgürlük Hareketi yönetimi, bir iyi niyet adımı daha atarak 26 Ekim’de Qendîl’de açıklama yaptı ve Türkiye’deki gerillaların Medya Savunma Alanları’na geri çekilmeye başladığını duyurdu.
DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan, Kürt Özgürlük Hareketi'nin ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair attığı bu tarihsel adımı ANF’ye değerlendirdi.
Kürt Özgürlük Hareketi yönetiminin Türkiye’den çekilme adımının çok önemli olmakla beraber aynı zamanda iktidara bir hatırlatma niteliği de taşıdığına işaret eden Türkdoğan, “Komisyonun bir an önce Sayın Öcalan’ı İmralı’da ziyaret edip görüşlerini alarak demokratik entegrasyon yasaları konusunda bir çerçeve çizmesini talep ediyoruz” dedi.
‘YASAL DÜZENLEMELER KONUSUNDA HATIRLATMA’
Kürt Özgürlük Hareketi yönetiminin Türkiye’den geri çekilme adımının aslında daha önceki adımların devamı niteliğinde olduğunu dile getiren Türkdoğan, örgütün kendisini feshederek silahsızlanma kararı alıp 11 Temmuz'da silahları yakmasının ardından bu sürecin bir devamı olarak söz konusu adımı attığını belirtti.
Bu adımın, sürecin ilerleyişi bakımından önemli olmasının yanı sıra iktidara bir hatırlatma niteliği de taşıdığına işaret eden Türkdoğan, şunları söyledi:
“Silahsızlanma süreçlerinin ilerleyebilmesi için bir yasal zemin, bir hukuki dayanak gerekli. Meclis’te kurulan komisyon 5 Ağustos'tan beri çalışmalarını sürdürüyor. Esasında komisyonun, Meclis açılırken bir yasal çerçeve oluşturup sunması gerekiyordu. Ancak o faaliyet bir türlü gerçekleşmedi. Şimdi, 26 Ekim 2025 tarihinde Kürt Özgürlük Hareketi yönetimi tarafından atılan bu adım, yasal düzenlemeler konusunda tekrar bir hatırlatma oldu.”
‘ŞİMDİ, EŞYANIN TABİATI GEREĞİ HUKUKİ ADIMLARIN ATILMASI GEREKİYOR’
Kürt Özgürlük Hareketi peş peşe iyi niyet adımları atarken, devlet ve iktidarın atması gereken adımları sürece yayma pratiğini de değerlendiren Türkdoğan, her ne kadar yeni bir süreçten söz edilse de bu sürecin yeni başlamadığını; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1993’te başlattığı sürecin devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.
“Kürt sorununda barış arayışının 32’nci yılındayız” diyen Türkdoğan, şöyle konuştu:
“Çatışmanın sona erdirilmesi ve silahların tamamen devre dışı kalarak barışın sağlanması; barışla birlikte Kürt sorununun çözümü sürecimizde 32’nci yıldayız. Artık bu noktada mutlaka ilerleme sağlanması gerekiyor. Burada da Sayın Öcalan kararlılığını defalarca göstermişti. Yeniden kararlı olduğunu gösterdi, yeniden talepte bulundu ve hareketi de onun talebi doğrultusunda bu adımı attı. Şimdi ise, eşyanın tabiatı gereği hukuki adımların atılması gerekiyor.
Çatışma süreçlerinde biz bunu şöyle anlatıyoruz: Bu, bir bisiklet pedalının çevrilmesidir. Bisikletin pedalının sürekli dönmesi gerekir. Veya merdiven örneğini verirsek; merdivenin birinci, ikinci, üçüncü basamağından hep yukarı doğru çıkmak gerekir. Ya da Devlet Bahçeli'nin dediği gibi; tek kanatlı kuş uçmaz. Kuşun öbür kanadının uçuşa yardımcı olabilmesi için iktidarın ve devletin bu konuda adım atması gerekiyor. 26 Kasım’da bu yönde güçlü bir hatırlatma yapıldı.
Burada ‘sen şunu yaptın, ben bunu yaptım, sen yapmadın, ben yapmadım’dan ziyade süreci ilerletmek için daha pozitif bir yaklaşım gerekli. Dün Kürt Özgürlük Hareketi aslında bu pozitif yaklaşımı ortaya koydu. Bu önemli, çünkü bu, silahsızlanma sürecinin devamı bakımından önemli bir kararlılığı gösteriyor.”
‘BİZ HEP İLERİYE BAKMAK İSTİYORUZ’
Bu anlamda Meclis Komisyonu’nun çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Türkdoğan, bu çerçevede komisyonun Sayın Öcalan'ı dinlemesi ve ondan sonra yasal çerçeveyi ortaya koyması gerektiğini dile getirdi. Komisyonun, demokratik entegrasyon süreci için bir yasal çerçeve ortaya koyup raporunu sunacağını anlatan Türkdoğan, daha sonra siyasi partilerin de bu konuda üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getireceklerini söyledi.
DEM Parti olarak bu sürecin ilerlemesi için ne gerekiyorsa onu yapmak konusunda üzerlerine düşen görevleri yaptıklarını ifade eden Türkdoğan, “Biz hep ileriye doğru bakmak istiyoruz. Bakış açımız bu. Böyle olunca da doğal olarak siyasal iktidarın da gereken adımları atacağını düşünüyoruz” dedi.
‘TÜRKİYE HENÜZ BARIŞINI YAKALAYAMADI’
Özellikle böyle bir süreçte, Irak ve Suriye’ye yönelik savaş tezkeresinin AKP, MHP ve İYİ Parti oylarıyla uzatılmasına yönelik soruyu, “Henüz Türkiye barışını yakalamadı” diye cevaplayan Türkdoğan, “Sonuçta biz barış ve demokratik toplum sürecini inşa ediyoruz. Yani bu sürecin olması için çaba gösteriyoruz. Barışın olabilmesi için negatif ve pozitif barış aşamalarının gerçekleşmesi, bunun için de yasaların çıkması gerekiyor. Bu yasaların çıkarılması için biz bu mücadeleyi yürütüyoruz.
Dolayısıyla hükümetin alışkanlıklarını, yani devletin ve siyasi iktidarın elinin altındaki kullanabileceği araçları muhafaza etmesini bir kenarda tutuyoruz. Şimdilik onunla ilgili herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Biz süreci kendimiz ilerletiyoruz.
Böyle olursa, iktidar adım atmak zorunda kalacaktır. Çünkü özellikle Sayın Öcalan’ın kararlılığı, bu adımların atılmasını sağlayacaktır. Nitekim Meclis Başkanı'nın açıklamaları da dün atılan adımın pozitif bir etki yarattığını gösteriyor. Bundan sonraki çalışmaları elbette göreceğiz” diye konuştu.
‘DEMOKRASİ YOLUYLA BARIŞIN SAĞLANMASI MODELİ TÜRKİYE’DE TUTMAMIŞTIR’
Öztürk Türkdoğan, iktidarın ana muhalefete yönelik giderek artan saldırılarını, muhalif basının yargı sopasıyla susturulmak istenmesini ve bir bütün olarak farklı düşünceleri bastırma pratiğini değerlendirerek, yürüyen süreçle ortaya çıkan çelişkiyi ve bu çelişkinin kamuoyunda yarattığı kaygıyı da dile getirdi.
Barış aşaması gerçekleşmeden demokratikleşme aşamasının bir türlü gerçekleştirilmediğine dikkat çeken Türkdoğan, burada öncelikli hedeflerinin barışın inşa edilmesi ve gerçekleştirilmesi olduğunu vurguladı. Dünyadaki çatışma çözümü örneklerine bakıldığında Türkiye’nin en zor modellerden birine sahip olduğunu belirten Türkdoğan, şunları kaydetti:
“Uzun yıllar insan hakları alanında çalışmış, İnsan Hakları Derneği’nin Eş Genel Başkanlığı’nı yapmış ve dünyadaki örnekleri incelemiş biri olarak şunu çok net ifade edebilirim ki; barış aşaması gerçekleştikten sonra demokratikleşme aşamasına gidiş daha kolay olacaktır.
İnsanlar süreci eleştirirken genellikle ‘Demokrasi yokken ne barışı?’ itirazında bulunuyor. Ancak demokrasi yoluyla barışın sağlanması modeli Türkiye'de tutmamıştır. 2013-15 dönemi bunu acı bir şekilde ortaya koymuştur. Türkiye, 2015'ten sonra kesintisiz dokuz yıllık bir çatışma dönemine girmiştir.
Şimdi barış aşamasını gerçekleştirme noktasında kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Silahların ve şiddetin tamamen devre dışı kaldığı, iktidarın kalıcı barış noktasında adım atmak durumunda kaldığı bir barış inşası sürecini yürütüyoruz. Ve eğer barışı gerçekleştirebilirsek, göreceksiniz demokratikleşme aşaması da hızla gelecektir.
Yani ‘Önce demokrasiyi sağlayalım, böylece barış olur’ fikri bu anlamda bir yanılsama içeriyor. Bu konuda başka örnekler de verebilirim. Türkiye’de 1999'da Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci başladı. Türkiye, AB’ye girerek ve demokratikleşerek Kürt meselesini çözecekti. Ne oldu? Olmadı. Birçok model denendi ama başarılı olunamadı.
Şimdi o nedenle Sayın Öcalan, önce silahların susturulması ve örgütün feshi gibi çok ciddi bir karar alarak bunu hayata geçirdi. Şimdi onun inşa edilmesi sürecini yaşıyoruz. Otoriter ve antidemokratik uygulamalar konusundaki kısır döngüden çıkartmak için barış sürecini kararlı bir şekilde inşa edeceğiz.
Biz zaten ana muhalefet partisiyle bu demokrasi mücadelesinde birçok noktada yan yanayız. Pazar akşamı eş genel başkanlarımız Tele1 stüdyolarının önündeydi. Sürekli CHP’nin yanındayız. Onlara yapılan bu haksızlıklara karşı ilk tepkiyi biz veriyoruz.
Bizim hapishanelerde bir sürü arkadaşımız var. Sevgili Selahattin Demirtaş ve sevgili Figen Yüksekdağ hâlâ hapishanedeler. O nedenle biz, iktidarı öncelikle barış süreci noktasında adım atmaya zorluyoruz. İkna etmeye çalışıyoruz, zorluyoruz.
Bakın, bu adımlar atıldığı zaman başka bir iklim ortaya çıkacaktır. Şu anda denenmemiş olan bir yöntemi deniyoruz. Önce barışı sağlamak, evet; ama barışı sağlarken de demokrasi mücadelesinden geri düşmemeyi de bir görev olarak biliyoruz. Bu çok önemli bir durum, çünkü bu bizim zaten varlık sebeplerimizdendir.”
‘KOMİSYON BİR AN ÖNCE İMRALI’DA SAYIN ÖCALAN’I ZİYARET ETMELİ’
Uzun yıllardır yürütülen barış mücadelesi sonucunda, Türkiye’de ilk defa Meclis bünyesinde Kürt meselesinin demokratik çözümüne ilişkin bir komisyon kurulduğunu belirten Öztürk Türkdoğan, şimdi sürecin ilerletilmesi için adım atılması gerektiğini, bu adımlardan en önemlisinin de komisyonun Sayın Öcalan’ı ziyaret etmesi olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Komisyonun bir an önce Sayın Öcalan’ı ziyaret edip onun görüşlerini alarak demokratik entegrasyon yasaları konusunda bir çerçeve çizmesini talep ediyoruz. Meclis Başkanı, bu konu gündeme geldiğinde değerlendirilecektir demişti. Yani gündeme alınmasının bir zamanlama sorunu olduğunu söylemişti. Şimdi biz de artık bunun zamanının geldiğini ifade ediyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde bu konuda olumlu bir gelişme yaşanmasını bekliyoruz. Komisyonun İmralı’ya gitmesinde büyük fayda olacaktır. Biz onu bekliyoruz.
Kürt Kareketi kararlı olduğunu, Sayın Öcalan'ın kararlarına uyduğunu ve onun taleplerini yerine getirdiğini ısrarla ve inatla belirtiyor, adımlarını da buna göre atıyor. Bu adım taktik bir hamle değil, stratejik bir hamle. Dolayısıyla iktidar da bu gelişmeleri gördükten sonra yasal süreçle ilgili çalışmaları belki de başlatacak veya hızlandıracaktır.
Biz meseleye pozitif bakarak, pozitif bir barış dili kullanarak ilerlemesini sağlayabiliriz. Bakın, 26 Ekim’de Kürt Özgürlük Hareketi yönetimi adına açıklamayı okuyan Sabri Ok’a bir gazeteci, ‘Süreç bozulursa ne olur?’ diye bir soru sordu. Sabri Ok ise, şu anda böyle bir gelişmenin gündemde olmadığını söyleyerek, pozitif bir bakış açısıyla sürece yaklaşmanın önemine vurgu yaptı.
O nedenle Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin, hepimizin pozitif bir şekilde ileriye bakmamız lazım.”