GÖRÜNTÜLÜ

Tutsak yakını Türkan: Devlet pişmanlık dayatmalarından vazgeçsin

Abisi Maruf Türkan’ın 30 yılı aşkın süredir hapishanede olduğunu hatırlatan Metin Türkan, pişmanlık dayatmalarına karşı direneceklerini ve barışın ancak bu dayatmaların sona ermesiyle mümkün olacağını belirtti.

Bolu Hapishanesinde son dönemde tutsaklara yönelik baskılar artmış durumda. Buradaki siyasi tutsakların tahliyeleri, pişmanlık dayatmalarıyla erteleniyor ve tutsaklara gardiyanlar tarafından baskı uygulanıyor.

Aslen Êlih Kozluk’lu olan aile, korucu köyü olan Hamidiler köyü yakınlarında tütün ekip, hayvanlarını otlatırken, koruculuk dayatmasına karşı çıktıklarını için baskı görmeye başladılar. Devletin baskıları bir süre sonra köylerinin yakılmasıyla sonuçlandı ve aile ilk önce Êlih’e sonrasında ise İstanbul’a taşındı.

Êlih’in Qubîn (Beşiri) ilçesine bağlı Ridvanê köyünde abisi Mahfuz Türkan ile birlikte 11 Ocak 1994'te gözaltına alınan Maruf Türkan, götürüldüğü Erenzê (Beşpınar) Karakolu’nda işkenceye uğradı. İşkenceli gözaltılardan sonra Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) çıkarılan kardeşler, tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Hapishanesine konuldu. Burada iki ay boyunca koğuş arkadaşları tarafından tedavi edilen Türkan, daha sonra sırasıyla Erzurum ve Kandıra cezaevlerine sürgün edildi. 

Siyasi tutsak Maruf Türkan son olarak Bolu Hapishanesinde tutuluyor ve geçtiğimiz günlerde tahliyesi yeniden ertelendi. Maruf Türkan’ın kardeşi Metin Türkan, yaşadıkları baskıları, abisine uygulanan muameleyi ve yeni süreçten beklentilerini ANF’ye anlattı.

‘ABİMİ BİR AY BOYUNCA İŞKENCELİ SORGUDAN GEÇİRDİLER’

Abisi Metin Türkan ve diğer abisinin 1993 yılında yakalandıklarını ve gözaltında uzun bir süre işkence gördüklerini, diğer abisi Mahfuz Türkan’ın kısa bir süre sonra serbest bırakıldığını ancak Maruf Türkan’ın 30 yılı aşkın süredir cezaevinde olduğunu belirten Türkan, şunları aktardı:

“1993’ün son ayında iki abim beraber yakalandı ve uzun bir süre boyunca gözaltında işkence gördü. O süreçte askere gitmiştim. Bana koruculuk ve ajanlık teklif ettiler. Ben de ‘Ben Batman gazetesi miyim, geleni gideni size söyleyeyim?’ dedim. Beni kovup babamı çağırdılar.

Babamın yanında beni dövdüler ve köyü ateşe verdiler. Batman’a taşındık ve iki sene orada kaldık; orada olmayınca biz de İstanbul’a geldik.”

İstanbul’a geldiklerini ve şu an tutsak olan abisinin de İstanbul’a nakledilmesi için çok çaba harcadıklarını belirten Türkan, sözlerine şöyle devam etti:

“O zaman abim Erzurum’daydı. Para gönderip ‘İstanbul tarafına gel’ dedik. Kandıra Cezaevi’ne geldi, sonra da Bolu Cezaevi’ne gitti. Gider gitmez 87 gün açlık grevinde kaldı. Altı ay boyunca görüşe gidemedik. Altı ay sonra gittiğimizde, bir deri bir kemik kalmıştı. Allah’a şükür, pişman değiliz; o da değil.”

‘PİŞMANLIK DAYATIYORLAR AMA PİŞMAN DEĞİLİZ’

Devletin bu yeni bir süreçte bile tutsaklara pişmanlık dayatmasında bulunduğunu aktaran Türkan, pişman olmadıklarını dile getirdi. Türkan şunları söyledi:

“Şu an ‘barış istiyoruz’ diyorlar ama bunlar halen pişmanlık dayatıyor. Geçenlerde cezaevine gittik, ben de ‘Pişmanlık dayatmayın. Bu saate kadar kimse pişman değil; ailesi de pişman değil, kendisi de pişman değil’ dedim.

Şimdi barış komisyonu kuruyorsun. Neden kuruyorsun ki? Her şey senin iki dudağının arasında. Bazı şeyleri ver; örneğin ana dilde eğitim gibi. Adım at. Onlar zaten adım atmış, senin adımını bekliyorlar. ‘Şehit aileleri ile görüşeceğim’ diyorsun. Seninki şehit ailesi de biz değil miyiz? Kimse boşuna buralara gelmedi.

Tutsaklar pişman değil, kardeşim de pişman değil. Onlar mahkemeyi kabul etmedi, ‘Beni yargılayamazsınız’ dedi.