Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile beraber siyaset sahasında başlayan diyaloglar ve yumuşama, toplumun diğer alanlarında hissedilmiyor. Özellikle hapishanelerde yaşanan ve kronik hale gelen hak ihlalleri, sürecin başlaması ile beraber daha da derinleşti. Sağlık, yaşam, hukuk, hijyen, sosyal aktivite ve sağlıklı beslenme gibi birçok konuda sorun yaşayan tutsaklar, temel haklarından mahrum bırakılıyor. Tutsakların yaşadığı bu hukuksuzluğa dair yaptığı bütün itirazlar ve hukuki başvurular ise sonuçsuz kalıyor. Son olarak Diyarbakır 2 Nolu Kapalı Hapishanesinde kalan tutsaklar İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’ne gönderdikleri mektupta yaşadıkları hak ihlallerini başlık başlık sıraladı. Tutsaklar mektuplarında sağlık hakkına erişemediklerini, eşyaların kendilerine verilmediğini ve hasta tutsakların tahliyelerinin engellendiğine dikkat çekerek, kamuoyundan dayanışma, İHD'den de hukuki destek istedi.
DİSİPLİN CEZASI OLMAYAN TUTSAKLARIN TAHLİYESİ ERTELENİYOR!
Kasım ayında derneğe ulaşan mektupta şu ifadeler yer aldı:
“Cezaevlerinde hayata geçirilen idare ve gözlem kurulu ile tutuklu-hükümlüler ile idare arasındaki diyalog ve iletişim tamamıyla kopmuştur. Katı bir bürokratik tarzla cezaevleri şirketmiş gibi yönetilmeye çalışılmaktadır. Her şeyden önce kurul kararlarıyla arkadaşlarımızın cezalarının bitmiş olmasına rağmen, herhangi bir disiplin cezasının olmamasına rağmen tahliyeleri keyfi bir şekilde uzatılmakta, tutuklu ve hükümlülerin ve ailelerinin yıllarca beklediği ve hayal ettiği hayalleri yıkılıyor, tamiri imkânsız maddi ve manevi zararlar veriliyor. Öyle ki bulunduğumuz cezaevinde cezası uzatılan arkadaşlarımız içinde dışarıda kardeşi kanser tedavisi görmekte olan arkadaşımız var. Ve bu arkadaşımızın cezası 3 kezdir 6’şar ay süreyle uzatılmaktadır. Bu uygulamalar ne hukuki ne de insanidir. Yine en ufak bir insani talep dahi kurul üyelerinin çoğunluk kararına bağlanmaktadır.
AİLELERİN GETİRDİĞİ EŞYALAR VERİLMİYOR!
Burada yazmak istemezdik ama nasıl bir yaklaşımla karşı karşıya olduğumuzu bilmeniz için belirtmek istiyoruz. Bir iç çamaşırın kantine getirilmesi için bile İdari ve Gözlem Kurulu’na yazmak zorunda bırakılıyoruz. Çünkü şöyle bir anlayış var, bir kişinin yaptığı “yanlıştan” dolayı herkes cezalandırılıyor. Daha önce bulunduğumuz cezaevinde kimi müdür, baş memur ve personelin dahil olduğu hukuksuz ve gayri ahlaki çıkar ilişkilerinden dolayı soruşturmalar açılmış, bir çoğunun görev yeri değiştirilmiştir. Bu tür çıkar ilişkilerine giren bizmişiz gibi her yönden sıkıştırılmakta, tecrit edilmekte ve yaşam psikolojik olarak bir işkenceye dönüştürülmektedir. Saat ve tesbih dahi ailelerimiz tarafından alınmasına rağmen bize verilmemektedir. Bunun yerine idare kantinine hiçbir işe yaramayan saat ve tesbihler getirilerek fahiş fiyatlara satılmakta, bizim üzerimizden döner sermayeye kazanç sağlanmaktadır.
AYAĞI KIRIK TUTSAK, YERDE YATMAK ZORUNDA KALIYOR!
Sağlık sorunları yaşayan arkadaşlarımızın, sorunları çözülmeyerek zamana yayılmakta, hastane sevkleri zamanında yapılmamakta, diş sevkleri bazen bir yıla yakın bir süre uzatılabilmektedir. Ş.Ç. arkadaşımız ayağından sakat, değnek desteğiyle yürümekte, bu durumun bilinmesine rağmen yukarı kata merdivenlerden inip çıkmazken tek kişilik ranza verilme talebi yıllardır kabul edilmemekte ve arkadaşımız yerde yatmaktadır. Yine beş yıldır sorun yaratılmadığı halde, akşamları ıslak elbiseleri dışarıya asmamız yasaklanmıştır. Cezaevinde değişik hastalıklarda kronik rahatsızlıkları olan onlarca insan bulunurken; ıslak elbiselerimizi akşam kapı kapanana kadar kurutmazsak, içeri almamız gerekiyor.
Bunun, kış ayları göz önünde bulundurulduğunda insan sağlığına verdiği zararlar bilinmesine rağmen yapılması, güvenlik konusu ile açıklanamaz. Aksine bir anlamda elbiselerimizi ücret karşılığında çamaşır makinesinde yıkatıp kurutulması için yollamamız dayatılmaktadır.
SICAK SU VE TAZE YEMEK YOK!
Kronikleşen kimi sorunlarımızdan bazıları da görüş saati, sohbet, spor hakkı, faaliyetler, sıcak su ve keyfi baskınlardır. Adalet Bakanlığı’nın genelgeleri ortada iken, kimi cezaevlerinde görüş saati 1 saat 30 dakika olmasına rağmen burada 50 dakika görüş yapmaktayız. Haftalık spor ve sohbet hakkımız 10 saat olması gerekirken biz bir ayda ancak 3 saat spor ve 3 saat de sohbet hakkından faydalandırılıyoruz. O da herhangi bir genel ya da kısmi aramalara denk getirilmezse... Yemek ve sıcak su sorunu bir türlü çözülememekte, gelen yemekler kalitesiz ve azdır. Yine çok uzun bir zamandır taze ekmek yemedik, ekmekler hep bayat, yaz aylarında da zaten sıcak su verilmiyor. Bulunduğumuz cezaevinde neredeyse her hafta arama adı altında baskınlar yapılmakta, bu baskınlar sırasında kimi personellerin ideolojik yaklaşımlarından dolayı tartışmalar yaşanmakta, çünkü arama adı altında resmen talanvari bir şekilde eşyalarımız dağıtılmakta, yerlere atılmaktadır. Bu uygulamaları kabul etmediğimizde de disiplin soruşturmaları ve cezalarıyla cezalandırılıyoruz.
AİLELERİN GÖNDERDİĞİ PARALAR FAİZE YATIRILIYOR!
Bulunduğumuz cezaevinde daha önce hiçbir cezaevinde şahit olmadığımız uygulamalar yaşanmaktadır. Beş yıldan fazladır kullanılan yataklar artık çökmüş durumda birçok arkadaşımızda bel ağrıları başladı. Değişim taleplerimiz kabul edilmemekte ya da ikinci el kullanılmış yataklar verilmektedir. Yine musluk gibi tamir ücretleri artık tutuklu ve hükümlülerden alınmakta, gerek bakanlığın yolladığı bütçe gerekse de tutuklu hükümlülerin üzerinden elde edilen kazancın nereye harcandığını bilmiyoruz. Çünkü hem ailelerimizin yolladığı paralardan elde edilen faizler cezaevine kalmakta, yine kurum kantini eşyalarının toptan alındığı bilinmesine rağmen alışveriş merkezlerindeki reyon fiyatları gibi dışarıda uygulanan zamlar her hafta buradaki fiyatlara ekleniyor. Burada elde edilen döner sermayenin nereye harcandığını bilmiyoruz. Cezaevinde yıllardır kullanılan muslukların değiştirilmesi için tutuklu ve hükümlülerden ücret istenmektedir. Yaşadığımız bu sorunlara dair ilk günden bu yana yazdığımız bütün suç duyuruları, başvurular ve mektuplara olumsuz cevap verilmiştir. Bunu ilgili kayıtlı belgelerden netleştirebilirsiniz.”