Mücadele arkadaşı Kızıl Xalit, Türk devletinin saldırısı sonucu 25 Eylül 2019 yılında şehit düşen Önder Apo’nun ilk yoldaşlarından ve PKK’nin kurucu önderlerinden Rıza Altun’u andı.
Şehit Rıza Altun’un yaşamı boyunca kesintisiz bir mücadele ve direniş sergilediğini belirten Kızıl Xalit, bundan dolayı Rıza Altun’un şehadetinin hem Özgürlük Hareketi hem Kürt halkı ve hem de kendileri için çok büyük bir kayıp olduğunu ifade etti.
Şehit Rıza Altun’un fedakar, mütevazı, yoldaşlarına karşı dürüst biri olduğunu vurgulayan Kızıl Xalit, “Apocu hareketin, Kürt toplumunun Heval Rıza’ya ihtiyacı vardı. Heval Rıza ile yaşayan, onu gören, onun mücadelesine şahit olan herkes bu mücadeleyi sürdürecektir. Bu konuda inancım tam. Heval Rıza’nın sohbeti, tartışmaları, tarzı, üslubu, yaşamı bizim için esas olacaktır. Çünkü o, Kemal Pir’in yoldaşıydı, savaşçısıydı; Rêber Apo’nun yoldaşıydı, şehitlerin yoldaşıydı, Mazlum Doğan, Hayri Durmuş’un yoldaşıydı. Onlarla birlikte direndi, mücadele etti. Onların direniş kültürüyle büyüdü; Apocu hareket de bu kültürle gelişti” diye konuştu.
Mücadele arkadaşı Kızıl Xalit, şehit Rıza Altun’u şu sözlerle anlattı:
“Öncelikle bir kez daha Heval Rıza’nın ailesinin, Kürt halkının ve Rêber Apo’nun başı sağ olsun. Heval Rıza, aynı zamanda Önderliğin ilk yoldaşlarındandı. Heval Rıza’dan bahsettiğimizde, herkesin aklına ilk önce direniş geliyor. Tarihte her halkın kahramanları vardır; Heval Rıza da Kürt halkı için öyleydi. En zor koşullarda, en zor alanlarda Apocu olmuştu; en zor zamanda da direnmişti.
Heval Rıza Altun’a baktığınızda bir yiğit görüyorsunuz; üslubu, direniş üslubudur. Şüphesiz Heval Rıza Altun benim en eski arkadaşımdı. Partiye ilk katıldığımda Heval Rıza’yı duymuştum, partinin birkaç kitabı elime geçmişti ve onları okumuştum. Heval Mazlum’un ve Heval Kemal Pir’in zindan direnişlerini anlatıyordu; aynı zamanda Heval Rıza Altun’un da direnişini anlatan kitaplardı.
O zaman Heval Rıza ile tanışmak benim için bir hayaldi; bu insanları merak ediyordum. Zulme karşı nasıl durduklarını, nasıl direndiklerini merak ediyordum. Hayallerimden biri de bu arkadaşlarla yoldaş olmaktı.
‘ÖNDERLİK SAHASINDA BİRLİKTE KALDIK’
1989 yılında partiye katıldım, 1993 yılında Heval Rıza’yı tanıdım; Lübnan’da, Şam’da gördüm. Önderlik sahasındaydı, ben de bir dönem Önderlik sahasına geçmiştim, yaralanmıştım. Heval Rıza’yı ilk orada tanıdım; daha sonra Kürdistan dağlarına birlikte geldik. Şemzinan-Gever, Rojhilat-Bakur ve Başûr’u birleştiren Zagros hattında birlikte çalışma ve faaliyet yürüttük.
Heval Rıza’yı anlatmak gerekirse, tamamen toplumun, hareketin, partinin militanı ve öncüsüydü. Birçok anlamda tecrübesi vardı. Örgütteki üslubu, eğitimdeki üslubu, diplomatik üslubu ve yoldaşlık üslubuyla herkesi etrafında topluyor ve sonuç alıyordu. Heval Rıza’nın pratiği sonuç alma temelindeydi. Elini attığı her şeyde sonuç alıyordu.
Heval Rıza, mertliğiyle, yiğitliğiyle, kahramanlığıyla ve direnişiyle tanınırdı. Hiçbir şekilde düşmana taviz vermemiştir. Bu yüzden hep hayalimdi, böyle arkadaşların yanında kalmak, onlarla yaşamak.
Bu hareketin tarihinde birçok değerli kahraman gördüm. Kürdistan tarihinden, Apocu tarihten birçok kahraman geçmiştir, birçok yiğit ortaya çıkmıştır. Kürdistan tarihini ya da PKK tarihini araştırdığınızda, çok değerli kahramanlar görüyorsunuz. Bu kahramanlardan biri de Heval Rıza Altun’dur. Devrimci duruşuyla, yoldaşlık duruşuyla, yurtseverlik duruşuyla ve emekçi duruşuyla kendisini her şeye hazırlamıştı. Fedakar bir insandı; bu toplum için, bu hareket için, bu devrim için canını verdi. Bu yüzden bu arkadaşları anlatmak bizim için zor oluyor. En zorlu koşullarda birlikte kaldık, mücadele ettik ve bugün o arkadaşları anlatmak benim için zor.
Bu harekette çok değerli arkadaşlar gördüm; hâlâ da varlar. Kürt halkı çok değerli evlatlar yetiştirdi ve belki de bu temelde böyle bir Apocu hareket ortaya çıktı. Mazlum Doğan arkadaşın direnişinden bahsediyoruz; Heval Rıza da aynı direnişi sergilemiştir. Kemal Pir ile yoldaşlık eden ilk arkadaşlardan biridir aynı zamanda.
‘HEVAL RIZA KÜRDİSTAN DAĞLARI GİBİYDİ’
Dikkat ederseniz, Heval Rıza’nın tüm yaşamı mücadele ve direniştir. Heval Rıza’ya baktığımızda direniş tarihini görüyorduk. Heval Rıza’ya hayranlık duyardık; bundan dolayı etrafında her zaman birileri olurdu. Heval Rıza’da hiçbir zaman bir inançsızlık görmedim, zorluklarla dalga geçerdi. Bu yüzden Heval Rıza’yı gördüğümde, tüm dünya üzerime gelse de Heval Rıza yanımda olsun, yeter diyordum. Çünkü Heval Rıza, Kürdistan dağları gibiydi; sırtını yaslardın ve bu şekilde mücadele ederdin.
Heval Rıza’nın şehadeti bende çok büyük bir boşluk yarattı. Çünkü Heval Rıza yaşam felsefesiydi; sadeydi, yoldaşlarına karşı dürüsttü. Her arkadaş, Heval Rıza’nın yanında kendisini çok rahat ifade edebilirdi. Eksikliklerini ona çok rahat anlatırlardı, çünkü Heval Rıza’yı çözüm gücü olarak görürlerdi.
Böyle bir arkadaşı, böyle bir öncüyü, böyle bir kahramanı, böyle bir yöneticiyi kaybettiğinizde çok büyük bir acı duyarsınız.
Ben de bu acı ve boşluğu yaşadım, Heval Rıza ile birlikte kalan birçok arkadaş da bu duyguları yaşamıştır. Şüphesiz, Apocu hareket felsefi bir harekettir; ideolojik bir harekettir, Önderlik hareketidir. Rêber Apo’nun felsefesine sahiptir. Cesaretimizi, fedakarlığımızı, ciddiyetimizi, kahramanlığımızı ve her şeyimizi bu şehitlerden alıyoruz.
Bu yüzden bizi ayakta tutan bu şehitlerimizdir, Kürt halkının bu yiğit evlatlarıdır. Böyle bir ruh yaratıldı. Bu ruha sahip arkadaşlardan biri de Heval Rıza Altun’du. Önderlik akademisindeyken, Önderlik ikimizin platformunu birlikte yaptı. Daha sonra Heval Rıza ile birlikte Kürdistan’a döndük. Uzun bir süre birlikte yaşadık ve çalışma yürüttük. Birçok zorluğu da beraber yaşadık. Savaş zamanıydı; çok fazlı zorluk vardı ve birlikte çok zor bir yaşam sürdürdük. Birlikte çok değerli çalışmalar da başardık.
Aradan uzun bir süre geçti; ben zindana düştüm. Zindandan çıktıktan sonra yine Heval Rıza’yı gördüm. Karşılaştığımızda bana, ‘Sen de zindana düşmüşsün, 7 yıl yatmışsın. Sizin dönemle bizim dönemi kıyasladığımızda, bence sen zindanı yaşamamışsın’ dedi. Ben de ‘Doğru söylüyorsun, sizin sergilediğiniz direnişe göre ben zindan hayatı yaşamadım’ dedim. Çünkü huzurlu bir süreçte zindana düştük ya da bizi düşmana teslim ettiler. Bu arkadaşların nasıl bir direniş sergilediklerini zindanda daha iyi anladım.
Bu yüzden Heval Rıza’ya, ‘Sizin kitaplarınızı okudum, sürekli sizin direnişiniz aklıma geliyordu. Bu şekilde ayakta kalabildik. 7 yıl da az bir süre değil, böyle küçük görme’ dediğimde gülüyordu.
Heval Rıza bir öğretmen gibiydi, yaratıcıydı. Yaşamda uzmandı, profesyoneldi. Direnişte, eğitimde, diplomaside, Kürdistan tarihinde ve dünya tarihinde profesyoneldi. Elini neye atsa doğru yapardı.
‘ONUN DİRENİŞİNE ŞAHİT OLAN HERKES BU MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEKTİR’
Ortadoğu tarihi üzerine muhteşemdi; kapitalist modernite tarihi üzerine de muhteşemdi. Dersler veriyordu. Yani yaptığı şeylere, söylediği şeylere hayret kalıyordu insan. Ne zaman bir sıkıntı yaşadıysam Heval Rıza’nın yanına gitmişimdir. Zorluk çektiğimde hemen yanına gidip ne yapmam gerektiğini sorardım; bana bir yol göstermesini isterdim. Bu yüzden çözüm gücüydü.
Irak, İran, Suriye, Türkiye siyasetine, dünya siyasetine hakimdi. Diplomattı da gerçekten. Diplomattan bahsettiğinizde; yoldaşlıktan, direnişten, yurtseverlikten, kahramanlıktan ve yiğitlikten bahsettiğinizde aklınıza Heval Rıza gelirdi. Heval Rıza buydu.
Kürt halkının Heval Rıza’ya ihtiyacı vardı. Şüphesiz hepimiz onun gittiği yoldan gideceğiz; Apocu hareket, Kürt halkı, Kürt gençleri muhakkak Heval Rıza’nın boşluğunu dolduracaktır. Ama bizim için ağır bir şehadetti. Apocu hareket bu şehadeti hak etmemişti. Çünkü böyle bir kahraman, böyle bir yiğit; her anlamda kendisini bu kadar geliştiren, eğiten ve terbiye eden böyle bir öncü çok azdır.
Apocu hareketin Heval Rıza’ya ihtiyacı vardı, Kürt toplumunun Heval Rıza’ya ihtiyacı vardı. Şüphesiz, bu boşluk doldurulacaktır. Heval Rıza ile yaşayan, onu gören, onun mücadelesine şahit olan herkes bu mücadeleyi sürdürecektir. Bu konuda inancım tam.
Heval Rıza’nın sohbeti, tartışmaları, tarzı, üslubu, yaşamı bizim için esas olacaktır. Çünkü o, Kemal Pir’in yoldaşıydı, savaşçısıydı; Rêber Apo’nun yoldaşıydı, şehitlerin yoldaşıydı, Mazlum Doğan, Hayri Durmuş’un yoldaşıydı. Onlarla birlikte direndi, mücadele etti. Onların direniş kültürüyle büyüdü; Apocu hareket de bu kültürle gelişti. Direniş kültürünü, teslimiyeti kabul etmeyen kültürü gördük o arkadaşların ruhunda ve tarzında. Bu yüzden Heval Rıza’ya baktığınız zaman, ‘Benim de direnmem, mücadele etmem, emekçi bir insan olmam gerekir’ diyordunuz. ‘Bu toplumun, bu halkın emekçisi olmam lazım’ diyordunuz. Çünkü gerçekten de Rıza Heval böyleydi.
Heval Rıza bu toplumun bir parçasıydı, arkadaşların bir parçasıydı. Genç, yaşlı, kadın, erkek, hepsi Heval Rıza’nın yanında olmak isterdi. Çünkü insan Heval Rıza’nın yanında rahattı. Heval Rıza, kiminle nasıl konuşacağını, kime ne anlatacağını, karşısındakinin yaşadığı sorunlara nasıl çözüm yaratacağını bilirdi.
Heval Rıza fiziki olarak aramızdan ayrıldı; ama Kürt halkı şunu bilsin ki, Kürtlerin içinden böyle büyük bir kahraman çıktı ve kahramanca da şehit düştü. Değerli bir kahramandı, öncüydü. Heval Rıza’dan çok şey öğrendik ve inanıyorum ki onun direniş kültürü devam edecektir.
Müthiş bir enerjisi vardı; okuyan, araştıran biriydi. Yeni fikirlere ve önerilere açıktı, önemli siyasi değerlendirmeler yapardı. Çünkü sürekli kitap okurdu, araştırmalar yapardı ve farklı farklı çok fazla kitabı vardı. Hem araştırmacıydı hem siyasetçiydi hem yöneticiydi hem komutandı hem öncüydü hem eğitimciydi hem de direnişçiydi. Çözüm üreten, yol gösteren biriydi.
‘ŞEHİT DÜŞTÜĞÜNE İNANMAK İSTEMEDİM’
Heval Rıza’dan bahsedildiğinde insanın aklına bunlar gelir. Bu yüzden şehadeti bende büyük bir boşluk yarattı. Bu belki yanlış bir yaklaşımdır; çünkü sonuçta bizler Rêber Apo’nun savaşçılarıyız, Kürt halkına, harekete ve şehitlerimize söz verdik. Bundan dolayı hiçbir boşluk yaşamamalıyız, şehitler felsefesini esas almalıyız. Hakikat budur.
Ama Heval Rıza’nın şehadeti beni o kadar çok etkiledi ki, uzun bir süre tereddütte kaldım: ‘Acaba doğru mu, değil mi’ diye. İnanmak istemiyordum, hala da istemiyorum. Böyle ciddi bir etki yarattı hem arkadaşlarda hem de bende. Şüphesiz, Heval Rıza tarihe ve devrime damgasını vurdu. Kürt halkına ve tüm dünyaya, yiğit bir Kürdün çok değerli bir kahraman olacağını ispatladı. İmkansızlık içerisinde birçok imkan yaratıyordu. Kürt halkının bir kahramanıydı. Bir kez daha Kürt halkının, ailesinin, Rêber Apo’nun, yoldaşları olarak hepimizin başı sağ olsun.
Heval Rıza’yı birkaç kelime ile anlatamayız, belki ileride ona ilişkin bir kitap yazarım. Çünkü çok yönlü bir şahsiyetti, her göreve hazırdı ve her görevi yerine getirirdi. Böyle bir insanın olması devrimde ve toplumda istisnadır. Her çalışmaya hazırdı. Heval Rıza’nın bu özellikleri hepimizi etkiliyordu. Bu yüzden Heval Rıza’nın izinden gidiyoruz. Yeri geliyordu direniyordu, yeri geliyordu siyaset yapıyordu, yeri geliyordu komutandı, yeri geliyordu eğitimciydi, araştırmacıydı.
Siyasete ve savaşa damgasını vurdu, İran, Irak, Suriye ve Ortadoğu siyasetine damgasını vurdu. Birçok Kürt partisiyle ilişki kurdu. O partiler bu yiğidi, bu kahramanı tanıyor; yine birçok devlet Heval Rıza’yı tanıyor ve Kürt toplumunu nasıl savunduğunu biliyor.
Zindanda nasıl direndiyse, siyasette de diplomasi çalışmalarında da Kürdistan dağlarında da silahıyla da öyleydi. Bunu açık bir şekilde de söyleyebilirim: Zagros eyaleti, hareketimizin tarihinde anlı şanlı bir eyalettir; çok önemli noktaları da var, partinin eleştirdiği noktaları da var. Zagros’ta kalan arkadaşlar, Zagros’un yapısı, dışarıdan gelen arkadaşları kolay kolay kabul etmezdi; ama Heval Rıza geldiğinde hemen kabul gördü. Neden? Çünkü Heval Rıza çok yönlü biriydi ve kiminle nasıl hareket edeceğini, nasıl çalışma yürüteceğini bilirdi. Bu yüzden çok kısa bir sürede tüm arkadaşların kalbini kazandı.
Bu anlamda Heval Rıza’ya hayrandım. Bir kez daha söylüyorum: Bizler bu arkadaşların, bu kahramanların ve Rêber Apo’nun izinden gideceğiz. Bu kahramanları dünyaya getiren annelere teşekkür ediyorum, ellerinden öpüyorum.
Bir kez daha Kürt halkının, Rêber Apo’nun, tüm arkadaşların, PKK militanlarının ve ailenin başı sağ olsun.
Heval Rıza rahat uyusun; bizler mutlaka kazanacağız, bayrağınızı yere düşürmeyeceğiz ve verdiğiniz emeği bizler de vermeye devam edeceğiz. Binlerce Heval Rıza çıkacaktır.
Bu temelde Kürt halkına, arkadaşlara, Rêber Apo’ya ve şehit ailelerine bir kez daha söz veriyorum: Bu devrime, Kürt halkına daha fazla sahip çıkacağım ve daha fazla mücadele edeceğim.”