GÖRÜNTÜLÜ

Xebat Andok: Önder Apo artık evrensel bir liderdir

Önder Apo’ya yönelik 9 Ekim Uluslararası Komplo’yu kınayan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Xebat Andok, “Komplo sonucu Önderliğimizi ve hareketimizi tasfiye etmek isteyen güçler amacına ulaşamadı çünkü Önder Apo artık evrensel bir liderdir” dedi.

9 EKİM KOMPLOSU

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Xebat Andok, 9 Ekim Uluslararası Komplo’ya ilişkin ANF’ye konuştu.

9 Ekim 1998 yılında Önder Apo’nun Suriye’den çıkışıyla başlatılan Uluslararası Komplo’yu lanetleyerek sözlerine başlayan KCK yürütme Konseyi Üyesi Xebat Andok, “Özgürlüğün en büyük mücadelecisi olan Önder Apo’yu saygı, sevgi ve minnetle selamlıyor, bağlılığımızı bir kez daha yineliyoruz. ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ şehitleri şahsında tüm devrim şehitlerini, özellikle de uluslararası komploya karşı direnerek şehit düşenleri, saygı ve minnetle anıyor, onlara verdiğimiz zafer sözünü bir kez daha tekrarlıyoruz. Komplo İngiltere, Amerika ve hegemonik güçler öncülüğünde yürütüldü. Önderliğimiz komployu yapanları açığa çıkardı ve olayı aydınlattı.


Artık herkes komplonun kimler tarafından yapıldığını biliyor. Bu hegemonik güçler hâlâ aynı şekilde hareket ediyorlar. Başta İngiltere, Amerika ve İsrail olmak üzere bu komployu planladılar ve NATO güçlerinin ortaklığıyla koordine ettiler. Hegemonik güçler, Güney Kürdistan siyasetini ve özellikle Barzani ailesini bu komploda kullandılar. Şüphesiz eğer Güney’de kendi iradesine ve direniş gücüne sahip bir yapı olsaydı, bu komplo başarıya ulaşamazdı. Hegemonik güçler kendi amaçları doğrultusunda Güney’deki güçleri bir araç olarak kullandılar. Komplonun sonucunda Önderliğimiz Türkiye’ye teslim edildi. Türkiye her ne kadar bu komploda rolü olduğunu söylese de aslında rolü küçüktü.

Uluslararası Komplo’da Türkiye devleti rolü en küçük olanlardan biriydi. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit bir röportajında açıkça ‘Abdullah Öcalan’ı bize neden teslim ettiklerini anlayamadık’ demişti. Bu da Türk devletinin bu komplodaki yerini gösteriyor. Bugün de aynı oyunlar, aynı planlar devam ediyor. Türk devleti Kürtlere karşı hâlâ benzer politikalar yürütüyor. Türk devleti bugün dönüp bakmalı ve düşünmelidir; bunlar neden yapıldı, amaç neydi? Türk devleti propagandayla, biçimsel bir mantıkla özgürlük hareketine karşı bizimle ortak hareket ediyorlar diyor ama dünyadaki hegemonik güçlerin çıkarları ne vicdanla ne de ahlakla bağdaşır” diye konuştu.

ÖNDER APO TOPLUMUN VE SİSTEMİN DAYATTIĞI KALIPLARI HİÇ BİR ZAMAN KABUL ETMEDİ

Komplonun aynı zamanda Türk halkına karşı da yapıldığını vurgulayan Xebat Andok konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Hegemonik güçlerin amacı, Kürt ve Türk halkı arasında düşmanlık yaratmak ve savaş çıkarmaktı. Bugün de bu hegemonik güçlerin oyunları devam ediyor. Bir hegemonik güç size selam verdiğinde, bunun nedenini sorgulamak gerekir. Çünkü onların selamı, samimiyet değil, çıkar hesapları üzerinedir. Her şey onlar için bir çıkar, bir pazarlık konusudur. Türk devleti bu gerçekleri iyi görmeli ve bunlar üzerine düşünmelidir. Önder Apo, direnişiyle hegemonik güçlerin planlarını boşa çıkardı. Hegemonik güçler neden Önder Apo’yu hedef aldı? Çünkü Önder Apo çocukluğundan itibaren özgür bir kişiliğe sahipti.

İnsanların çoğu en güçlü bağlarını anneleriyle kurar; ama Önder Apo annesine bile ait bir kişilik olmadı. Önder Apo, toplumun ve mevcut sistemin dayattığı kalıpları hiçbir zaman kabul etmedi. Toplumsallığını kendi iradesiyle inşa etti. Bu temelde ailesine ve topluma karşı bile özgün bir duruşu vardı. Kürt ve Kürdistan meselesinde kapitalist modernite sistemini reddetti. Önderliğimiz özgür bir kişiliği esas aldı ve kendisini hiçbir güce ait kılmadı. Önderliğimiz bir parti kurduğunda, bir halkın davasının ve mücadelesinin öncüsü olduğunda, hegemonik güçler onu kendi sistemlerinin içine çekmek istedi. Fakat Önderliğimiz özgür iradeye, bağımsız düşünceye ve duruşa sahip olduğu için bunu kabul etmedi. Bu nedenle Önderliği hedef aldılar.

Önderliğimizin mücadelesi, Kürt ve Kürdistan üzerindeki hegemonik planları boşa çıkardı. Çünkü bu hegemonik güçler, Kürdistan’ı statüsüz bırakmış, Kürt halkını ise soykırım kıskacında tutuyordu. Çıkarlarına göre ihtiyaç duyduklarında Kürt halkını araçsallaştırıyorlardı. Ancak Önderlik bu planları bozdu ve onların oyunlarını yerle bir etti. KDP, Kürt milliyetçiliğini ve devlet kurma davasını savunuyor. Bu da Kürtlerin diğer halklara karşı bir araç olarak kullanılmasına neden oluyor. Önderliğimiz ise ideolojisi ve mücadelesiyle Kürt halkını bu araçsallaştırıcı pozisyondan çıkardı ve özgür Kürdü ortaya çıkardı. Bu nedenle Önderliğimizi müdahale edilmesi ve hedef alınması gereken bir lider olarak gördüler.”

RÊBER APO SOSYALİZMİ TEMSİL EDİYOR

Önder Apo’nun sosyalizmin temsilcisi olduğunu ifade eden Xebat Andok, “Reel sosyalizmin yıkılışından sonra sosyalizme olan inanç zayıfladı; sosyalizm, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesi yürüten insanlar umutlarını kaybetti. Önderliğimiz, en zor ve olumsuz koşullar altında sosyalizmin temsilciliğini üstlendi. Bu dönemde ‘Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır’ anlayışını esas aldı ve özgürlük hareketini bu temel üzerine kurdu. Bu yaklaşım Kürt halkının kaderini değiştirdi. Bugün bu yaklaşım daha da güçlenmiş ve genişlemiştir. Hegemonik güçler Önderliğimize karşı komployu gerçekleştirdikleri dönemde, demokratik toplum sosyalizmine karşı da komplo düzenlediler.

Hegemonik güçler 1990’lı yıllara üçüncü dünya savaşı çerçevesinde yeni bir müdahale sürecine girdi. 1990’lı yıllarda üçüncü dünya savaşını başlattılar ve Ortadoğu’yu hedef haline getirdiler. Bu savaş ideolojik bir savaştır; Ortadoğu kültürünü değiştirmeyi ve aynı zamanda Ortadoğu’daki siyasi örgütlenmeleri kökten dönüştürmeyi hedeflediler. Bugün görüyoruz ki Ortadoğu’da büyük değişimler ve dönüşümler yaşandı ve bu süreç hâlâ devam ediyor. Bu süreçler aynı zamanda kaos süreçleridir. Sosyal bilimlerde bilinir ki kaos süreçleri tarihsel olarak en kritik dönemlerdir; çünkü küçük gelişmeler büyük sonuçlara yol açabilir.

İran ile Irak arasındaki savaş döneminde özgürlük hareketi bu süreci iyi değerlendirdi ve kendisini güçlendirdi. Hegemonik güçler demokratik sosyalizm ideolojisinden korktular. Gördüler ki Ortadoğu’da denetim ellerinden çıkıyor; bu nedenle komployu devreye soktular ve Önderliğimizi etkisizleştirmek istediler. Fakat Önderliğimiz, kadın, sosyalizm ve Ortadoğu’nun manevi-kültürel değerleri temelinde kapitalist moderniteye karşı bir duruş sergiledi. Bu yüzden komplo yalnızca bir kişiye karşı değil, aynı zamanda topluma, insanlığa ve bir ideolojiye karşı yapılmıştır” dedi.

KOMPLO BAŞLADIĞINDAN BU YANA KOMPLOYA KARŞI DİRENİŞ DE DEVAM EDİYOR

Önder Apo’ya yönelik 9 Ekim 1998 yılında başlatılan komplonun üzerinden 27 yıl geçtiğini belirten Xebat Andok, bu 27 yılın aynı zamanda komploya karşı en yüksek düzeyde sergilenen direniş yılları olduğunun altını çizdi. Komplonun amacının hegemonik güçlerin çıkarlarına hizmet etmek olduğunu kaydeden Xebat Andok konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Hegemonik güçlerin bu amaçlarına ulaşmamaları için bir direniş sergilemek gerekiyordu. Bu direnişi yaratan Önderliğimiz oldu. Önder Apo, başlangıçtan bugüne kadar uluslararası komploya karşı en büyük direnişi gösterdi. Çünkü Önderliğimiz bilinçli bir tarihe ve bu komplonun hedefini kavrayan bir anlayışa sahipti. Her koşulda halkların çıkarlarını savunarak komplonun karşısında durdu.

Önderliğimizin direnişi ve iradesi sayesinde bu komplo boşa çıkarıldı. Kuşkusuz Önder Apo’nun bu duruşundan güç alan Kürt halkı direndi ve hâlâ direniyor. Kürdistan Özgürlük Gerillası bütün alanlarda, bütün üyeleri ve militanlarıyla en üst düzeyde bir direniş sergiledi. Özgürlük Hareketi’nin dostları da Önderliğimizin mücadelesini sahiplendiler ve komplocu güçlere karşı durdular. Şehit Halil Oral yoldaş öncülüğünde sayısız arkadaş komploya karşı eylem gerçekleştirdi ve bedenini ateş topuna dönüştürdü. Kürdistan’ın dört parçasında, zindanlarda, anneler, çocuklar ve bütün halk bu direnişe katıldı.

Bütün bu direnişlerin kaynağında yine Önder Apo vardır. Çünkü Önder Apo yalnızca bir kişi olarak değil, bu direniş ruhunun ve özgürlük bilincinin sembolü olarak komploya karşı direnişin öncüsüdür. Önderliğin bu duruşunu esas alan herkes komploya karşı mücadele etti ve komplo bu şekilde boşa çıkarıldı. Özgürlük gerillasının fedailik çizgisinde de Önderliğin duruşu vardır. Çünkü Önderlik, fedailik ruhuyla yaşayan bir önderdir ve militanları da aynı çizgidedir.”

ULUSLARARASI KOMPLO İLE KÜRT HALKI SAHİPSİZ BIRAKILMAK İSTENDİ

Xebat Andok, Uluslararası Komplo sonucu Kürt halkının sahipsiz bırakılmak istendiğini, ancak Önder Apo’nun İmralı direnişiyle birlikte bu durumu tersine çevirdiğini ve Önderliğin bugün artık evrensel bir lider haline geldiğini belirterek şöyle dedi: “Önder Apo artık herkes tarafından bir lider olarak kabul ediliyor. Bu temelde herkes, kapitalist moderniteye karşı ideolojisi ve duruşu nedeniyle Önder Apo’nun etrafında birleşiyor. Çünkü Önder Apo, böylesine güçlü bir duruşa sahiptir ki, komplonun karşısında bu direniş gelişmiş ve büyümüştür. Özellikle Kürt kadınları ve dünya kadınları, Önderliği tanıdıkça onun mücadelesini kendi mücadeleleriyle özdeşleştiriyor ve İmralı sisteminin parçalanması için mücadele ediyorlar. Önderliğimizin de belirttiği gibi, komplo artık boşa çıkarılmıştır. Komployu boşa çıkaran da Önder Apo’dur.

Önder Apo, kapitalist modernite güçlerini bir tür sömürgecilik ve yayılmacılık sistemi olarak tanımlar. Kapitalist modernite her yere yayılmak, her alanda egemenlik kurmak istiyor. Mekânsal olarak her yere girmiş durumda ama zihinsel olarak egemenliğini tam kuramamış. Çünkü o düzeyde bir bilinç hâkimiyeti yok. Ancak etkisi büyük oranda sürüyor. Kapitalist modernitenin sistemine karşı Önderliğimizin geliştirdiği sistem bambaşka bir niteliktedir. Önder Apo, doğaya, insana ve topluma dayalı bir sistemi geliştirmek istiyor. Önderliğimiz savunmalarında, komplonun karşısında direniş gücünü kendi iradesinden ve zihninden aldığını açıkça belirtmiştir. Önder Apo’nun başından beri halkların özgünlüğünü ve eşitliğini esas aldı.

Kürtlerin sorunları, sanıldığı gibi yalnızca Kürtlerin kendi iç sorunları değildir. Bu sorunlar, uluslararası güçler tarafından yaratıldı. Çünkü Türk devleti ve diğer bölge devletlerinin sömürgeci zihniyeti, inkâr ve imha politikasıyla birleşti. Asıl sorun, kapitalist modernitenin zihniyetidir. Bu zihniyet var oldukça, Kürtler ‘sorun’ olarak görülecek, Kürtler de varlıklarını sürdürebilmek için farklı biçimlerde direnmek zorunda kalacaktır. 21. Yüzyıl silah savaşların yüzyılı oldu; fakat Önderlik artık mücadele yöntemini değiştirmek istiyor. Önderlik, Kürt halkının Türk devletinin zihninde bir sorun olarak görülmemesini hedefliyor. Gerçek çözüm, Türk devletinin ideolojik dönüşümünü gerektirir.”

TÜRK DEVLETİNİN YAKLAŞIMLARI ÖNDERLİĞİN BARIŞ ÇABALARINI ZAYIFLATIYOR

Önder Apo’nun Kürt sorununu diyalog ve eşitlik temelinde çözülmesi için çaba gösterdiğini hatırlatan Xebat Andok konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Bugün yürütülen süreç de Önderliğin emeğiyle başlamıştır. Amaç, bu sorunun demokratik siyaset çerçevesinde çözülmesi ve bir savaşın önlenmesidir. Ancak Türk devleti buna olumlu yaklaşmıyor; Önderliğe karşı doğru bir tutum sergilemiyor. Önderlik Türk devletine kendisini kullandırmaz, ama Türk devletinin yaklaşımı Önderlik üzerinden hareketi tasfiye etmek. Bu mümkün değil. Bu tür yaklaşımlar Önderliğin barış çabalarını zayıflatır.

Bugün ne yazık ki güven ortamı yoktur. Atılan adımlar tek taraflıdır ve bunlar da Önderlik tarafından atılmıştır. Şu an yapılması gereken şey, barış sürecine geçiştir. Eğer kapitalist modernite güçleri Kürtlerin inkârında Türk devletine destek verirlerse, bu durum Türk devleti ile Kürt halkını birbirinden daha da uzaklaştırır. Bu da güvensizliği derinleştirir. Madem bu sorun bir iç sorun o halde yapılması gereken şey, inkâr ve imha zihniyetinden vazgeçmeleri ve Önderliğe doğru yaklaşmaları gerekir. Türk devleti gerçekten Kürtlerle barış yapmak, Türk ve Kürt birliğini oluşturmak istiyorsa, bu ancak zihinsel bir dönüşümü kabul etmekle mümkündür. Kürt halkının varlığı, kimliği, hakları ve iradesi tanınmalıdır.

Bu süreç tarihi bir fırsattır. Önderliğimiz her alanda büyük bir özveri göstermiştir. Bu süreçte de aynı kararlılıkla üzerine düşeni yapmaktadır. Türk devleti açısından da bu büyük bir fırsattır. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerekir.”