GÖRÜNTÜLÜ

Xebat Dicle: Öz savunma örgütlenmektir

Kürdistan’da topluma yönelik saldırıların her geçen gün daha da arttığını belirten Xebat Dicle, “Saldırılara karşı her alanda öz savunma geliştirilmelidir. Öz savunma örgütlenmektir. Ancak örgütlenen öz savunmasını yapabilir ve kendini koruyabilir” dedi.

XEBAT DİCLE

Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Xebat Dicle, öz savunmanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özellikle son dönemlerde Kürdistan’da artan uyuşturucu ve fuhuş çetelerine dikkat çeken Xebat Dicle, bu çetelere karşı örgütlü bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Şiyar Be Platformu’nun bu anlamda çok önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizen Xebat Dicle, toplumun ancak örgütlenerek ve öz savunma yaparak sorunları çözebileceğini ifade etti.


Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Xebat Dicle’nin öz savunmaya ilişkin ANF’ye verdiği röportaj şöyle:

Öz savunmadan biraz bahseder misiniz? Öz savunmayı nasıl tanımlıyorsunuz?

Tanım yapacağımız zaman, işe özden başlamak gerekir. Korunan şey özdür. Başka bir ifadeyle buna öz savunma denir. Öz savunma, bir bireyin kendini fiziksel olarak korumasından daha çok, kendisi olma durumunu ifade eder. Hem kendisi olma hem de var olma. Burada temel mesele, kişinin özünü ya da varlığını savunmasıdır. Bir başka ifadeyle, kişinin özünü korumasıdır. O anda insanın kendi özü üzerine düşünmesi gerekir. Özümüz, varlığımız ya da kişiliğimiz nedir? Korunan şey bunlardır. Bu konuyu ele alırken mesele, savunma nedeniyle silahlara bağlanıyor. Savunmanın silahla yapılması, örgütlenme ve savaş olarak anlaşılması, bu elbette bir gerçektir. İnsan, kendini silahla, savaşla da koruyabilir. Fakat öz savunma dediğimizde burada asıl olan özün korunmasıdır. Kürt halkı olarak düşünelim; Kürtlerin özü nedir? Önderlik de tartışmalarda sürekli, ‘Kürtler anti-kapitalisttir’ diyordu. Yani Kürtlerin kişiliği tanımlandığında, Kürtlerin anti-kapitalist olduğu söyleniyordu. Korunan öz, kapitalizme karşıtlıktır.

Sistem karşısında sadece kendini korumak, sadece kendini düşünmek hakikatten uzaklaşmaktır. Çünkü biz toplumla varız. Savunma, toplumun savunulmasıdır. Biz Kürt toplumuyuz. Toplumun savunulması o toplumun gerçekliğine uygun olmalıdır. Toplumumuzun gerçekliği anti-kapitalist oluşudur. O nedenle öz savunma, kapitalizme karşı kendini savunmadır. Peki sen kendini kime karşı koruyorsun? Düşmana karşı koruyorsun. Bu yüzden düşman kavramı da önemlidir. Düşman kelimesi Kürtçedir. ‘Dij-min’, yani karşımda duran, bana karşı olan demektir. Tekrar kendini tanımlıyorsun; ben kimim, düşmanım kim? Yine ben kimim sorusu karşımıza çıktı. Buna cevap verdiğimizde, öz savunmanın cevabını da vermiş oluruz. İnsan neyi savunduğunu bilirse kendini savunabilir. Öz savunmanın farklı yönleri vardır. Bir kültürel yönü vardır. İnsan toplumla birlikte vardır ve toplum kültürü yaratır. Kişilik o kültür içinde oluşur. Bu aşamada öz savunmanın kültürü koruma yönü de vardır.

Önderlik, öz savunma sözcüğünün esasen ‘birlik olma’ sözcüğünden geldiğini belirtir. Yani kombûn’dan (birlik olma) gelir. İnsan düşündüğünde bu gerçekliği görür. İlk klanlar ve kabileler kendilerini korumak için bir araya geldiler. Evet, ihtiyaçlarını gidermek için de bir araya geliyorlardı. Bu yaşamın temel bir özelliğidir. Öz savunma da bu temel özelliklerden biridir. İnsan tek başına kendini koruyamaz. Kültürel yönü, sistem karşısındaki yönü, politik yönü vardır; fakat esas yönü kendini var etme, örgütlenme yönüdür. Öz savunma örgütlenmektir. Ancak örgütlenen kendini koruyabilir. Bu tüm canlılarda vardır. Çünkü söylediğimiz üç özellik yaşamını sürdürmek, kendine bir düzen oluşturmak ve kendini savunmak her şeyin temelidir. Doğada en küçük şeyde bile öz savunma refleksi vardır. Önderlik gülü örnek verir: ‘Gül çok nazik bir canlıdır ama o da kendini dikenleriyle kendini korur.’ İnsan için de öz savunmayı sadece silahlı yönüne indirgemeyiz. Meseleyi geniş ele almak gerekir. Savunulan şey kişidir, kişiliktir.

ÖZ SAVUNMA OLMASAYDI İNSANLIK BUGÜNLERE GELEMEZDİ

Komün ve öz savunma birbirine bağlıdır. Komün zaten birlik olmaktan gelir. Birlik olma kavramının özü de öz savunmadır. Birbirlerinden ayrı değillerdir. Yani savunmasız bir komün ya da birlik yoktur. Biz klanı örnek verdiğimizde, önce bunun 10.000 yıl öncesine ait olduğunu düşünüyorduk; şimdi Önderlik başka bir yorum getiriyor ve bunun 30.000 yıl öncesine dayandığını söylüyor. Neden bu kadar eski örnekler veriyorsunuz denilebilir; fakat bazı karakterler başlangıçtan bugüne kadar korunmuştur. Biz milyarlarca hücreden oluşuyoruz ama esasımız bu hücreler değildir; genetiğimizdir. Genetiğimiz belirleyicidir. Bu yüzden klan, insanı ve toplumu anlamada belirleyici bir konudur. İlk klanlarda insanlar yaşamlarını sürdürmek, açlık sorununu çözmek için, zaman zaman başka kabilelere saldırıyorlar. Onlar da kendilerince karşı koyuyorlardı.

Açlık olunca savaşlar çıkıyordu. Savaş en başta bu şekilde ortaya çıktı. O günden itibaren öz savunma zorunluluğu doğdu. Bu nedenle klan ve öz savunma her zaman birlikte olmuştur. Varoluş, öz savunma olmadan kendini sürdüremezdi. O küçük, zayıf klanlar savunmasız olsaydı bugün 8 milyar insandan söz edemezdik. Öz savunma olmasaydı bugüne gelinemezdi. Bu yüzden komün, klan ve öz savunma birbirine bağlıdır. Önderlik bu konuda üç önemli şey söyler; ‘Kapitalist modernite sistemi vardır. Ona karşı demokratik moderniteyi ortaya koyuyorum ve kendi yöntemimi sunuyorum.’

Beş ciltlik savunmaların birinci cildinde, Önderlik 11 maddede yöntemlerini anlatır. 10. maddede şöyle der; Savunmasız komün olmaz. Savunmasız toplum kendini koruyamaz. Bu nedenle bugün yapacağımız iş, kendimizi örgütleyerek savunmaktır. Komün de savunmasız olmaz. Diğer savunmalarda özellikle beşinci savunmada Önderlik yine savunmasız demokratik siyaset olmaz der. Bu nedenle komünümüzü örgütleyeceğiz; o komün demokratik siyaset üretecek; ikisi de öz savunma olmadan var olamaz. Öz savunma üç kişinin bir araya gelip bir yeri koruması gibi dar bir mesele değildir. Komününün tüm varlığını korur. Hem varlığın korur, hem yaşamını devam ettirir. Kültürünü, ahlakını, siyasetini ve kişiliğini sürdürmesi gerekir.

Kürdistan’ın birçok bölgesinde demokratik siyaset yapılıyor; komünler de var; ancak Kürtlerin değerleri büyük saldırı altında ve kapitalist sistem karşısında ciddi tehlikeler yaşıyorlar. Toplumsal değerler bu koşullarda nasıl korunabilir?

 Kürdistan’da diğer dillerde de düşman ortak bir kelime olarak kullanılır. Kürtlerin ilk öz savunması kabile tarzındaydı. Komünden daha genişti. Kürtlerde öz savunma temel bir şeydir. Savunma olmadan yaşam olmaz. Kürtler başka bir şey daha yaptı: 300 yıl, bazılarına göre 600 yıl Asurlulara karşı direndiler. Asurlar o dönemin aristokratlarını temsil ediyordu. Aristokrat sistem, kastik katili sistemine dönüştü. Onlara karşı Kürtler Med döneminde 300 yıl kabileler yoluyla direndi. Kabileler Med konfederasyonunda nasıl bir araya geldiyse, Botan’da da Naîrî konfederasyonları bir araya gelip kendilerini savundular. Kürtler komünlerini örgütlemeye başladıklarında, bu komünler bir araya geldi. Sadece kendilerini savunmakla kalmadılar, aynı zamanda bir zalime karşı başarı da elde edebildiler. Asurlar insanların kafalarından kendilerine kaleler kurmuşlardı; zalim olmalarıyla biliniyorlardı. Medler bu zulmü ortadan kaldırdılar ve bunu kabileler yoluyla yaptılar.

Hangi komünler bir araya gelip kendilerini konfederasyon olarak örgütlediyse, bugün öz savunmanın temeli işte bu örgütlenmelerdir. Bugünün Kürtleri çaresizdir. Neden? Çünkü bugünün Kürtleri,  şehirlere göç ettiler ve yalnızlaştılar. İslam’ın yayılması sürecinde bu durum özellikle hızlandı. Şehirleşme ne kadar geliştiyse, Kürtler de o kadar yalnız kaldı. Bugün şehirlerde yaşayan Kurmançların güçlü bir yaşam kurabilmeleri için komünlerini yeniden oluşturmaları gerekir. Komün kurulmazsa, Kürtler yaşamlarını sürdüremez. Mücadele yöntemimiz iki çizgi temelindedir. Birincisi; demokratik modernite çizgisi, bununla bağlantılı olarak da demokratik toplum çizgisidir. Nerede olursak olalım toplumu bu temelde örgütleyeceğiz. Üç kişi olsak bile bunu yapacağız. Milyonlarca Kürt olsak bile sosyalist ve demokratik toplumu inşa edeceğiz. Devlet engel çıkarsa da çıkarmasa da bunu yapacağız. Bu bizim görevimizdir. Görevimizi yerine getirmezsek yaşamımızın bir anlamı kalmaz.

Öte taraftan biz devletlerle iç içe yaşıyoruz. Devletlerle sürekli yüz yüzeyiz. Mücadelemizin bir yönü de devlete karşıdır. Yani devlete karşı öz savunmadır. Bugün şehirlerde yaşayan Kürtler, saldırılar karşısında örgütlenmedikleri için bu saldırılarla yüz yüze kaldılar. Saldırı ve tehlike gibi kelimeler, bu yaşananlar karşısında hafif kalır. Bizler katliamlarla karşı karşıyayız. Yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş bir soykırım politikası yürütüldü bize karşı. Bazıları Yahudilere yapılan soykırımı örnek gösteriyor. Onlar da soykırım yaşadı, doğru. Kimsenin acısı diğerinden daha az değildir. Bir insan ölürse bütün dünya ölür diye ayet var. Bu anlamda soykırım hangi halka yapılırsa yapılsın ağırdır. Her soykırımın kendine özgü özellikleri vardır. Kürtlere yapılan soykırım ise çok farklıydı. Fiziksel soykırımdan çok, kültürün ortadan kaldırılması hedeflenmişti. Bugün bu yöntem çok sert biçimde uygulanıyor. Özellikle gençlere yönelik uygulanıyor. Bir süre önce Colemêrg’de buna dair bir örnek yaşandı. Genç kadınlara tuzak kuruluyor, videoları çekiliyor. Özellikle teknoloji ve telefonlar üzerinden yapılıyor. Görüntülerini çekip korku yaratıyorlar. Ailelerini tehdit ediyorlar. Kötü yol ve yöntemlere başvurarak gençleri fuhuşa sürüklüyorlar.

Peki, gençler özellikle genç kadınlar ve çocuklar nasıl korunacak? Bu konu Kürt halkının kanayan bir yarasıdır. Hem gençler hem de kadınlar kendilerini nasıl savunmalıdır?

Gençlere, özellikle genç kadınlara yönelik saldırılar var. Çünkü gençlik bir toplumun ruhu, devamlılığıdır. Gençliği yok edersen, o toplumun geleceğini yok etmiş olursun. Yine annelere yönelik saldırılar var çünkü anne yok olunca toplum da yok olur. Saldırılar bu iki alanı hedef alıyor. Bir diğer mesele uyuşturucudur. Buna karşı örgütlenmek ve öz savunmayı geliştirmek gerekir. Şu anda çok güzel bir çalışma yürütülüyor. Tüm Kürdistan’da Şiyar Be Platformu kuruldu. Belki başlangıç aşamasındadır ama çok değerlidir. Çünkü uyuşturucuya karşı mücadele yürütüyorlar. 6-8 yaşındaki çocukların uyuşturucuya bulaştırıldığı söyleniyor. Bunun karşısında toplum örgütlenebilir. Ama asıl olan gençlerin örgütlenmesidir. Mevcut sistem toplumu çökertiyor. Bu noktada toplumu güçlendirmeliyiz. Komünlerimizi kurmalıyız, komünlerde bilinçlenmeli, eğitimler alınmalıyız.

Önderlik, ‘Ulus devlet talebini bir tarafa bıraktık. Ancak öz savunmayı da bir kenara bırakmadık. Öz savunma hala gündemimizdedir. Bilinçsiz ve eğitimsiz olmaz. İki genç de, üç genç de bir araya gelse öz savunma üzerine tartışmalar yürütmeli’ der. Ülkelerin sistemleri toplumu inşa eder ve o ülkeler bundan fayda sağlar. Bir kültür kurumu açalım. Kürtçe müzikten, halaydan haz alalın, kendi tiyatromuzu yapalım, sokaklarda bir toplum oluşturalım ve o toplumdan moral alalım. Moralsizlik aynı zamanda umutsuzluğa kapılmaktır. Geleceğimizi bir örgüt ve bir ideoloji üzerine inşa edeceğiz. Özellikle gençlerimizin bu doğrultuda çalışması gerekir. Yani toplumda böyle bir boşluk oluşmamalı. Ö savunma toplumsal alanda başlar, kısa ve öz olarak sokakta başlar. Sokaklarımızı örgütleyelim.

Kim dışarı çıkıyorsa, evindeymiş gibi kendini güvende hissetmelidir. Evde nasıl yaşıyorsa dışarıda da o güveni duymalıdır. Evde Kürtçe konuşuyorsa dışarıda da konuşmalıdır. Evde ahlaklıysa dışarıda da aynı ahlakı göstermelidir. Evde bir sorun varsa, o sorun sokakta da görülmelidir. Sokak evden kopuk değildir. O sokağı korumamız gerekir. Bu da örgütlü ve politik olmakla mümkündür. Bugün neden düşman bu şekilde sokaklarımızda? Çetelerden bahsediyorlar. Nereden cesareti alıyorlar? Bu çeteler güçlerini kimden alıyor? Kendi sokaklarımızı onlardan daha iyi koruyabiliriz. Toplumu korumak için insan farklı araçlar da kullanılabilir. İki genç kendi sokaklarını çetelere karşı koruyabilir; biz onlardan daha güçlüyüz. Örgütlü olmazsak, biz böyle kendimizi koruruz diyemeyiz.

Rojin örneği gibi bazı örnekler de var. Konumuzla bağlantılı olarak Rojîn Kabaiş örneğini verebiliriz. Henüz tam bilgi sahibi değiliz ama söylenenlere göre üniversitenin güvenliğini sağlayan iki erkekten şüpheleniyor. Rojîn’i yaşatamadık ama Rojîn’in başına gelenler öz savunmanın önemini bir kez daha gösteriyor. Bugün kadınlar Rojîn’in gerçek ölüm nedenini ortaya çıkarmak için çabalıyorlar. Bunun öncülüğü babası ve ailesi yaptı, gerçekleri ortaya çıkardılar. Öz savunma örgütlülükle olur. Rojîn örneği bize bunu açıkça gösterdi. Geç kaldık onu yaşatamadık ama gerçekleri ortaya çıkarabiliriz.