‘İktidarın politikaları kadına şiddeti normalleştiriyor’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Avukat Esin İzel Uysal, iktidarın politikalarının, kadına şiddeti normalleştirdiğini ve erkek şiddetine cesaret verdiğini belirtti.

Türkiye’de son iki hafta içinde onlarca kadın, erkek şiddeti nedeniyle yaşamını yitirdi. İstanbul’da bir günde altı kadının katledilmesinin ardından kadınlara yönelik şiddet dalgası artarak sürüyor.

Uzun süredir devam eden kadın kırımı, son bir ayda ciddi bir artış gösterdi. İstanbul’da iki kadının katledilmesinden birkaç gün sonra iki kadının daha erkekler tarafından katledilmesi ve katillerden birinin daha önce katlettiği kadına “Seni öldürsem birkaç ay yatar çıkarım” demesi, yaşanan kırımın bir devlet politikası haline geldiğinin de ispatı gibi oldu.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Avukat Esin İzel Uysal, kadınlara yönelik şiddetin nedenlerini ve artışını ANF’ye değerlendirdi.

‘İKTİDARIN İFADELERİ CESARET VERİYOR’

Kadınların her türlü gerekçeyle katledildiğini belirten Esin İzel Uysal, şöyle devam etti:

“Böyle durumlarda aslında bir tür kırılmanın neden olduğunu anlayabilmek, görebilmek çok daha kolay olur. Örneğin ilk aklıma gelen olay Ayşe Gülterzi’ydi. Kıyafeti nedeniyle sokak ortasında şiddete uğramıştı ve hemen ardından benzer olaylar çok artmıştı. O dönemde başbakanın kadınların her yerde istedikleri gibi giyinmelerinin uygun olmadığına dair ifadeleri olmuştu. Bu tür ifadeler failleri cesaretlendirebiliyor.”

‘İKTİDAR ŞİDDETİ NORMALLEŞTİRİYOR’

İktidarın politikalarının şiddeti normalleştirdiğini söyleyen Esin Uysal şöyle konuştu:

Son iki yıldır, yani 2024 ile başlayan ve derinleşen bir konu olarak kadınların kamusal alandan soyutlanmasını hedefleyen politikalar öne çıkıyor. Medeni Kanun’da yapılmak istenen değişiklikler, seçim sonrası süreç ve 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesi de bu politikanın devamı niteliğinde. Bu şekilde izledi süreç.

Bu söylemler kadın cinayetlerinin normal olduğunu söylemiyor elbette; ama bu tarz politikalar, kadınların ve erkeklerin kamusal alanda nasıl ve nerede var olacağına dair dolaylı bir cevap oluyor. Bu cevap, kadının eve, kamusal alanın ise erkeğe ait olduğu anlamına geliyor.”

Toplumda kadın katliamlarını görünür kılmak ve bunun politik bir sorun olduğunu anlatmak için mücadele ettiklerini belirten Esin Uysal şöyle konuştu:

“Biz yıllardır kadın cinayetlerini topluma anlatmaya çalışıyoruz. Ama bunun anlaşılması, toplumun bu yönde refleks geliştirmesi ve örgütlenmesi hemen gerçekleşen şeyler değil. Yine de yaklaşık on yıl içinde kadın cinayetlerinin ne olduğu ve nasıl durdurulabileceği öğrenildi.

Burada bir ikilik var. Bir yandan AKP, kimi zaman açıkça kimi zaman da dolaylı biçimde kadın düşmanı söylemleri ve cezasızlık politikalarını besliyor. Öte yandan biz de bu saldırılara karşı nasıl mücadele edeceğimize dair politikalar geliştirmeye çalışıyoruz. Kadınların kendi hayatları hakkında karar vermesinin en temel insan hakkı olduğunu, anayasanın herkesi kapsadığını ve eşit yurttaşlık temelinde yaşamak gerektiğini anlatıyoruz.

‘POLİTİK ÖZNELER GÖREVDEN KAÇAMAZ’

İktidarın hamlelerine karşı politik öznelerin kendilerini geliştirmeleri ve sorumluluktan kaçmamaları gerektiğini belirten Esin İzel Uysal şunları söyledi:

“Bir politik özne görevden kaçamaz. Her hamleye karşı politika geliştirme ve alternatif ortaya koyma iddiamız olmalı. Aksi halde toplumun değişemeyeceğini ve kadınların yaşadığı eşitsizliklerin bir kader olduğunu kendimizi sıkıştırmış oluruz. Böyle düşünürsek kadın cinayetlerini durdurmak da gerçek bir eşitlikten söz etmek de mümkün olmaz.”