Bu sene birçok kentte kadınlar, taleplerini haykırmak için 8 Mart’ta alanlara çıktı. Batı'da gece yürüyüşleri, Kürdistan'da ise mitinglerle sokakları dolduran kadınlar, özgürlük ve barış çağrılarını bir kez daha yineledi. Renkleri, coşkuları ve birbirinden anlamlı pankartlarıyla meydanlarında yer alan kadınlar, mesajlarını ajansımızla paylaştı.
Amed'te İstasyon Meydanı’nda bir araya gelen kadınlardan Zerife Güneş, şunları söyledi: "Bugün biz, barış için, bu savaşların son bulması ve özgürlüğün hayata geçmesi için buradayız. Buradan, cezaevlerinde direnen kadınlara selam gönderiyoruz. 8 Mart, bütün kadınlara kutlu olsun. Biz kadınlar savaş istemiyoruz. Bu dünyaya artık barış hakim olmalı; yıllardır barışın mücadelesini veriyoruz. Biz ‘barış’ dedikçe onlar ‘savaş’ diyor ama mücadele etmeye devam ediyoruz. Bu kapı sonuna kadar aralanıncaya kadar da mücadele edeceğiz. Bu coğrafya artık ölümlere ve yaslara doydu. Ölüm kimseye fayda getirmeyecek. Artık barış inşa edilmeli ve bu süreç iyi değerlendirilmeli. Herkes bu sürecin ve bu konuşmaların değerini iyi bilmeli. Biz barış demek için bugün alandayız; kadınlara ve bütün halklara özgürlük demek için alandayız. Bunun için yaşımız kaç olursa olsun, bu alanlara gelmeye ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz."
'ROJAVA, İRAN VE AFGANİSTAN DİRENİŞİ BİZE ÖRNEK OLMALI'
Kadınların her alanda mücadele ettiğini söyleyen Nesrin Yiğiter, şöyle konuştu: "8 Mart, biz kadınlar için yaşam demek. Özgürlüğü ve taleplerimizi haykırdığımız bir gün. Bundan sonra da bugünlerin artacağını iyi biliyoruz. Kadınlar her alanda mücadele ediyor; bugün savaştan etkilenenler, katledilenler ve şiddet görenler hep kadınlar oluyor. Neredeyse her gün kadınlar katlediliyor. Biz artık bunun durmasını istiyoruz ve buna karşı mücadele daha da büyütülmeliyiz. Bugün de bu cinayetlere dur demek için alandayız. Biz özgür olmak ve ölümlerin olmadığı bir gelecek istiyoruz. Bu özgürlüğü getirecek olan da kadınlardır. Dünyadaki bütün kadınlara sesleniyorum: bu mücadelenin dili, dini ve ırkı olmaz. Hep yan yana olmamız gerekiyor. Bugün Kürt kadınları her yerde direniyor; Rojava, İran ve Afganistan'da kadınlar direniyor. Bizim de bu direnişi örnek almamız gerekiyor."
'KADINLAR ÖZGÜR YAŞAM İÇİN MÜCADELE EDİYOR'
Kadınların barışa öncülük etmesi gerektiğini belirten İpek Yıldız, şunları ifade etti: "Direnişin ve dirilişin sembolü olan kadını, yeniden kendi öz değeriyle buluşturmak istiyoruz. Tek temennimiz; kadınların zulme uğramadığı, fikirlerinden dolayı ya da sadece kadın oldukları için cezaevlerine atılmadıkları bir yaşamdır. Çünkü bugün birçok kadın arkadaşımız cezaevinde. Ben özellikle buna dikkat çekmek istiyorum ve onların özgürlüklerine en kısa zamanda kavuşmalarını diliyorum.
Bugün baktığımızda her alanda savaş var ve bu savaş en çok kadınları etkiliyor. Türkiye’de barış süreci konuşuluyor ve kadınların barışa öncülük etmesi gerektiği de sık sık dile getiriliyor. Bence kadın, öncelikle kendi gücünün farkına vardığında büyük bir değişimin önünü açabilir. Yakın süreçte Rojava’da yaşananlar da buna bir örnekti.
Orada da zulüm çoğu zaman kadın üzerinden yürütülmeye çalışıldı; kadının bedeni, kadının direnişi ve kadının sembolü hedef alındı. Çünkü biliyorlar ki kadınlar bir kez başkaldırdığında bunun önünde kimse duramaz. Bu yüzden baskılar çoğu zaman bu yönde sürdürülüyor. Zaten bizim kırmaya çalıştığımız nokta da tam olarak bu."
'BARIŞ, KADINLARLA VAR OLACAK'
Umutlarının özgür bir yaşam olduğunu dile getiren Dilan Yumlu ise şunları söyledi: "Umudumuz özgür bir yaşam; kadınların güçlü olduğu, ötekileştirilmediği, var gücüyle her alanda kendini gösterebileceğinin kanıtını bugün bir kez daha alanlarda gördük. Erkek egemen sistem, kadının bu gücünü bastırıp kendi feodal ve ataerkil zihniyetini yeniden yansıtmak istiyor. Kendi küçük güçleriyle var olmak istiyorlar. Biz, o feodal ve ataerkil zihniyetleri yıktığımız için bizden korkuyorlar."
'HALKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ KADINLARIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN GEÇİYOR'
Dünyadaki savaşların artık son bulması için mücadele ettiklerini vurgulayan Fatma Şanlı da şöyle konuştu: "Biz, özgürlüğün kadın özgürlüğünden geçtiğinin farkındayız ve dünyadaki savaşların artık son bulması için mücadele yürütüyoruz. Kadınlar olarak; sınıf olarak da ezilen ulus olarak da bir bütün halinde bunun için mücadele yürütüyoruz ve kadının özgürlüğünün her şeyin temelinde yattığının farkındayız.
Bu savaşların temelinde hem uluslara hem ezilen halklara hem de ezilen cinslere yönelik topyekün bir saldırı var. Bu noktada topyekün bir birliktelik, kadınların, ezilen halkların, ezilen ulusların birlikteliği çok ayrı bir yerde duruyor. Kadın özgürleşmeden hiçbir ulus, hiçbir halk özgürleşemez. Eğer bir parçamız tutsaksa, bir parçamız eziliyorsa, bu aslında topyekün bir tutsaklık anlamına gelir. Dolayısıyla bunların özgürlüğü de kadınların özgürlüğünden geçiyor."