Şükran Demir: Kadınlar mücadele ederek yaşamaya çalışıyor

Kadın Zamanı Derneği Başkanı Şükran Demir, kadınların her alanda karşılaştıkları ayrımcılığa rağmen mücadele ederek yaşamaya çalıştıklarına dikkat çekti.

ŞÜKRAN DEMİR

Kadına yönelik şiddet her geçen gün giderek artış gösteriyor. Sadece 2026 Ocak ayında 22 kadın, erkek şiddeti nedeniyle yaşamını yitirdi. İstanbul’da ise bir gün içerisinde 6 kadın aynı şekilde yaşamını yitirdi.

İktidarın, kadınlara yönelik bu kırım politikalarına tepkisiz kalması ve erkek şiddetini destekleyen açıklamalarda bulunması, kamuoyunun tepkisini çekse de iktidar aynı tutumunu sürdürmeye devam ediyor.

Kadın Zamanı Derneği Başkanı Şükran Demir, Türkiye’de kadınların yaşadıkları sorunları ANF’ye değerlendirdi.

Kadınların eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddet sarmalında olduğunu belirten Şükran Demir, kadınların birçok sorunla karşı karşıya olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “8 Mart’a doğru giderken kadınlar birçok alanda yine eşitsizlik, ayrımcılık, şiddet, güvenlik kaygısı, ekonomik zorluklar ve görünmeyen emek gibi birçok haksızlığın derinliğiyle mücadele ederek yaşamaya çalışıyor. Bugün 2026 yılının çok başındayız; ancak o kadar fazla kadın cinayeti ve kadına yönelik şiddet haberiyle güne uyanıyoruz ki sanki hep geriye doğru bir gidiş var. İnsan hakları ve kadın hakları açısından ilerleyemeyen bir ülke gerçekliğiyle yaşıyoruz.”

Kadınların bu sorunlara karşı mücadele içerisinde olduklarını ve birbirlerinin yanında durarak güçlendiklerini söyleyen Şükran Demir, şunları ekledi: “Tabii ki kadınlar buna karşı mücadele veriyor, bir şekilde direniyor ve birbirinin yanında durarak güçlendirmek için bütün gücünü kullanıyor. Ancak bu yetersiz kalıyor; çünkü evlere, okullara, sokaklara, iş yerlerine fazlasıyla yerleşmiş ve her gün derinleşen erkek egemen gerçekliğine karşı mücadele veriliyor. Bir günde 6 kadının öldürüldüğü bu korkunç yaşam karşısında sessiz kalmamız için her gün baskıyla karşılaşıyoruz.

Mücadele edebileceğimizi ve bu mücadelenin nasıl iyi bir sonuca vardırabileceğini elbette çok sık bir araya gelerek tartışıyoruz. Bunu en iyi sağlayan günlerden biri de 8 Mart; kadınlar bu dayanışmaya ve bu direnişe inanarak 8 Mart’a gidiyor.”

‘EMEĞİ GÖRÜLMEYEN, YAŞAM GÜVENCESİ OLMAYAN SAYISIZ KADIN VAR’

Yaşam güvencesi olmayan, anadilinde eğitim hakkına erişemeyen ve emeği görülmeyen sayısız kadın olduğunu belirten Şükran Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşam güvencesi olmayan, hala eğitim hakkına ve anadilinde eğitim hakkına erişemeyen, başvurduğu mekanizmalarda hakkı olan desteği alamayan sayısız kadın var. Emeği görülmeyen, eşit işe eşit ücret için mücadele vermek zorunda bırakılan kadınlar var. Onun için, bu sistemin hiçbir alanında ve hiçbir anında eşitlikten söz edemiyoruz.

Kaldı ki kadınların mücadelesi artık, bu düzenin içindeki egemen erkeğin konumuna eşitlenmek değildir. Aksine, kadınlar bu sistemde kendi gerçekliğinin bile farkına varmayan, iliklerine kadar sömürülen ve ‘kendisinden aşağı’ gördüğü kişiyi sömürecek kıvama getirilen erkeğin gerçekliğini aşarak özgür bir yaşamı inşa etmek için mücadele veriyor. Savaşı, sömürüyü ve köleliği dayatan bu sisteme karşı kadınlar bir şekilde sesini yükseltip karşı duruşunu ortaya koyarak 8 Mart’ta gidiyor.”

‘TÜRKÇE VE KÜRTÇE DESTEK SAĞLAYAN BİR DERNEĞİZ’

Kadın Zamanı Derneği’nin İstanbul gibi bir metropolde çalışma yürütmesinden dolayı, anlattıkları sorunların derinleşmiş halleriyle karşılaştıklarını dile getiren Şükran Demir, şunları söyledi: “Biz Kadın Zamanı Derneği olarak konumumuz İstanbul olduğu için, bütün bu sorunların daha da derinleşmiş haliyle karşılaşıyoruz. Büyük bir şehirden bahsediyoruz; bu şehrin sorunları ve karmaşıklığı da büyük. Elbette bu durum en çok kadınları etkiliyor. Örneğin, bizi İstanbul’daki diğer kurumlardan ayıran en belirleyici özellik, çok dilli olarak, özellikle Kürtçe ve Türkçe destek sağlayan bir kadın derneği olmamızdır.

Haliyle bizim en çok karşılaştığımız sorun da dil sorunudur. Bugün İstanbul’da sayısız Kürt kadın yaşamaktadır. Elbette diğer her kadının yaşadığı sorunlar gibi başlıklandırılabilir. Ancak sorunun ardından başa çıkma ve destek alma noktasında, Kürt kadınlar veya farklı bir dile sahip kadınlar için başka bir boyuta evriliyor. Örneğin, şiddete maruz kalma ihtimali oluştuğunda ya da kalındığında, bu kadınların kullanabileceği mekanizmalara ulaşımı mümkün olsa bile, dil bariyerinden kaynaklı bu mekanizmalara erişememe ihtimali çok yüksek.”

‘ERKEK EGEMENLİĞİNİN OLDUĞU HER YERDE AYNI SORUNLAR YAŞANIYOR’

Dernek olarak, yaşamın birçok alanında çok dilli hizmet verilmesinin öncelikleri olduğunu dile getiren Şükran Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktada tabii ki önceliğimiz, bu mekanizmaların çok dilli hizmet sağlamasıdır. Belediyeler ve diğer hizmet noktaları bunu gerçekleştirmiyor. Bugün İstanbul’da 39 ilçe bulunmakta ve Kürtçe destek sağlayan belediye sayısı çok az; bu da sorunun ne kadar büyük olduğunu somutlaştırıyor.

Evet, kadınlar ev içinde veya ev dışında, erkek egemenliğinin olduğu her alanda benzer sorunlar yaşıyor; ancak çözüm noktasında farklılıklar gözlemlenebiliyor. Bu farklılıkların meydana geliş noktalarından biri de dildir. Normal şartlarda resmi dili bilen kadınların başvurularında bile, erkek bakış açısından kaynaklı sorunlar yaşanıyor, hatta o kadınların şiddet ortamını yeniden yaşaması için bilinçli ya da bilinçsiz girişimlerin olduğuna dair geri dönüşler alıyoruz.”