Şüpheli kadın ve çocuk ölümlerinde soru işaretleri artıyor

Türkiye’de yılın ilk yedi ayında 150 kadın katledilirken, 151 kadın da şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Kürdistan’da ise son iki haftada biri kadın, üçü çocuk dört kişinin şüpheli ölümü kamuoyunda soru işaretlerini artırdı.

KADIN KATLİAMLARI

Elde edilen verilere göre Türkiye’de ocak ayından bu yana 150 kadın erkekler tarafından katledilirken, 151 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Şüpheli kadın ölümlerinin arka planında çoğu zaman bir şiddet hikayesi ortaya çıkarken, bu ölümler ağırlıklı olarak aile evinde ya da şüpheli erkeklerin bulunduğu evlerde meydana geldi. Ancak bu ölümlerin ardındaki şüpheler çoğu zaman aydınlatılamazken, yargıya taşınan dosyaların önemli bir bölümü "yetersiz delil" gerekçesiyle kapatılıyor.

Kürdistan'da ise yalnızca son iki haftada, bir kadın ve üç çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin tamamı yaşadıkları evlerde meydana gelirken, olayların ardındaki soru işaretleri aileler tarafından da aydınlatılamıyor. Dêrik, Nisêbîn (Nusaybin), Xana Axpar (Çınar) ve Amed'de yaşanan şüpheli ölümlere ilişkin yaptığımız araştırmada yönelttiğimiz sorulara net yanıtlar verilemezken, ölüm biçimleri ve olay öncesinde yaşananlara ilişkin bilgiler, bu ölümlerin "intihara sürüklenme" ya da "kadın cinayeti" olabileceği yönündeki şüpheleri güçlendiriyor.

Ateşli silahla yaralanmaları sonucu yaşamını yitiren üç kişi ile altı aylık hamile bir kadının şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmalar sürerken, olaylara dair birçok soru da yanıt bekliyor. Ölümlerin neden ve nasıl gerçekleştiği ile olay öncesinde yaşananlar görünmez kılınmaya çalışılırken, özellikle köylerde meydana gelen şüpheli ölümler konusunda tanıkların ve çevrenin sessiz kalması dikkat çekiyor.

NİSÊBÎN’DE 13 YAŞINDAKİ ELA TAN’IN ÖLÜMÜ

Nisêbîn'de yaşayan 13 yaşındaki Ela Tan, ateşli silahla ağır yaralandıktan sonra kaldırıldığı hastanede, üç gün süren yoğun bakım tedavisinin ardından yaşamını yitirdi. Edinilen bilgilere göre Ela Tan, babası ve üvey annesiyle birlikte yaşıyordu. Görüşülen kaynaklar, çocuğun uzun süredir babası tarafından psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığını iddia etti. Aynı kaynaklar, babanın daha önce şiddet nedeniyle cezaevine girdiğini ve olay sırasında denetimli serbestlik kapsamında dışarıda bulunduğunu öne sürdü. Olayın evin içerisinde değil, hemen yanında meydana geldiği belirtilirken, Ela Tan'ın sağ karın boşluğundan ateşli silahla yaralandığı, bunun dışında ise darp ya da cebir izine rastlanmadığı öğrenildi.

Olayın ardından gözaltına alınan baba ile üvey anne, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Olayda kullanılan ruhsatsız silahın eve nasıl geldiği ise henüz açıklığa kavuşmadı. Üvey annenin olayın ardından evdeki kan izlerini temizlediği belirtilirken, yerel kaynaklar olayın intihar olmadığı yönünde ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi. Ela için kurulan taziyeye babası ve baba tarafından yakınlarının katılmadığı öğrenilirken, taziye Tevgera Jinên Azad (TJA) tarafından kuruldu.

XANA AXPAR’DA 16 YAŞINDAKİ Y.Ş.’NİN ÖLÜMÜ

Amed’in Xana Axpar ilçesinde 16 yaşındaki Y.Ş., ateşli silahla yaşamını yitirmiş halde bulundu. Olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin resmi makamlar tarafından ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, ölümün nedenine ilişkin soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

Taziyeye giden kadınlara olayla ilgili bilgi vermeyen aile üyeleri, çocuğun kullandığı silahı ve mermiyi nereden temin ettiğine ilişkin soruları da yanıtsız bıraktı. Olay sırasında çocuğun küçük kardeşiyle birlikte evde bulunduğu, kardeşini dışarı gönderdikten sonra olayın meydana geldiği öne sürüldü.

"Neden?" sorusunun yanıtsız kaldığı olayda, hazırlanacak otopsi raporu bekleniyor.

DÊRİK’TE 15 YAŞINDALİ MERVE ELBEK’İN ÖLÜMÜ

15 yaşındaki Merve Erbek, 8 Temmuz’da Mêrdin'in Dêrik ilçesindeki evinde ateşli silahla yaşamını yitirdi. İlk olarak ensesinden vurulduğu söylenen Merve’nin, daha sonra vücudunun farklı bölgelerinde de ateşli silah yaralanmaları bulunduğu eklendi. Edinilen bilgilere göre kurşun, ensenin üst kısmından, kafaya yakın bölgeden girerek kafatasına isabet etti. Atışın yakın mesafeden yapıldığı belirtildi. Adli incelemede darp ya da cebir izine rastlanmadığı öğrenilirken, otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından cenaze ailesine teslim edildi. Olayın evde meydana gelmesine rağmen kimsenin durumu fark etmemesi ve aile bireylerinin kamuoyuna açıklama yapmaması, olayın aydınlatılmasına ilişkin soru işaretlerini artırdı.

REZAN’DA ALTI AYLIK HAMİLE NURCAN, ŞÜPHELİ ŞEKİLDE YAŞAMINI YİTİRDİ

Amed’in Rezan ilçesine bağlı kırsal bir mahallede yaşayan altı aylık hamile Nurcan Akpirinç, 22 Haziran'da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. İlk olarak kayıp olduğu yönünde bilgi verilen Nurcan Akpirinç'in, daha sonra yaşadığı evde ölü bulunduğu öğrenildi. Olayın ardından eşi M.A.'nın ortadan kaybolduğu ve taziyeye katılmadığı belirtildi. Soruşturma kapsamında otopsi raporuna henüz ulaşılamadığı öğrenilirken, Nurcan Akpirinç'in eşi ve kayınvalidesi tarafından uzun süredir fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığı iddia edildi.

Nurcan Akpirinç'in yaşamını yitirmeden önce kız kardeşine "Beni öldürecekler" mesajı gönderdiği, yakınlarına göre ise sık sık ölümle tehdit edildiği öne sürüldü. Nurcan Akpirinç'in yaşamını yitirmesinin ardından evde bulunan kişiler tarafından cenazesinin fotoğraflarının çekildiği öğrenilirken, aile üyelerinin olayın ardından "Otopsi raporu çıktı, kendisini öldürmüş" yönünde ifadeler kullandığı aktarıldı.

Mêrdin'de son dönemde yaşanan şüpheli çocuk ölümlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn Şube Eşbaşkanı Berivan Orhan, yaşanan vakaların birbirinden bağımsız olaylar olarak ele alınamayacağını belirterek, etkin ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.

Berivan Orhan, Dêrik'te aynı köyde kısa aralıklarla iki kız çocuğunun silahla vurulmuş halde bulunması ile Dara'da bir kız çocuğunun yine silahla yaşamını yitirmiş olarak bulunmasının, çocukların yaşam hakkına yönelik ihlallerin bütün yönleriyle araştırılmasını zorunlu kıldığını söyledi.

Yürütülen soruşturmaların hakikati ortaya çıkarmaktan uzak olduğunu ifade eden Berivan Orhan, "Delillerin etkin biçimde toplanmadığını ve olaylara ilişkin şüphelerin giderilmediğini görüyoruz. Bunun temel nedenlerinden biri, soruşturmalara daha en başından 'intihar şüphesi' üzerinden yaklaşılmasıdır" dedi.

‘İNTİHAR ÜZERİNDEN DOSYALARA BAKILDI’

Bu yaklaşımın daha önce kamuoyunda geniş yankı uyandıran soruşturmalarda da görüldüğünü belirten Berivan Orhan, "Tam da bu noktada Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarını hatırlatmak gerekiyor. Her ne kadar bu dosyalarda son dönemde bazı gelişmeler yaşansa da soruşturmaların ilk aşamasında yine intihar ihtimali üzerinden hareket edildi. Bu yaklaşım, etkin soruşturmadan uzaklaşılmasına neden olurken, gerçeğin ortaya çıkarılmasının önünde de ciddi bir bariyer oluşturuyor" diye konuştu.

‘ÇOCUK YAŞTA EVLİLİK VE İSTİSMAR VAKALARI YOĞUN’

Özellikle Dêrik ve Şemrex (Mazıdağı) kırsalında zorla evlendirme, çocuk yaşta evlilik, şantaj ve istismar iddialarının uzun yıllardır önemli insan hakları sorunları arasında yer aldığını dile getiren Berivan Orhan, "Bu nedenle çocuk ölümlerini, içinde yaşandığı toplumsal gerçeklikten bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Cezasızlık yalnızca faillerin ceza almaması değildir. Etkin soruşturma yürütülmemesi, delillerin eksik toplanması, dosyaların sürüncemede bırakılması ve hakikatin açığa çıkarılmaması da cezasızlık politikasının bir parçasıdır" diye belirtti.

‘MEKANİZMALAR İŞLETİLMELİ’

ÖHD olarak sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan Berivan Orhan, sözlerini şöyle tamamladı: "Şiddeti besleyen cezasızlık politikaları ve çocukları korumakta yetersiz kalan mekanizmalar, bu ölümleri münferit olaylar olmaktan çıkarıp yapısal bir insan hakları sorununa dönüştürüyor. Bu nedenle tüm şüpheli çocuk ölümlerinin bağımsız, tarafsız ve etkin biçimde soruşturulması, hakikatin ortaya çıkarılması ve çocukların yaşam hakkını koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesi gerekiyor."