Ayten Kaplan: Kadın özgürlüğü demokratik toplumun güvencesidir

Toplumsal dönüşümün kadın öncülüğüyle mümkün olduğunu belirten TJK-E Sözcüsü Ayten Kaplan, “Rojava modeli evrenselleşti, kadınlara karşı yürütülen savaşa karşı kolektif vicdan şart” dedi.

AYTEN KAPLAN

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Kurd a Ewropayê – TJK-E) Sözcüsü Ayten Kaplan, Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yıldönümü kapsamında yaptığı değerlendirmede kadın özgürlüğü paradigması, Rojava deneyimi ve 8 Mart dolayısıyla Avrupa’da gerçekleştirilen eylemlere ilişkin ANF’ye konuştu. Ayten Kaplan, kadın özgürlüğünün demokratik toplum inşasının temel dinamiği olduğunu vurguladı.

Ayten Kaplan, Önder Apo’nun kadınları “demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücü” olarak tanımlamasının tarihsel ve toplumsal bir gerçekliğe dayandığını belirterek demokratik toplumun ancak kadın öncülüğünde inşa edilebileceğini ifade etti.

‘TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM KADIN ÖNCÜLÜĞÜYLE MÜMKÜN’

Kadının tarihsel olarak toplumsallığın, paylaşımın ve adalet duygusunun taşıyıcısı olduğunu dile getiren Ayten Kaplan, son 30–40 yılda kapitalist sistemin bireyci ve nihilist anlayışı yaygınlaştırarak toplumsal bağları zayıflattığını söyledi.

“Sistem bireyi yüceltiyor ama toplumu parçalıyor. Aile bağları kopuyor, toplumsallık zayıflıyor. Oysa insanlık tarihi klan ve kabile toplulukları içinde gelişti. Toplumsallığı yeniden inşa edecek güç kadındır” diyen Ayten Kaplan, özellikle Avrupa'da bireyciliğin toplumsal dokuyu zedelediğine dikkat çekti. Ayten Kaplan, kadın eksenli bir yeniden toplumsallaşmanın demokratik toplumun önünü açacağını belirtti.

‘KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ LÜTFEDİLMEZ, MÜCADELEYLE KAZANILIR’

Kadın cinayetleri ve aile içi şiddetin “tarihsel köleleştirme sürecinin güncel yansıması” olduğu yönündeki Önder Apo değerlendirmesine değinen Ayten Kaplan, kadın özgürlük mücadelesinin erkek egemen zihniyetle yüzleşmeyi zorunlu kıldığını ifade etti. Kadına biçilen geleneksel rollerin ve erkeğe atfedilen tahakküm anlayışının sorgulanması gerektiğini belirten Ayten Kaplan, şunları söyledi: “Özgürlük lütfedilmez, özgürlük alınır. Kadın özgürlüğünü erkek vermez. Ancak erkeğin de kendi zihniyet kodlarını kırması gerekir.”

Êzidî toplumuna yönelik soykırım saldırılarının ardından kadınların köle pazarlarında satılmasını hatırlatan Ayten Kaplan, kadın üzerindeki tahakküm zihniyetinin binlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğunu vurguladı. Bu nedenle kadın özgürlük mücadelesinin de tarihsel bir süreklilik taşıdığını ifade eden Ayten Kaplan, Rosa Luxembourg ve Sakine Cansız gibi isimlerin bu mücadele geleneğinin önemli halkaları olduğunu belirtti.

‘ROJAVA KADIN DEVRİMİ EVRENSELLEŞTİ’

TJK-E’nin Rojava deneyimini “kadın özgürlüğü paradigmasının somutlaşmış hali” olarak değerlendirdiğini belirten Ayten Kaplan, Rojava’da ortaya çıkan deneyimin yalnızca askeri direnişten ibaret olmadığını, aynı zamanda güçlü bir toplumsal örgütlenmeye dayandığını söyledi.

Rojava’da inşa edilen modelin özgürlükçü, eşitlikçi ve ekolojik bir paradigmaya dayandığını ifade eden Ayten Kaplan, bu nedenle mevcut sistem açısından güçlü bir alternatif oluşturduğunuzu sözlerle vurguladı:  “Kadınlar yalnızca savaşmadı; toplumu örgütledi, siyasette yer aldı, kültürel ve sosyal yaşamda öncülük yaptı. Rojava deneyimi şunu gösterdi: Kadın öncülüğünde demokratik bir toplum mümkündür.” Ayten Kaplan, 6 Ocak’tan itibaren Rojava’ya yönelik saldırıların kadın devriminin kazanımlarını hedef aldığını belirterek kadınlara karşı küresel ölçekte yürütülen bir savaşla karşı karşıya olunduğunu ifade etti. “Kadınlara karşı savaş yürütülüyor” diyen Ayten Kaplan, buna karşı enternasyonalist kadın dayanışmasının ve demokratik kamuoyunun tavrının büyük önem taşıdığını söyledi.

‘AVRUPA KAMUOYUNA VİCDANİ ÇAĞRI’

TJK-E planlaması kapsamında 1–10 Mart tarihleri arasında Avrupa’da gerçekleştirilecek eylemlere de değinen Ayten Kaplan, 8 Mart’ın artık yalnızca emek mücadelesiyle sınırlı olmadığını, kadınların varlığının ve iradesinin tanınması mücadelesine dönüştüğünü ifade etti.

Avrupa’nın demokrasi ve hukuk iddiasına rağmen özellikle Almanya’da kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin arttığını belirten Ayten Kaplan, “Bir kadın katledildiğinde yalnızca sokağa çıkmak yetmez. Hukuki, siyasi ve toplumsal refleks geliştirilmelidir” dedi.

Kadınları koruyan yasaların güçlendirilmesi ve özgün kadın yasalarının çıkarılması gerektiğini vurgulayan Ayten Kaplan, şiddete karşı yalnızca devletin değil toplumun da sorumluluk alması gerektiğini söyledi.

Ayten Kaplan, 8 Mart eylemlerinin demokratik kamuoyunun kolektif vicdanını görünür kılmayı amaçladığını belirterek kadınlara ve erkeklere ortak mücadele çağrısında bulundu. “Her örgütlü kadın, örgütsüz kadını da mücadeleye katmalıdır” diyen Ayten Kaplan, kadın özgürlük mücadelesinin toplumsal dönüşümün temel dinamiği olduğunu yineledi.