Birçok kentte Feminist Gece Yürüyüşü: Yaşamlarımız ve barış için direniyoruz

Türkiye’nin birçok kentinde Feminist Gece Yürüyüşü düzenleyen kadınlar, savaş bölgelerinde bulunan halklarla dayanışma mesajı vererek, “"Yaşamlarımız için, barış için direniyoruz. Barışta ısrar ediyoruz. Bu yaşam bizim!” dedi.

Kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya'da sokağa çıkarak Feminist Gece Yürüyüşü düzenledi.

ANKARA

Ankara'da Yüksel Caddesi'nde bir araya gelen kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında 20'nci Feminist Gece Yürüyüşü düzenledi. Yüksel Caddesi'nden Sakarya Caddesi'ne yürüyen kadınlar, "İsyanımız Hifa'dan çalınan mezuniyetlere", "Emperyalizmi yıkacağız özgür bir dünya kuracağız", "İsyan Devrim Özgürlük", "Rojava'dan Filistine yaşasın enternasyonalist kadın direnişi" pankart ve dövizlerini açtı. Kadınlar yürüyüş boyunca, sık sık "Jin, jiyan, azadî", "Kadın, yaşam, özgürlük", "Yaşasın kadın dayanışması", "Kadın cinayetleri politiktir" ve "Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz" sloganlarını attı. 

Yürüyüş sonrası Hazal Battaloğlu Türkçe, Zelal Anğay Kürtçe açıklama yaptı. Açıklamada, “Savaş ve şiddet kadınların yaşamlarını kuşatıyor. Bu günlerde umudu, barışı ve direnişi haykırmaya geldik. Emperyalizme, kapitalizme, savaşa ve faşizme karşı feminist isyandayız. Bedenlerimizi denetlemek isteyenlere, emeğimizi sömürüp susmamızı bekleyenlere, makbul olmamızı isteyenlere inat buradayız. Biz kadınlarız, hayatı savunuyor, itaat etmiyoruz” vurguları yapıldı.

Açıklamada ayrıca Rojava, Filistin, Afganistan, Irak ve İran’daki kadın mücadelesine destek verildi, kadınların özgürleşmesinin ancak kendi mücadeleleriyle mümkün olacağı vurgulandı.

Savaşın ve şiddetin kadınların yaşamlarını kuşattığı günlerden geçildiği belirtilen açıklamada, "Bu günlerde umudu, barışı ve direnişi haykırmaya geldik. Emperyalizme, kapitalizme, savaşa ve faşizme karşı feminist isyandayız. Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmedik, etmiyoruz. Her dilde, her renkte, her sokakta feminist isyandayız. Bedenlerimizi denetlemek isteyenlere, emeğimizi sömürüp susmamızı bekleyenlere, makbul olmamızı isteyenlere inat buradayız. Biz kadınlarız, hayatı savunuyor, itaat etmiyoruz. Dünyanın dört bir yanında erkek egemen düzen; savaşla, işgalle, yoksullukla, soykırımla ve nefret yasalarıyla yaşamlarımızı kuşatıyor. Rojava'da kadınların kurduğu özgürlükçü yaşam hedef alınıyor, Filistin'de Siyonist İsrail'in yarattığı yıkım büyüyor, Afganistan'da kız çocuklarının hayatı karartılıyor. Irak'ta Kadın Özgürlüğü örgütü kurucusu Yanar Mohammed katledildi. İran'da Molla rejimi, muhalifleri, kadınları, çocukları, katlederken; emperyalist saldırılar ise bölgedeki yıkımını büyütüyor" denildi. 

 Savaşın olduğu yerde ilk hedefin kadınlar olduğunu, Türkiye'de ve Kürdistan'da bulunan feministlerin savaş bölgelerinde bulunan halklarla dayanıştığı vurgulanan açıklamada, "Yaşamlarımız için, barış için direniyoruz. Barışta ısrar ediyoruz. Bu yaşam bizim! Feminist mücadelemizden korkanlar saldırılarını artırıyor. Kadınlar erkekler tarafından katledilirken erkek-devlet katilleri koruyor, cezasızlıkla ödüllendiriyor. 6284 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmıyor. Kadınlara, LGBTİ+'lara, çocuklara ve hayvanlara yönelen şiddet erkek-adalet eliyle örtülüyor. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra'nın ölümünden patriyarkal sistem sorumlu. Nefret cinayetlerinin üstü kapatılıyor. Biz biliyoruz: kadın cinayetleri de trans cinayetleri de politiktir. Bu ölümler münferit değil, patriyarkal politikaların sonucudur" ifadeleri kullanıldı.

Kapitalist sistemin kadınların yalnızca bedenini değil, emeğini de kuşattığını vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Bu düzen yalnızca bedenlerimizi değil emeğimizi de kuşatıyor. Kadınları derinleşen yoksulluğa itiyor. İşsizlik ve güvencesizlik yaygınlaşıyor, bakım yükü kadınların omzuna bırakılıyor. Patriyarka 'kutsal aile' masalıyla bizi evlere hapsetmeye çalışıyor, emeğimizi görünmez kılıyor. Her şeyin en azına razı olmamızı bekliyorlar. Razı değiliz. Nefret yasalarına ve kürtaj hakkımızı hedef alan politikalara karşı bir aradayız. Bedenlerimize yönelik müdahalelere, 'genel ahlak' adı altında dayatılan transfobik politikalara karşı bir aradayız. Bizler yaşamda ve feminist mücadelede ısrarcıyız. Makbul kadın ve makbul beden tarifleriyle çizilen sınırları reddediyoruz. 

Patriyarka sağlamcılıkla kol kola işliyor; kimin kamusal alanda yeri olacağına, kimin görünmez kalacağına karar veriyor. Eşitsizliği büyüten bu düzeni kabul etmiyoruz. Bağımsızlık ve eşit bir yaşam pazarlık konusu değildir. Yaşamı denetlemek isteyen bu akıl hayvanlara ve doğaya da saldırıyor. Toprağı, suyu ve ormanı sermayeye teslim edenlerle bizi eve kapatmaya çalışanlar aynı yerden besleniyor. Ekokırım politiktir. Patriyarka hayvanların yaşamını da hedef alır. Türcülük bu şiddet düzeninin parçasıdır. Feminist mücadeleyi, her canlı için yaşamı savunarak sürdürüyoruz. Gücümüzü Rojava'da, İran'da, Afganistan'da, Filistin'de ve Türkiye'nin dört bir yanında; sokaklarda, mahallelerde, hapishanelerde ve evlerde direnen kadınlardan ve lubunyalardan alıyoruz. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik emperyalist saldırıları kimi zaman 'özgürleşme' söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

Kadınların özgürleşmesi ancak kendi mücadeleleriyle mümkündür. Ne Şah rejimi ne Molla rejimi ne de emperyalist müdahale: İran halklarının ve özellikle direnen İranlı kadınların mücadelesinin yanındayız. Bu 8 Mart'ta Ankara sokaklarından bir kez daha haykırıyoruz: Korkmamızı isteyenlere inat başkaldırıyoruz. Susmamızı bekleyenlere, bizi hizaya sokmak isteyenlere inat özgürlükten ve yaşamdan yanayız. Her dilde, her renkte, her sokakta feminist isyandayız. Dünyanın her yerinde patriyarkaya karşı feminist mücadelemiz sürüyor. Yaşasın feminist mücadelemiz! Jin, jiyan, azadî."

İZMİR

Eski Leman Kültür önünde başlayan yürüyüş, Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde sona erdi. Kadınlar, “Patriyarkaya karşı bitmeyen isyan, neşe ve öfkeyle sokakları mora boyamaya” şiarıyla yürüdü ve “Feminist isyanımız, yaşamlarımızı kuşatan sınırları aşıyor” pankartını taşıdı.

Yürüyüş sonrası açıklamayı Yağmur Çelik ve Baran Alan Türkçe, Berfin Tunç Kürtçe yaptı: “Kadınlara yönelen şiddet, emeğin sömürülmesi, doğanın talanı aynı erkek egemen sistemin ürünüdür. Bir günde 6 kadın öldürülüyor, 2025 yılında en az 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Biz biliyoruz ki devlet, kadın cinayetlerini önlemek, kayıp kadınları bulmak ve tüm kadınlar için adaleti sağlamakla yükümlüdür.”

Açıklamada ayrıca ekonomik eşitsizlik, güvencesiz çalışma ve bakım yükünün kadınların omzuna bırakılması ele alındı, örgütlü kadın mücadelesinin önemi vurgulandı.

ADANA

Gazipaşa Caddesi’nde başlayan yürüyüş, Atatürk Parkı’nda sona erdi. Kadınlar “8 Mart’ta Feminist İsyan” sloganıyla baskıya, savaşa ve yoksulluğa tepki gösterdi. Etkinlikte LGBTİ bayrağı açılması polis müdahalesine uğradı.

Adana Feminist Gece Yürüyüşü Ekibi adına açıklama yapan Pelin Songül Çiçek şunları söyledi: “Biliyoruz ki taleplerimiz ancak örgütlü kadın mücadelemizle gerçekleşecektir. Hayatlarımız ve haklarımız için feminist isyanımızı yükseltmeye devam edeceğiz. Bölgemizdeki otoriter rejimlere ve kadın düşmanı politikalara karşı barış için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

 ANTALYA

 Antalya'da da kadınlar Feminist Gece Yürüyüşü için Hadrian Kapısı'nda bir araya geldi. Cumhuriyet Meydanı'na yürümek isteyen kadınlara polis izin vermedi. Kadınlar polisin engellemesin çalınan müzikler eşliğinde halaya durarak protesto etti. Etkinlik halaylarla son buldu.

MERSİN

Kushimoto Sokağı’ndan Özgecan Aslan Meydanı’na kadar devam eden yürüyüşe binlerce kadın katıldı. Etkinlikte, “Eşit ve özgür bir yaşamda ısrarcıyız” ve “Direnişle starlaşan kadınlar özgür yaşamın manifestosudur” pankartları taşındı. Katılımcılar, kadın hakları, barış ve özgürlük taleplerini sloganlarla dile getirdi.

Yürüyüş sonrası Özgür Kadın Hareketi’nden (TJA) Sara Kaya, “Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez. Cezaevindeki kadınlardan Rojava’daki direnişçilere kadar mücadelemiz demokratik toplum yaratana kadar sürecek” dedi. Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy ise, “Baskı ve şiddetle bizi susturmaya çalışanlara, bedenlerimiz üzerinde hakimiyet kurmak isteyenlere ve yaşamlarımıza saldıranlara karşı isyanımızı kuşanıp geldik. Bu 8 Mart’ta da sokaktayız” ifadelerini kullandı. DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ise, “Kadın mücadelesini yeni bir toplumu inşa eder gibi örgütlüyoruz. İran’dan Rojava’ya karanlığı dağıtan kadınlara selam olsun” dedi.

Yürüyüşlerde, kadınlar örgütlü mücadeleye ve feminist dayanışmaya vurgu yaparak, kadın cinayetleri, ekonomik eşitsizlik, şiddet, savaş ve ekolojik saldırılara karşı sokaklarda mücadeleye devam edeceklerini belirtti. Etkinlikler halay, zılgıt ve sloganlarla sona erdi.