Bizim evde 8 Mart kutlanmaz, hatırlanır
Bizim evde Sekiz Mart kutlanmaz, amca… Sekiz Mart hatırlanır. Sizin toprağa düştüğünüz o günün üzerinden yıllar geçti…
Bizim evde Sekiz Mart kutlanmaz, amca… Sekiz Mart hatırlanır. Sizin toprağa düştüğünüz o günün üzerinden yıllar geçti…
Bugün sana yine yazıyorum, amca. Her Sekiz Mart’ta yaptığım gibi. Çünkü bugün sadece bir anma günü değil; bugün, Kürt halkının yeniden ayağa kalktığı gündür.
Siz toprağa düşerken belki de en çok şunu biliyordunuz: Bir halkın özgürlüğü, kadının özgürlüğünden geçer.
Bu hakikati bize en açık biçimde öğreten, Rêber Apo’nun ortaya koyduğu kadın özgürlük felsefesidir. Yıllar önce söylediği bir söz, bugün bütün dünyada yankılanıyor:
“Toplumun özgürlük düzeyi kadının özgürlük düzeyiyle ölçülür.”
Bugün Kürdistan dağlarında, Rojava’da ve Rojhilat sokaklarında yükselen Jin, Jiyan, Azadî sesi işte bu düşüncenin hayat bulmuş halidir.
Jin Jiyan Azadî!
Bu üç kelime artık sadece bir slogan değil; Kürt halkının kaderidir.
Sana en çok babaannemden söz etmek isterim. Çünkü seni ilk onun gözlerinden tanıdık. Sözlerinden çok gözleri konuşurdu. Sizleri anlatırken gözlerinden yaş akmazdı.
Ama biz bilirdik. O gözyaşları kalbinin içinde akıyordu. Her defasında bize şunu söylerdi: “Evlatlarım… Pusudaki o sinsi yılanları unutmayın.”
Sonra bir bir anlatırdı: Mehmet’in nasıl vurulduğunu… Salih’in nasıl ihanete uğradığını… Sizin binlerce asker ve tankla topla nasıl kuşatıldığınızı… O anlatırken gözlerinden Kürt halkının tarihi akardı. O zaman anladım amca: Kürt halkının anneleri en büyük okuldur.
Biliyor musun, amca… Bazı geceler nöbette dururken şunu hissediyorum: Sanki siz hiç ölmediniz. Çünkü sizi sadece hatırlamıyoruz; sizi yaşıyoruz.
Kanımızda varsınız. Kemiklerimizde varsınız. Beynimizde varsınız.
Her yürüyüşte, her savaşta, her karar anında… Sanki siz bize bakıyorsunuz. Babaannem hep şöyle derdi: “Biz onları göremeyiz belki, ama onlar bizi görür.” Şimdi ben de buna inanıyorum.
Amca… Sana bir müjde vermek istiyorum. Sizin de uğruna savaştığınız Kürt kadınları artık ayağa kalktı. Ve tarih yazıyorlar. Kürt kadınları artık sadece kendi halkının değil, bütün insanlığın onurunu savunuyor.
Rojava’da…
Rojhilat’ta…
Başûr’da…
Bakur’da…
Kadınlar artık sadece yaşamı değil, özgürlüğü de kuruyor. Bir zamanlar susturulmak istenen kadınlar, bugün tarihin öncüsü oldu.
Ve o yürüyüş Rojhilat’ta da büyüyor. İran’ın karanlık zindanlarında “Jin Jiyan Azadî” diye ayağa kalkan kadınlar, şimdi bir çağın kapısını aralıyor. Rojhilat’ta Kürt halkı zincirlerini kırmaya çok yakın.
Ve o gün geldiğinde, dört parça Kürdistan’ın göğü aynı özgürlük rüzgarıyla dolacak.
Amca…
Senin düştüğün toprakların yanı başında yeni bir dünya doğdu. Rojava’da… Orada halklar birlikte yaşıyor: Kürtler, Araplar, Ermeniler, Süryaniler ve Çerkesler.
Hepsi aynı meydanda özgürlüğü savunuyor. Kadınlar yönetiyor. Çocuklar korkmadan büyüyor. Ve Kürtler ilk kez kendi kaderlerini kendileri yazıyor. Sizlerin hayal ettiği şey işte böyle bir dünyaydı.
Bugün biz sadece sizi anmıyoruz; bugün Kürt halkının yeniden doğuşunu görüyoruz. Çünkü siz toprağa düşerken aslında bu halkın geleceğini ektiniz. Ve o tohum şimdi bütün Kürdistan’da filiz verdi.
Kürt halkı yeniden ayağa kalkıyor. Ey kalbimin hiç sönmeyen ateşi… Sana bir kez daha söz veriyorum: Sizi unutmayacağız. Sizi sadece hatırlamakla yetinmeyeceğiz. Sizi yaşatacağız; her adımımızda, her mücadelemizde ve her zaferimizde…
Çünkü siz sadece geçmişimiz değil; geleceğimizsiniz de.
8 Mart şehitleri başta olmak üzere:
Şehit Ahmet Ağaç (Şükrü),
Şehit Memduh Ege,
Şehit Nasır,
Şehit Seyda,
Şehit Cengo ve
Şehit Mustafa’nın anısı önünde saygıyla…