Önder Apo’nun 27 Şubat'ta yaptığı ikinci çağrı kamuoyunda merakla takip edildi. Demokratik entegrasyon, demokratik uzlaşı ve iktidara dair demokratik dönüşüm vurgusunun yapıldığı ikinci çağrıda kadınlara dair mesaj da yer aldı. Okunan mesajı yakından takip eden ve mesajın okunduğu salonda bulunan DEM Parti Dil Komisyonu Eşsözcüsü Avukat Cemile Turhallı, tarihi mesaja dair değerlendirmede bulundu. 27 Şubat çağrısının yalnızca Türkiye’de değil dünya kamuoyunda da geniş yankı uyandırdığını belirterek, çatışma zemininden demokratik siyaset zeminine geçişi esas alan yeni dönemin “negatif aşamadan pozitif aşamaya” evrildiğini söyledi. Turhallı, demokratik uzlaşı, anayasal güvence, özgür yurttaşlık ve kadın özgürlükçü perspektifin sürecin temel dayanakları olduğunu vurguladı.
Cemile Turhallı, tarihsel sürecin ikinci yılına girilirken yapılan değerlendirmelerde hem ilk yılın muhasebesinin hem de ikinci çağrının içeriğinin dikkatle ele alınması gerektiğini belirtti. Turhallı, söz konusu çağrının ortak yaşam ve gelecek perspektifi sunduğunu vurgulayarak, “Nihayetinde 27 Şubat yeni bir dönemin eşiğine işaret etti. Çatışmanın yerine demokratik siyaseti önceleyen, merkezine alan, bir tercih ve zorunluluk olarak koyan bir sürecin önemli bir eşiğiydi” dedi.
'ÇAĞRI ESAS İTİBARİYLE ORTAK YAŞAM ÇAĞRISIDIR'
Çağrının içeriğine ilişkin değerlendirmesinde Turhallı, bunun yalnızca güncel değil, geleceğe dönük bir perspektif sunduğunu belirtti: “Bu çağrı esas itibarıyla bir ortak yaşam çağrısıdır ve aynı zamanda geleceğe dönük bir perspektif sunmaktadır. Nitekim 27 Şubat, yeni bir dönemin eşiğine işaret etmiştir. Çatışmanın yerine demokratik siyaseti önceleyen, onu merkeze alan ve bir tercih olmanın ötesinde zorunluluk olarak konumlandıran bir sürecin önemli bir eşiği olarak değerlendirilmiştir.”
Sürecin ilk yılına dair değerlendirmelerde bulunan Turhallı, atılan adımların tarihsel nitelik taşıdığını ifade ederek şöyle konuştu: “Çağrının ikinci yılı, beraberinde bir yıllık sürecin muhasebesini yapmayı da gerektirmektedir. İlk yıl içerisinde son derece önemli ve tarihsel adımlar atılmıştır. Sayın Öcalan’ın ilk çağrısındaki temel talep, kendi siyasal hareketinin çatışma ve şiddet zemininden demokratik siyaset zeminine geçişini sağlayacak adımların atılması ve hareketin kendisini feshederek silahı bir tercih olmaktan çıkarıp demokratik siyaseti esas tercih haline getirmesiydi. Hareket bu çağrıya yanıt vermiştir.”
İkinci çağrının kapsamına ilişkin Turhallı, sürecin çok başlıklı bir çerçeveye sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “İkinci çağrı, bu yönüyle ayrıca değerlendirilmesi gereken bir çağrıdır. ‘Pozitif çağrı’ kavramı çerçevesinde Sayın Öcalan, süreci çok sayıda başlık altında ele almış ve bu aşamadan ne anlaşılması gerektiğini detaylandırmıştır. Çatışma zemininin ortadan kaldırılarak, çatışmanın bir tercih olmaktan çıkarılması ve bunun demokratik siyaset zeminine dönüştürülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bunun için demokratik uzlaşının vazgeçilmez olduğunu, demokratik entegrasyonun paralel biçimde geliştirilmesi ve anayasal-hukuki güvence altına alınması gerektiğini vurgulamıştır.”
'SUNULAN PERSPEKTİFLE YAPISAL ÇÖZÜM ÜRETİLEBİLİR'
İkinci çağrının “pozitif” içerik taşıdığını dile getiren Turhallı, bunun çok başlıklı bir çerçeve sunduğunu söyledi: “Pozitif çağrı derken Sayın Öcalan bunu birçok başlık altında değerlendirdi. Çatışma zemininin ortadan kaldırılarak çatışmayı bir tercih olmaktan çıkarıp demokratik siyaset dönüşüm alanına dönüştürmek gerektiğini ifade etti.
Bunun için demokratik uzlaşının olmazsa olmaz olduğunu, demokratik entegrasyonun paralel geliştirilmesi ve anayasal-hukuki güvenceyle tamamlanması gerektiğini söyledi. Bunu Türk-Kürt kardeşliği olarak ifade etti ama bir bütünleşme olarak da adlandırdı.”
Yüz yıllık bir meselenin güvenlikçi yaklaşımlarla ele alındığını belirten Turhallı, bu sürecin aynı zamanda meselenin toplumsal ve siyasal zeminde tartışılmasını sağladığını kaydetti.
“Bu kadar önemli bir yapısal mesele ancak yapıcı ve belli politikalarla çözülebilir. Bu kadar kronikleşmiş bir meselede yapısal çözüm üretmek kolay değil. Ama sunulan perspektif önemli. Devletin yıllarca uyguladığı inkâr ve imha politikaları çatışma zeminine yol açtı. Şimdi ise inkâr yerine tanıma, asimilasyon yerine kimliğini koruma ve etnik-dini aidiyet üzerinden kendini tanımlayabilme yaklaşımı ifade ediliyor.”
'POZİTİF ENTEGRASYON DEVLETE YAPISAL DÖNÜŞÜM SORUMLULUĞU YÜKLER'
Balsak, hukuksal tanımanın önemine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Bu tarihsel meseleye karşı siyasal ve sosyolojik durumu rasyonel görerek hukuksal bir tanımanın olması gerektiği ifade edildi. Anayasal çözümün demokratik entegrasyon temelinde özgür yurttaşlık anlayışıyla ele alınması gerektiği söylendi. Barış yasaları bunun önemli bir başlığıdır. Özgür yurttaşlık içinde anayasal vatandaşlık ve eşit yurttaşlık ilkesi vardır. Hiç kimse etnik ya da dini kimliğine göre değil, hukuksal bağlılık temelinde tanımlanmalıdır.”
Demokratik uzlaşının altını çizen Balsak, kimlik ve dil haklarının korunması ile yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin temel başlıklar arasında olduğunu vurguladı. Bu başlıkların devlete pozitif yükümlülükler getirdiğini ifade ederek, “Pozitif entegrasyon devlete yapısal dönüşüm sorumluluğu yükler; müzakere kanallarını açık tutan, eşit yurttaşlığı esas alan bir hukuksal düzen gerektirir” dedi.
'KADIN KURUCU BİR İRADE'
Cemile Turhallı, Sayın Öcalan’ın toplumsal cinsiyet perspektifinin kadın özgürlükçü bir yaklaşımı temel aldığını belirterek, “Bu çerçevede kadın, kurucu bir irade olarak konumlandırılmaktadır. Demokratik toplum tahayyülünün eşitlik temelli olduğu; bu toplumun kurucu öznesinin ise kadın özgürlükçü ideolojiyi benimseyen ve toplumsal eşitliği tüm dinamikleriyle inşa edebilen özgür kadın olduğu ifade edilmektedir. Kadının özgürlük ve siyasal harekete dâhil oluşundaki kurucu rolü düşünüldüğünde, bunun toplumsallaşma üzerinde ciddi bir etkisi olduğu görülmektedir. Hegemonik erkek egemenliğinin belirleyici olduğu siyasal ve güç alanlarına kadının taşınması kolay olmamış; ancak bu gerçekleştiğinde özgürlük hareketi toplumsallaşmış ve meşruiyetini güçlendirmiştir” ifadelerini kullandı.
'KADIN KOMÜNAL NOKTADA İNŞA ROLÜNÜ OYNAYABİLMELİ'
Sayın Öcalan’ın başından itibaren kadın çizgisinin kurucu bir irade olması gerektiğini ifade ettiğini belirten Turhallı, son yapılan çağrının da bu perspektifi destekleyen bir nitelikte olduğunu ifade etti. Çağrıda yer alan, "Kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür" cümlesini hatırlayan Turhallı, "Kadınların öncü ve itici güç olduğu bir toplumsal dönüşüm sürecinin daha hızlı ve güçlü bir meşruiyet ürettiği belirtilmektedir. Demokratik toplumun itici gücü kadın olması gerekir derken aslında komünel toplumun da itici gücü ve öncüsü kadın olmalıdır ve kadın bu noktada inşa rolünü oynayabilmelidir. Rojava devrimi dünya kamuoyunda bir kadın devrimi olarak nitelendirildi. Sayın Öcalan kadını zaten bu toplumsal gerçeklik karşısında toplumda komünel değerleriyle buluşturmanın yolunun kadın eliyle olabileceğini ifade ediyor. Rojava’daki özgüven, kararlılık ve cesaret birçok kadın için umut kaynağı oldu. Kürt kadını, özgürlük sembolü olarak anılmaya başlandu. Jine Amini sonrasında gelişen süreçlere de ilham kaynağı oldu” dedi.
'KOMÜNAL TOPLUMUN ÖNCÜSÜ KADINLARDIR'
“‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesiyle bütünleşen bu yaklaşımın, Sayın Öcalan’ın temel felsefesinin somutlaşmış hali olduğu ve pratikte karşılık bulduğu dile getirilmektedir” diyen Turhallı, toplumu en iyi analiz eden yaklaşımın komünal değerlerle buluşmanın kadın eliyle mümkün olabileceğini aktardı. Turhallı, “Demokratik toplumun itici gücünün kadın olması gerektiği; komünal toplumun da öncüsünün kadın olduğu ve inşa rolünü üstlenmesi gerektiği çağrıda yer alıyordu. Pozitif entegrasyon ve pozitif aşama, devlete pozitif yükümlülükler getiren bir süreç olarak tanımlanırken; toplumun da bu sürecin muhatabı olduğu vurgulanıyor. Bu anlamda toplumdaki en önemli muhataplardan biri kadın ve kadın hareketi. Çünkü kadın mücadelesi bugün vermiş olduğu benzersiz mücadeleyle küresel bir direniş hattı ördü" ifadelerini kullandı.
Kadın mücadelesinin bölgesel ve küresel boyutuna da değinen Turhallı, “Hindistan’dan Avrupa’ya, Güney Amerika’dan farklı coğrafyalara kadar uzanan bir kadın mücadelesinin varlığı; Kürt kadın hareketinin bu sürece öncülük ettiği ve ilham kaynağı olduğunu bize açık bir şekilde gösteriyor” dedi.