DEM Parti Kadın Meclisi, "Hiçbir güvenlik zirvesi, halkların ve kadınların özgür, eşit ve barış içinde bir arada yaşama talebinin önüne geçemez" dedi.
"7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye'de gerçekleştirilecek NATO zirvesine karşı yükselen itirazlar, savaşa karşı barışı savunanların itirazıdır" denilen açıklamada şu hususlara yer verildi: "Bu itirazı yükselttikleri için şafak operasyonlarıyla gözaltına alınan kadınlar ve gençler bu ülkenin güvenlik sorunu değil, barışın ve demokratik geleceğin inşacılarıdır.
Zirve öncesi protokolün geçeceği yollara yapılan harcamalar, kadınların yaşadığı derin yoksulluğun nasıl görmezden gelindiğinin kanıtıdır. Yollara çekilen bariyerler, yaşanan ekonomik krizle beraber evlere ve yaşam alanlarına yansıyan yoksulluk gerçeğinin önüne çekilmiş bariyerlerdir.
Kuruluş kodlarında cinsiyetçilik, milliyetçilik, savaş ve militarizm olan NATO'ya itiraz; savaşa, emperyalizme ve halkların, ortak, eşit yaşamını hedef alan politikalara itirazdır. Kadınların bedenini, emeğini, haklarını ve yaşamını hedef alan erkek egemen zihniyete karşı yükselen itirazdır.
NATO ve benzeri askeri ittifakların temel amacı; tekçi, cinsiyetçi ve erkek egemen politikaları emperyal çıkarlar doğrultusunda hayata geçirmektir. Bugüne kadar gerçekleştirilen her zirve, savaş politikalarının yeniden üretildiği ve meşrulaştırıldığı bir zemine dönüşmüştür. Özellikle Ortadoğu'da derinleştirilen savaş politikaları bunun en açık göstergesidir. Kadınlar her defasında bu savaş politikalarının hedefi olmuştur.
Bu zirvelerde esas alınan halkların ve kadınların güvenliği değil; sermayenin, emperyal çıkarların ve savaş politikalarının güvenliğidir. Kadınları ve kız çocuklarını istismar eden ve Epstein dosyalarında adı geçen ve suç şebekelerinde yer alanların güvenliğidir. Bu nedenle bu zirveye karşı çıkmak kadınların en meşru ve demokratik hakkıdır.
Bugün Afganistan'dan İran'a, Suriye'den Sudan'a, Lübnan'dan Türkiye'ye kadar kadınların haklarına, yaşamlarına ve kazanımlarına yönelik saldırılara karşı yükselen kadın mücadelesi bu meşruiyetin en güçlü ifadesidir.
Bu mücadele bugün aynı kapitalist zihniyetle, emperyal hayallerle Ankara’da bir araya gelecek olan zirveye karşı ülkenin dört bir yanında milyonlarca kadının itirazı olarak kendini göstermiştir.
Bu itirazı susturmaya yönelik yapılan hiçbir gözaltı ve tutuklamayı kabul etmedik, etmeyeceğiz. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının ruhu; savaşı besleyen ve koruyan ittifakları değil, bu ruhun mayası olan kadınların özgürlük mücadelesini esas alan, erkek egemen düzene ses yükselten kadınların sesine ses olmaktır.
Bu ülkenin gerçek güvenlik sorunu; savaştan ve sömürüden beslenen, halkların ve kadınların yaşamını hedef alan emperyalist, kapitalist ve kadın düşmanı ittifaklardır.
Sınırları aşan kadın mücadelemizle, dayanışmamızla savaşın karşısında olacak, barışın kurucu özneleri olacağız. NATO zirvesinin güvenliği değil, savaşın ve şiddetin hedefi olan kadınlar korunmalıdır!"