Kuzey ve Doğu Suriye’de savaş artık yalnızca toprak üzerinde bir mücadele değil; aynı zamanda kimliklerin, aidiyetlerin kesiştiği ve özellikle kadının rolü ile toplumdaki yerinin sınandığı bir alana dönüşmüş durumda.
Heyet Tahrir Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye destekli silahlı grupların Suriye’de Kürtlere yönelik imha saldırıları Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılırken, söz konusu gruplar kadınlara yönelik savaş suçları işlemeye devam ediyor.
Narîn Axîn’in hikayesi, bölgedeki karmaşık savaş ortamında kadının direnişi, kimlik çatışmaları ve toplumsal dönüşümün çarpıcı örneklerinden biri. Minbic kentinden Arap bir kadın savaşçı olarak geleneksel kalıpları reddeden ve Kadın Koruma Birlikleri’ne (YPJ) katılan Narîn, hem kendi özgürleşme mücadelesini hem de bölgedeki kadınların karşılaştığı ağır ihlalleri simgeliyor.
Bölgede son dönemde yaşanan savaşta, Suriye Geçici Hükümeti, DAİŞ ve Türkiye destekli çete gruplarının yer aldığı çatışma ve saldırılar sırasında kadın savaşçılara yönelik ihlalleri ortaya koyan görüntü ve tanıklıkların yayılması kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Minbicli iki Arap kadın savaşçı olan Narîn Axîn ve arkadaşı Amara Întîqam, ocak ayında Dêrazor’da esir alındıkları sırada paylaşılan görüntülerde “hediye” olarak Ebu Mücahid’e sunulacakları iddiasıyla gündeme gelmişti.
Narîn Axîn, 2022 yılında YPJ’ye katılma kararını hayatında bir dönüm noktası olarak tanımlarken, geleneksel kalıpların dışına çıkma iradesiyle bu adımı attığını belirterek “Bana dayatılan geleneksel anlayışı ve yaşam biçimini kırmak, ülkemi savunan bir savaşçı olmak istedim” sözleriyle o süreci anlattı.
Narîn, bu katılımın kendisini yeniden tanımlama süreci olduğunu ve YPJ içinde kendini anlama ile yeni bir kimlik inşa etme imkanı bulduğunu ifade etti.
YPJ saflarında kendisine yeni bir alan bulduğunu söyleyen Axîn, burada yalnızca askeri değil, aynı zamanda kişisel bir dönüşüm yaşadığını vurguladı. Daha sonra Dêrazor’a, bölgedeki kadınları koruma sorumluluğuyla görevlendirilen Narîn, o süreci şöyle paylaştı:
“Dêrazor’a gittikten sonra olaylar hızla değişti. Geçici hükümete bağlı silahlı gruplar ve aşiretler tarafından esir alındım. Ben de Arap'tım ancak kendi halkım tarafından esir alındım. Esir alındığımız sırada çekilen görüntüde bizim nasıl ‘Ebu Mücahid’e hediye’ olarak tanımlandığımızı herkes görmüştür.”
Esir olduğu iki ay boyunca içsel direnişini sürdüren Narîn, “Bizi kıracaklarını, kadının anlamını ve iradesini yok edeceklerini sandılar, ama hayır. Zindanda olduğum günlerde hep şunu söyledim: Buradan çıkacağım ve kendimi bulduğum yere, YPJ saflarına geri döneceğim. Umudumu hiçbir zaman yitirmedim” diye konuştu.
19 Mart’ta gerçekleşen esir takasıyla, üçü savaşçı olmak üzere toplam yedi kadınla birlikte özgürlüğüne kavuşan Narîn, yoldaşlarıyla yeniden buluşma anını “hayatımın en mutlu anlarından biri” olarak tanımladı.
Bugün askeri üniformasıyla yeniden YPJ saflarında yer alan Narîn Axîn, tüm mücadeleci kadınlara güçlü bir mesaj da verdi: “Siyasi, sivil ya da askeri… zindanlardaki tüm mücadeleci kadınlara sesleniyorum: Kendinize olan inancınız güçlü olsun. Esaretimde bana ‘hediye’ diyenler vardı, ama bugün karşınızdayım; askeri üniformamla, dimdik ve güçlü.”