Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) ile İsviçre Kürt Kadın Birliği (YJK-S) tarafından İsviçre’nin Zürih kentinde bulunan Rote Fabrik’te “Barış, Bizsiz Olmaz” sloganıyla uluslararası bir kadın konferansı düzenlendi.
Kadınların barış süreçlerindeki rolü, müzakere deneyimleri, eşit temsiliyet, örgütlenme özgürlüğü ve sürdürülebilir barışın toplumsal zemini gibi başlıkların ele alındığı konferansa, Kürdistan’ın dört parçasından ve çeşitli ülkelerden yaklaşık 180 delege katıldı.
Konferans, sabah saatlerinde DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Kolombiyalı eski senatör ve barış müzakerecisi Victoria Sandino ile Bask ülkesinden eski siyasi tutsak Kizkitza Gil de San Vicente’nin katılımıyla düzenlenen panelle başladı.
PERWİN YUSİF: ROJAVA DEVRİMİ BİR ALTERNATİF
Daha sonra konferansta PYD Eşbaşkanı Perwin Yusif bir konuşma yaptı. Yusif, konuşmasında Rojava Devrimi’nin ortaya çıkış sürecinden bugüne uzanan tarihsel arka planına değinerek, Kuzey ve Doğu Suriye’deki güncel siyasi, askeri ve toplumsal gelişmeleri kapsamlı bir çerçevede değerlendirdi.
Rojava’da inşa edilen sistemin, halkların birlikte yaşamını esas alan demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir model olduğunu belirten Yusif, bu modelin merkezinde kadınların yer aldığını vurguladı. Kadınların yalnızca toplumsal yaşamda değil, aynı zamanda yerel yönetimlerden diplomasiye, öz savunmadan ekonomi alanına kadar her düzeyde aktif rol üstlendiğini ifade etti. Kadın öncülüğünün, devrimin hem kurucu hem de koruyucu gücü olduğunu dile getirdi.
Kadınların öz örgütlülüğü temelinde geliştirilen eşbaşkanlık sistemi, kadın meclisleri ve savunma yapılarının, Rojava’daki dönüşümün en önemli dinamikleri arasında yer aldığını belirten Yusif, bu kazanımların Ortadoğu’da alternatif bir yaşam modeli sunduğunu söyledi.
Konuşmasında Rojava’nın karşı karşıya olduğu tehditlere de dikkat çeken Yusif, bölgesel çatışmalar, uluslararası güç dengeleri ve dış müdahaleler nedeniyle bu modelin sürekli hedef alındığını ifade etti. Özellikle kadın kazanımlarının tasfiye edilmek istendiğini vurgulayan Yusif, buna karşı en güçlü yanıtın kadınların örgütlü mücadelesi ve uluslararası dayanışmanın büyütülmesi olduğunu belirtti.
Yusif, konuşmasını kadınların öncülüğünde geliştirilen bu deneyimin korunmasının yalnızca bölge halkları için değil, dünya genelinde barış ve demokrasi mücadelesi açısından da kritik bir önem taşıdığını vurguladı.
Konferansın öğleden sonraki bölümünde ise “Barış süreçleri sonrası kadın hareketleri: perspektifler ve stratejiler”, “Barış süreçlerinden demokratik bir topluma kadınların kurucu rolü” ve “Uluslararası kadın dayanışması ve ortak eylem zeminleri” başlıklarında farklı atölye çalışmaları düzenlendi.
PERSPEKTİF VE STRATEJİ NE OLMALI?
“Barış süreçleri sonrası kadın hareketleri: perspektifler ve stratejiler” başlığı adı altında düzenlenen atölye çalışmasında, barış anlaşmalarının ardından kadın hareketlerinin nasıl yeniden konumlandığı, kazanımların nasıl korunacağı ve kadınların yaratılacak yeni toplumda nasıl bir konuma ve sorumluluğa sahip olacağı ele alınıp tartışıldı. Kadınların siyasi, sosyal ve hukuki alanda daha güçlü temsil edilmesi için geliştirilebilecek stratejiler, yerel ve uluslararası deneyimler üzerinden ele alındı. Ayrıca, kadın örgütleri arasındaki ağların güçlendirilmesi ve ortak mücadele hatlarının oluşturulmasının önemi vurgulandı. Önder Apo’nun kadın özgürlüğüne verdiği önemin vurgulandığı atölyede, kadınların barış sonrasında toplumun her alanında sorumluk alması gerektiği kaydedildi.
‘DEMOKRATİK TOPLUMUN KURUCU ÖZNESİ OLMALIYIZ’
“Barış süreçlerinden demokratik bir topluma kadınların kurucu rolü” başlığı adı altında düzenlenen atölye çalışmasında ise kadınların yalnızca barışın tarafı değil, aynı zamanda yeni bir toplumsal düzenin kurucu öznesi olduğu fikri öne çıktı. Kadınların karar alma mekanizmalarına eşit katılımının, kalıcı ve demokratik bir barışın temel koşulu olduğu ifade edildi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin anayasal güvence altına alınması, yerel yönetimlerde eş başkanlık gibi modeller ve kadınların öncülüğünde geliştirilen alternatif yaşam pratikleri tartışıldı.
‘ORTAK MÜCADELE BÜYÜTÜLMELİ’
“Uluslararası kadın dayanışması ve ortak eylem zeminleri” başlığıyla düzenlenen atölye çalışmasında ise farklı ülkelerden kadın hareketlerinin deneyim paylaşımı ve ortak mücadele olanakları ele alındı. Savaş, göç, yoksulluk ve erkek egemen şiddete karşı ulusötesi dayanışmanın nasıl güçlendirilebileceği tartışıldı. Ortak kampanyalar, eş zamanlı eylemler ve bilgi paylaşım ağlarının oluşturulması gibi somut iş birliği araçları üzerinde duruldu; kadınların küresel ölçekte birlikte hareket etmesinin barış süreçlerine etkisi değerlendirildi.
Konferans, atölye çalışmalarında ortaya çıkan sonuçların ele alınıp değerlendirilmesinin ardından, hep bir ağızdan atılan “Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla sona erdi.
Konferansın ardından katılımcılara, Önder Apo’nun doğum günü vesilesiyle ağaç fideleri hediye edildi.