Brezilya’da MES/PSOL üyesi olan Mariana Conti, Campinas (São Paulo) Belediye Meclisi’nde üçüncü dönem görev yapıyor ve 2026 seçimlerinde eyalet milletvekili aday adayıdır. İlk döneminde meclisin tek kadın üyesi olan Conti, daha sonra iki dönem üst üste kentte en fazla oy alan meclis üyesi seçildi.
ANF’nin sorularını yanıtlayan Mariana Conti, bu durumu “Kadınların gücünü ve feminist mücadelenin etkisini gösteren bir başarı” sözleriyle değerlendirdi.
2025 yılında Filistin’le dayanışma amacıyla düzenlenen Küresel Sumud Filosu’nun Brezilya delegasyonunda da yer aldı.
‘BREZİLYA DERİN EŞİTSİZLİKLERLE ŞEKİLLENİYOR’
Brezilya’daki toplumsal ve siyasal eşitsizliklere dikkat çeken Mariana Conti, ülkenin dünyanın en eşitsiz beşinci ülkesi olduğunu belirterek, servetin büyük bölümünün küçük bir azınlığın elinde toplandığını ifade etti.
Kadınların, özellikle siyah ve yerli kadınların yoksulluktan en fazla etkilenen kesimi oluşturduğunu vurgulayan Mariana Conti, siyasal alandaki temsil eşitsizliğinin bu yapının bir yansıması olduğunu söyledi.
Son yıllarda feminist ve ırkçılık karşıtı hareketlerin güç kazandığını belirten Mariana Conti, buna rağmen kadın siyasetçilere yönelik şiddetin sürdüğünü ve Marielle Franco cinayetinin bunun en çarpıcı örneği olduğunu ifade etti.
‘KADIN MÜCADELESİ AYNI ZAMANDA ANTİ-FAŞİST BİR MÜCADELEDİR’
Parlamenterlik deneyimini aktaran Mariana Conti, Bolsonaro dönemi, salgın süreci ve aşırı sağın yükselişinin Brezilya’daki eşitsizlikleri derinleştirdiğini belirtti.
Kadınların siyasette yalnızca temsil edilmesinin yeterli olmadığını vurgulayan Mariana Conti, “Emekçi kadınları temsil etmek gerekir. Aşırı sağ, kadınların kazanımlarının en büyük tehdididir” dedi.
ERDOĞAN VE BOLSONARO KARŞILAŞTIRMASI
Erdoğan ve Bolsonaro arasında benzerlikler olduğuna dikkat çeken Mariana Conti, her iki liderin de otoriter ve aşırı sağ politikaların parçası olduğunu söyledi.
Bu liderlerin küresel ölçekte yükselen sağcı bir dalganın temsilcileri olduğunu ifade etti.
‘KÜRDİSTANLI KADINLAR DÜNYAYA ÖRNEK’
Kürdistanlı kadınların mücadelesine ilişkin soruyu yanıtlayan Mariana Conti, bu deneyimin kadın özgürlüğü açısından küresel bir örnek olduğunu söyledi.
Rojava Devrimi’ni ve DAİŞ’e karşı mücadeleyi yakından takip ettiklerini belirten Mariana Conti, Kürdistanlı kadınların siyasi özerklik ve kadın öncülüğünü savunarak önemli bir model oluşturduğunu ifade etti.
‘ULUSLARARASI DAYANIŞMA MÜCADELEDE İZLENECEK YOLDUR’
Rojava’daki kadın hareketlerinin başlattığı “Hepimiz YPJ’yiz” kampanyasının önemine de değinen Mariana Conti, şunları belirtti: “Mücadele alanlarının, işgallerin, öğrenci hareketlerinin, sendikal ve halk hareketlerinin her cephesinde kadınlar ön saflardadır. Çünkü şiddetin, emperyalist sömürgeciliğin, iklim krizinin, savaşların ve neoliberal politikaların sonuçlarından en fazla etkilenenler bizleriz. Brezilya’da da durum aynıdır. Aşırı sağın ve faşizmin saldırılarına karşı ilk savunma hattını kadınlar oluşturmaktadır. “Hepimiz YPJ’yiz” kampanyası özellikle bugün büyük önem taşımaktadır. Çünkü bir yandan Rojava Devrimi’nin kazanımları hedef alınırken diğer yandan dünya çapında emperyalist saldırılar yoğunlaşmaktadır. Uluslararası dayanışma bu mücadelede izlenecek yoldur.”
‘ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ DEMOKRATİK BİR TALEPTİR’
Önder Apo’nun özgürlüğüne ilişkin soruyu yanıtlayan Mariana Conti, bu talebin demokratik bir mücadele olduğunu belirtti.
Önder Apo’nun Kürt halkının meşru lideri olduğunu ifade eden Mariana Conti, 27 yıllık tutsaklığının siyasi bir baskı ve ve Kürt halkının kendi kaderini tayin mücadelesini zayıflatma girişimi olduğuna dikkat çekti.
Brezilya’dan uluslararası özgürlük kampanyasına destek verdiğini belirten Mariana Conti, mesajını “Yalnız değilsiniz. Direnişiniz Brezilya’da yankılanıyor ve bize ilham veriyor. Zafere kadar” sözleriyle tamamladı.