Gerçekleri çabuk gören, çabuk hisseden ve vicdanı haksızlığı kabul etmeyenler yönlerini hakikatin alanına verirler. Özellikle her gün işgal gerçekliğiyle yüz yüze gelen kadınlar için bu hakikat daha açık ve görünür hale gelir. Bu yüzden bastırılan ve yok edilmek istenen her hakikat, ancak radikal bir çıkışla ileri taşınabilir. Cesur kadınlar kendi kimlikleri ve sesleriyle bu inkar ve imha siyasetine karşı dururlar. Adaletsizliğe karşı yükselen her ses, susturulmak istense de yankılanır. Bu işgal politikalarına kalbiyle, vicdanıyla direnen kadınlar özgür kimliğe sahip olanlardır. Bu gerçeği erken fark eden ve haksızlığa karşı susmayan kahraman kadınlardan biri de 15 Ağustos 2017 yılında Zap alanında şehit düşen Şîlan Ezgi’dir (Dilan Mavzer.)
Gazeteci Çınar Göktaş, hakikatin izinden giden Şîlan Ezgi’nin yaşamı ve mücadelesini anlattı. Şehit Şîlan şahsında tüm şehitleri anarak sözlerine başlayan Çınar Göktaş, “Öncelikle dağlarda ve özgür basın alanında emek veren, çalışmalarıyla öncülük eden, çaba gösteren, can veren bütün şehitleri saygıyla anıyorum. Tufan Dersim (Tufan Sefkan), Fırat Tolhildan, Aso Baran, Azad, Elîkanî Roj, Helgurt ve Xemgîn yoldaşları da anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Onların anılarını, nefes aldığımız sürece yaşatacağız. Heval Şîlan 2003 yılında Apocu hareketi tanıdı. Mevcut sistemi, dayatılan yaşam tarzını, dayatılan düzeni kabul etmedi. Sorular sormaya, arayışlarını derinleştirmeye başladı. Bu temelde özgürlük mücadelesine katıldı. Özgür basın çalışmalarında da birçok sorusunun cevabını aradı.
Yaşadığı yaşamda özgürlüğün cevabını bulamıyordu. Bu yüzden bu hayatı kabullenemiyordu. Çünkü o, özgür yaşamak istiyordu. Türk devletinin işgali, Kürt halkı üzerindeki baskı ve özellikle Kürt kadınlarına yönelik inkarcı politikalar onun için bir sorgulama vesilesiydi. Bu, bir başlangıç noktası oldu, yani arayışlarını pratiğe geçirme sürecine girdi. Bu sorgulamaları sonucunda kendisini özgür bir yaşama ulaştıracak yolu buldu ve yönünü Kürdistan dağlarına çevirdi. Şehit Şîlan Ezgi, Önder Apo’nun kitaplarında, savunmalarında aradığı soruların esas cevabını buldu. ‘Bir Kürt kadını olarak, genç bir kadın olarak nasıl yaşamalıyım, özgür bir yaşamı nasıl kurabilirim, bunu hangi temeller üzerine inşa etmeliyim’ gibi soruların cevabını Önder Apo’nun düşüncesinde, özgürlük ideolojisinde buldu. Bu bilinçle Kürdistan dağlarına çıktı ve tarihi bir mücadele yürüttü” diye konuştu.
ARAYIŞININ CEVABINI ÖZGÜR BASIN ÇALIŞMALARINDA BULDU
Şehit Şîlan’ın, Özgür Basın çalışmalarında, kadın özgürlük çizgisini koruma temelinde mücadele yürüttüğünü vurgulayan Gökhan Çınar konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Tıpkı ondan önce bu çizgide yürüyen Gurbetelli Ersöz, Gulistan Tara, Hero Bahadîn gibi öncü kadınlar gibi o da Kürt halkına ve Kürt kadınlarına hizmet etti. Arayışının cevabını, özgür basın çalışmalarında pratiğe dönüştürdü. O, bir hakikat arayıcısıydı. Ailesine ve yoldaşlarına yazdığı mektuplarda şöyle diyordu; ‘Ben her zaman gerçeğin peşindeydim. Hep hakikatin izinden yürüdüm ve asla hakikatten vazgeçmedim.’ Arayışını, emeğini ve özgürlük yürüyüşünü bu sözlerle tanımlıyordu. Avrîn Mahsum, Koçerîn Dîgor, Roza Amed, Axîn Amûdê ve Amara Dersîm gibi kadın yoldaşlarının izinden gitti. Bu çizgi, Kürt kadınlarının ve Ortadoğu kadınların özgür kimliğini inşa ettiği köklü bir mirastır. Şüphesiz ki, Ortadoğu kadınlarına karşı çok ağır, özel savaş politikaları yürütülüyor.
Bu durum bugün de devam ediyor. Tarih boyunca da böyleydi. Fakat kadınlar, öz savunmasını güçlendirdiği ve özellikle özgür dağlarda kendi varlığını inşa ettiği için, heval Şîlan da bu çizgide, kadın kırımı ve kadınlara yönelik şiddet karşısında, erkek egemen akılla kurulmuş bu sisteme en güçlü cevabı verdi. Bu yüzden yürüttüğü tüm çalışmalarda bu mücadeleyi yaşatmak istedi. Birçok yazısında açıkça dile getiriyordu; ‘Bir kadın öz savunmasını nasıl yapar? Bir kadın özgürlük çizgisinde nasıl yürür? Bir kadın dağa baktığında, o dağlardaki güzelliği, direnci nasıl görür?’ Bu sorular, onun kendi yaşamının pusulasıydı. Yani Şîlan, düşüncesiyle, yaşamıyla, çalışmaları ve mücadele deneyimiyle bize öncülük etti. Bizler yaşadığımız sürece, nefes aldığımız sürece, kanımızın son damlasına kadar mücadelesine sahip çıkacağız ve o çizgiyi yaşatacağız.
Bugün Şîlan yoldaş, Gurbetelli Ersöz’ün yarattığı çizgide, özellikle özgür basın alanında büyük eserler ortaya koydu. Arayışları ve sorgulamaları eserlerinde karşılık buldu. Heval Şîlan tüm kadınlara sahip çıkmaları gereken bir miras yarattı. Onun ahlakı, disiplini, duruşu, direniş ruhu hepimize örnek oldu. Onu tanıyan herkes bilir; enerjisi çok güçlüydü, pozitifti. Bu enerjisini hep büyüttü, derinleştirdi. Şîlan, özgür basın alanında bulunduğu süre boyunca, hep daha fazla üretmek, daha güçlü çalışma yürütmek istedi. Bu isteği bizi de motive etti, biz de onun bıraktığı çizgide yürümeye devam edeceğiz. Şîlan heval kamerasıyla dağ dağ dolaştı; Zap’tan Xakurkê’ye, Xinêrê’ye kadar Kürdistan’ın her karışında emeği, izi var. Onun emeği, Kürdistan’ın bütün alanlarında hissedilir. Biz de onun bu emeğine sahip çıkacağız. Çünkü o, şehitlere, Kürdistan tarihine ve gerillaya karşı büyük bir sorumluluk duyuyordu.
Kadın özgür basın çizgisi kolay kurulmadı. Bu çizgiyi Gurbetelli, Zinarîn, Bêrîtan, Şîlan Ezgi ve onların yolunda yürüyenler inşa etti. Aynı zamanda birçok özgür basın emekçisi bu uğurda can verdi. Bizler, onların bıraktığı başarıları daha da ileri taşıyacağız. Önder Apo’nun özgürlüğüyle birlikte, zafere ulaşacağız. Özgür Basın çalışmalarında yer alıyordu çünkü kaybolan tarihi yeniden gün yüzüne çıkarmak istiyordu ki Kürt gençleri ve Kürt kadınlarının öz değerlerine ulaşsın. Özgür basın şehitleri; Şîlan Ezgi, Gülistan Tara, Koçerîn Dîgor, Avrîn Mahsum, Axîn Amûdê, Amara Dersîm, Gulistan, Roza, Sara, tüm bu kadınlar Gurbetelli Ersöz’ün çizgisinde yürüdüler. Bizler de Özür Basın şehitlerinin emeklerine ve mirasına sahip çıkağız. Bu emeği Kürt halkının özgürlüğüyle, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüyle sonuçlandıracak ve zafere ulaştıracağız.”
