Binarê Qendîl’in kadim köyü: Elîreş
Elîreş köyü, Binarê Qendîl’de bulunan kadim bir köydür. Köyün komünal yaşamının akışı, Kak Resûl’un kavalının sesi eşliğinde insanı bu güzel doğanın dengesi içinde adeta kendine çekiyor.
Elîreş köyü, Binarê Qendîl’de bulunan kadim bir köydür. Köyün komünal yaşamının akışı, Kak Resûl’un kavalının sesi eşliğinde insanı bu güzel doğanın dengesi içinde adeta kendine çekiyor.
Binarê Qendîl’in doğası ve güzelliği, yeryüzünde bir cennet olarak tanımlanır. Her mevsimde farklı bir güzelliğe bürünerek insanların gönüllerine işler. Gökyüzüne uzanan dağlar bulutlarla buluşur. Dağların yamaçlarına ve eteklerine kurulmuş köyler ise bu doğal uyumun içinde eşsiz bir manzara ortaya çıkarır.
Elîreş köyü de bu kadim köylerden biridir. Köye girildiğinde insanı ilk karşılayan şey, Kak Resûl’un kavalından yükselen ince ve etkileyici sestir.
Bu ses, köyün doğal güzelliğiyle birleşerek insanı tarihin derinliklerine götüren bir senfoniye dönüşür. Bu senfoni, insanın zihnini dinlendirir ve günlük yaşamın tüm ağırlığını unutturur. Elîreş köyü, Binarê Qendîl’in Şehit Harûn bölgesinde yer alan ve dağın yamacına kurulan 25 haneden oluşur.
Tüm zorluklara ve baskılara rağmen ayakta kalmayı başarmıştır. Köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır.
Köy sakinlerinden Kak Resûl Mehmûd, Elîreş köyünün eski bir yerleşim yeri olduğunu anlatarak, geçmişten beri bu köyde yaşadıklarını belirtiyor Kak Resûl, geçmişte köyde su sıkıntısı yaşandığını ve toprağın kuraklaştığını, ancak buna rağmen köylülerin yurtlarını terk etmediklerini vurguluyor.
KÖYÜN KOMÜNAL YAŞAMINI ANNELER YAŞATIYOR
Köy yaşamını sürdürenlerin başında kadınlar geliyor. Tanya, Bihar ve Befrîn adlı kadınlar, köyde yaşamın kadınlar etrafında örgütlenen komünal bir şekilde sürdüğünü ve yaşamı birlikte ayakta tuttuklarını ifade ediyor. Befrîn anne, köydeki ortak yaşama ilişkin şunları belirtiyor “Biz komşular olarak işlerimizi birlikte yapıyoruz. Çalışma zamanı geldiğinde bütün komşular bir araya geliyor.”
Köylülerden Azad Hesen de tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarını, kadınlar ile erkekler arasında doğal bir dayanışma bulunduğunu ve köyde bütün işlerin ortaklaşa bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çekiyor.
Yaşamlarını doğayla ve köyün tüm ayrıntılarıyla bütünleştirenlerin başında yine anneler geliyor. Onlar, köy yaşamının ne kadar zorlu ve emek gerektiren bir yaşam olsa da hiçbir şeye değişilmeyeceğini ifade ediyor. Ayrıca zaman zaman işgalci devletlere ait savaş uçaklarının saldırılar düzenlediğini, ancak bunun kendilerini topraklarından ve yaşam alanlarından koparamadığını vurguluyor.



