GÖRÜNTÜLÜ

Birsen Orhan: Kayyumlar geri çekilmeli, seçilmişler göreve dönmeli

Kayyum uygulamalarının yerel demokrasi ve halk iradesi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Birsen Orhan, halkın iradesine saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak kayyum atanan belediyelerin seçilmiş yöneticilere yeniden devredilmesi çağrısında bulundu.

BİRSEN ORHAN

Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan gerçeklerle beraber kayyum uygulamalarının toplumsal yaşam üzerindeki etkileri yeniden gündeme geldi. Kayyum olarak atanan dönemin valisi Tuncay Sonel ve organize suç şebekesinin Dersim'de istihdamdan sağlığa, toplumsal yaşamdan kamusal hizmetlere kadar hayata geçirdiği özel savaş politikaları birçok alanda kendini gösterdi.

Belediyeleri gasp eden kayyumların halk iradesine zarar verdiğini belirten ve yerinen kayyum atanan Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan, kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi ve barışın yerelden başlaması gerektiğini belirtti.

Birsen Orhan, "Kayyumlarla örgütlü kötülük hali yaratıldı. Bunun sona ermesi ve halkın iradesinin geri iadesi gerekiyor. Kayyum atamalarıyla yerel demokrasi büyük zarar gördü. Halkın doğrudan yönetime katıldığı alanlar gasp edildi ve bunun yarattığı sonuçları bugün de yaşamaya devam ediyoruz. Kayyumlar, en başta eşbaşkanlık sistemimizi tanımadı. Göreve gelir gelmez kadın mekanizmalarını, kadın kurumlarını ve kadınların çalışma alanlarını kapatan bir anlayış sergiledi. Kayyum denildiğinde akla gelmesi gereken en somut örneklerden biri de kadın yaşamı üzerindeki etkileridir” ifadelerini kullandı.


'ÖZEL SAVAŞ PRATİĞİNİN EN SOMUT ÖRNEĞİNİ GÖRDÜK'

Dersim’de yıllardır akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku dosyasını hatırlatan Birsen Orhan, “Kadın yaşamını hedef alan anlayışın en çarpıcı örneklerinden biri Gülistan Doku gerçeğidir. Bugün hâlâ bedeninin bulunamaması ve dosyanın aydınlatılamaması, bu anlayışın yarattığı sonuçlardan biridir. Gülistan Doku’nun yaşamını hedef alan ve halen bedeninin bulunmasının önünde engel oluşturan yapıların varlığı da bu anlayışın bir sonucudur. Kayyum nedir diye sorulursa, kayyum tam da budur. Özel savaş politikasının vücut bulmuş halidir” diye konuştu.

'KAYYUM DERSİMDE BÜTÜN YAŞAMI HEDEF ALDI'

Kayyum uygulamalarının yalnızca yerel yönetimlerle sınırlı olmadığına işaret eden Birsen Orhan, bunun toplumsal ve ekonomik sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Özellikle Dersim’de işsizliği, yoksulluğu ve göçü artıran bir anlayışla karşı karşıyayız. Yerel dinamikleri yok sayan, rantçı politikalarla hareket eden bu sistemin nasıl örgütlendiğini görebiliyoruz. Emniyetten hastaneye, İŞKUR’dan üniversiteye kadar birçok kurum üzerinde etkili olan ve kadın yaşamını hedef alan bir kayyum pratiği söz konusu” dedi.

'BARIŞ YERELDEN BAŞLAR'

İçinden geçilen dönemin barış ve demokratik toplum tartışmaları açısından önemli olduğunu vurgulayan Birsen Orhan, kalıcı bir barışın yerelden başlaması gerektiğini söyledi. Birsen Orhan, “Barıştan söz ediyorsak, önce halkla ve kentlerle barışmak gerekir. Yerel halkla barışmadan gerçek anlamda bir barış inşa edilemez. Bugün hâlâ çok sayıda belediyede kayyum uygulamaları sürüyor ve halkın iradesinin gasp edildiği gerçeği ortada duruyor. Eğer demokrasi ve demokratik siyaset diyorsak, öncelikle halkın iradesine saygı gösterilmelidir” diye belirtti.

'KAYYUMLARIN GERİ ÇEKİLMESİ EN TEMEL GEREKLİLİK'

Kayyum atanan belediyelerin seçilmiş yöneticilere teslim edilmesi gerektiğini vurgulayan Birsen Orhan, bunun yürütülen sürecin samimiyetini gösterecek temel adımlardan biri olacağına dikkat çekti. Birsen Orhan, “Kendi halkıyla ve yereliyle barışmayan bir siyasi anlayışın barış sürecini toplumsallaştırması mümkün değildir. Yerel demokrasiyi yok sayan bir yerde demokratikleşmeden söz edilemez” diye ekledi.

'KAYYUMLAR BÜTÜN TOPLUMA ETKİ EDİYOR'

Yerel yönetimlerin yalnızca hizmet üreten kurumlar olmadığına dikkat çeken Birsen Orhan, bu alanların aynı zamanda toplumsal yaşamın ve demokratik katılımın merkezi olduğunu belirterek, “Burada gençlik çalışmaları, kadın kazanımları, dil ve kültür faaliyetleri yürütülüyor. Yerel yönetimler halkla doğrudan temas kurulan alanlardır. Bu nedenle yerel demokrasiye yönelik müdahaleler toplumun bütününe yönelmiş müdahaleler anlamına geliyor” dedi.

'BELEDİYELERİN KAPILARI HALKA KAPALI'

Kayyum yönetimlerinin belediyeler ile halk arasındaki bağı kopardığını söyleyen Birsen Orhan, “Kayyum atanan belediyelere baktığımızda, halkın kendisini ait hissedebileceği alanların ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Belediyelerin kapıları halka kapanıyor; insanlar sorunlarını anlatamıyor, kendilerini ifade edemiyor. Çünkü ortada halkla bağ kuran seçilmiş bir yönetim değil, atanmış bir sistem var” dedi.